Ziyaretçi

Selam ziyaretçi, Rina Roleplay forumuna hoş geldin. Rina Roleplay, Grand Theft Auto: San Andreasın multiplayer istemcisi "SAMP"ın, Türkiyedeki en büyük sunucusudur ve en büyük roleplay platformudur. Eğer Rina Roleplay forum üyeliğin varsa lütfen Giriş Yap veya üyeliğin yoksa hemen Kayıt Ol.

dusuk level kallavi phillip cortez


Başlatan Squezzy, 17 Ekim 2018, 03:59:18
Okunma sayısı 77789 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
dusuk level kallavi phillip cortez
« : 17 Ekim 2018, 03:59:18 »
delikanlı annesi ispanyol

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #1 : 17 Ekim 2018, 12:58:57 »
1997 - 05/Chicago
Gece telefon acı-acı çaldı. Monisealla beşiğinde uyuyor, Stephanie televizyonda çizgi film izliyor. Filmlik bir görsel! Telefon çaldı ve Carmen bulaşık bezini kenara bırakıp, usul adımlarla telefon sehpasına doğru adımlamaya başladı. Tam önüne geldiğin de acı olarak çalan telefon sustu ve kapı çaldı. Bunların hepsi yapılan bir sürprizin oyunu mu? Carmen kaşları kalkık halde adımladığı kapıya baktığın da kapının yan camlarına vuran siren ışıklarını rahatlıkla görebiliyordu. Kapıya yaklaştı, kapıyı usulca açtı ve karşısında tam takır giyinmiş bir özel kuvvetler görevlisinin olduğunu gördü. Kaşları kalkık, yüreği sancı dolu bir ifadeyle öylece bakıyordu.   
"Carmen, özür dilerim ama Feltcher'i kaybettik."

"Ne? Hayır, hayır bir dakika ne demek kaybettik?! Geleceğim demişti."

"Üzgünüm Carmen, üzgünüm-.."

" Hayır, hayır bu kadar basit olamaz tamam mı? Operasyondan döneceğim dedi, beni ve kızlarını arkada bırakamaz!"

Carmen dizlerinin üstüne çökmüş bir halde kollardan destek aldığı sırada, Stephanie kaşları kalkık halde öylece kenardan izliyor ve ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Anlayacak yaşta olan bir çocuğun bu denli bir atmosfer yaşaması ne kadar adil olabilir ki? Savaşın canı cehenneme! Monisealla beşiğinde melek uykusunda gülümsüyor, adeta babasını görerek oyunlar oynuyordu. Aşağıdan kopan çığlıklar garip bir şekilde onu uyandırmıyor, melek dolu rüyasında zaman geçirmeye devam ediyordu. Feltcher onu rüyasında son defa öptü, son defa kokladı ve sarılarak ona veda etti ama o hiç hatırlamayacak. Stephanie acı dolu bakışlarla babasının görev arkadaşının yüzüne bakınıp, yerde çırpınarak ağıtlar yakan annesinin seslerini kulağına üfleyen uğultuyla kesmeye çabaladı. Çabaladı, çabaladı ancak başaramadı. Gözünden inen tek bir yaş, ileride kardeşine hem ablalık, hem annelik yapacağının en büyük kanıtıydı.
2007/Chicago
"Hey, o benim kıyafetim hemen kıyafetlerimi bırak!"

"Hadi oradan be aptal! Annem bunu bana aldı, abla bırakır mısın ya?"
Gözlerimi ablamın o beth suratına dikmiş, adeta ondan nefret edercesine kurt bakışları sergiliyordum. Odadan bir sinirle çıktıktan sonra yüzüme takındığım neşeli sırıtma, bu oyunun galibiyetini aldığımın en büyük kanıtıydı ancak dayak yiyeceğimi de biliyordum! Odamın led lambalarını düzelttiğim sırada, aşağıdan gelen sesle beraber hızlı-hızlı basamaklardan çıplak ayaklarımı kullanarak inmeye başladım. Annemin elinde tuttuğu o zarfı halen hatırlıyorum, üstünde büyük bir simge mevcuttu! Ne olabilir ki? Biraz daha göz iliştirdiğim de ablamın sinirli yüzü tamamen bir gülümsemeye kapılmış olduğunu gördüm. Bu neden gülüyor yine? Ben kazanmıştım! Kulak misafiri değildim, bir hırsız, bir hokkabaz gibi dinlemeye devam ettim.
"Anne, anne! Akademi sonuçlarım gelmiş, başardım akademiye katılacağım! Başardımmm."

"Afferim güzel kızım benim, baban seninle gurur duyuyor."
Ne, ablam bir polis mi oluyor? Hayır, hayır! Sinirle çıkışarak indim aşağıya, kaşlarım çatık adeta gözlerimin içinden şeytanın son yansımasına benzer bakışlar sergiliyordum. Ablam suratıma birkaç saniye şaşkınlıkla baktıktan sonra, usulca yanıma yaklaşıp sessizliğini korumaya devam etti. Babam sırf bu aptal görev yüzünden öldü, onun bizi hiç düşünmeden gitmesine hiçbir anlam yükleyemiyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
 
"Polis mi olacaksın? Sen salaksın ya salak! Babam sırf bu aptal görev için öldü."

"Monisealla, ağzını topla yoksa ben toplarım. Sanane kızım? Babamın izinden gidiyorum."

"Sen şanslısın tabii babamı görmüşsün! Sen gerizekalısın ya sana hiçbir saygım yok siktir git."

"Monisealla bir daha ablana küfür edersen, seni doğduğuna pişman ederim küçükhanım! Odana çık."

"Biliyor musunuz? Kanunların canı cehenneme!"
Gözümden akan yaşla beraber odama çıkmaya başladığımı hatırlıyorum, adeta sinirden köpürmüş bir yüz halim vardı. Ablam, ablam bir polis! Neden ki? Aptalsın sen kızım, aptaal. Odama girip kapımı kapattığım da sinir dolu içimle avazım çıktığı kadar ağlamaya başladım. Elimin altına gelen herşey duvara çarparak düşürüyordu, sinirimi başka türlü atamayacağımı biliyordum. Yatağımın altına sakladığım sigara paketini alarak, montumu giyip saçlarımı düzeltmeden dahi tekrar aşağıya soluklanarak inmeye başladım. Merdivenleri o kadar hızlı iniyordum ki biraz daha hızlansam, ışık hızına falan ulaşabilirdim. Hiç seslenmeden çıktım evden, yüzüme vuran gün ışığı yaşlı gözlerimi kamaştırdı ve kulaklığımı takarak yoluma devam ettim! O patika, onu halen hatırlıyorum! Luren'e attığım mesaj çok açıktı, nerede olduğumu da biliyordu. Onunla dakikalarca öpüşüp, seksin doruklarına çıkmak için deliriyordum bu siniri başka türlü atamazdım! Ben eşcinsel miyim? Hayır. Sadece iki cinsiyetten de zevk almayı seviyorum, neden lezbiyen olayım?! Patikaya girdiğim de sigaramdan uzunlamasına bir nefes aldım, sanırım ergenliğin verdiği bu ihtişam havalı zevki kanıma bulaştırmayı seviyordum. Luren geldi, kırmızı bir etek giymiş okula gitmek için süslenmişti. Onun bu süslenmesi hoşuma gitti ancak getirdiği viski şişesi daha da hoşuma gitmişti. Hem viskimi yudumluyor, sigaramdan tüttürüyor ve Luren'nın açık olan göğüslerini emerek patron havasına bürünüyordum. Biliyorum baba, benimle gurur duymuyorsun ama ben hepsinden daha güçlüyüm!
2016/Chicago - Beyzbol!
O günü hiç unutamıyorum. Hava soğuktu, üstümde beyaz bir şişme mont vardı ve topuklu botlarımın sert sesleri kaldırım çerçevesinde yankılanıyordu. Anneme onbir'e kadar geleceğimi söylemiştim çünkü o gün Chicago Whales'in maçı vardı, beyzbol maçını kim kaçırır ki? En azından ben değil. Hemen Whales şapkamı başıma takıp, yağmur damlalarına aldırmadan stadın yolunu tuttum. Stad önünde beni bekleyen çılgın arkadaşımla sıcak bir kahkahayla cevap vererek sarıldım ve sigaramı yakarak etrafıma bakındım. Hayır, hayır! Çok durgun, bizim amigomuz nerede?! Takımın bağırması gerekiyor, bu kadar sakin olmalalı. Birkaç saniye gülüştükten sonra ortamda dönen sarılı sigaraya bakındım ve hemen yaklaşarak dumanımı almak için elimi kaldırdım.
"Uh, seksi kız dumanlanıyor! Monisealla, biraz daha içine çek bu gece çok uzun olacak."

"Evet kızım, evet-evet! İşte bu."

"Iğhm, bunu nereden aldınız siz? Boğazımı yaktı, hadi girelim! Maç başlayacak."
Dumanı dudaklarımın arasından rüzgara bıraktığım sırada, ayaklarımı zemine vurdurarak stadın girişine yaklaştım. Maddenin verdiği sıcaklık göz bebeklerimi küçültmüş, etrafına kızarıklar saçmıştı. Bunun farkına sadece güvenlikler varabilir, onlar da umrumda değil! İçeriye girdiğim de tribünde görüdüğüm kalabalık beni cezbetmişti. Yanımda dolaşan Richard'ın dudaklarına ufak bir öpücük kondurup, ona almak istediğini vermiş oldum. Hiç yüz vermeden kendi bölümüme yaklaşarak oturdum ve stad içinde oynanan oyunu izlemeye başladım. Herkes bağırıyor, alkışlıyor ve bazı kısımlar küfürler savuruyordu. Pet şişenin içine yerleştirdiğimi alkolden yudumlar alıp, sigaramın keyfine varmaya da devam ediyordum. Bu zevki benden kim çalabilir ki? Rüzgar yüzüme vurdukça, şapkamın arasından savrulan saçlarımı göz kararıyla görebiliyordum, evet ben güzelim!
"Oynayın artık, oynayın! O topa öyle mi vurulur? Mongol herifler, ben gelsem daha güzel vururdum!"
[/box]
Alkolün ve maddenin verdiği neşe ve cesaretle beraber kendimi iyice kaptırmışım, etrafımda bana bön-bön bakan gözleri fark edebiliyordum fakat umrumda değiller! Ne demişler? Bu hayata sadece bi' defa geliyoruz. Maçın bitiş sesini duymamla beraber zaferin verdiği mutlulukla Luren'nın dudaklarından öpüp, kalçasına bir tokat savurdum ve kahkaha eşliğinde çıkışa doğru yürüdüm. Evet, sapık değilim sadece eğlenmeyi seviyorum! O çıkışı hiç unutmuyorum. Birçok üniformalı sisteme köle olmuş aptal polisler suratımıza bakınıp, taşkınlık yapanları durdurmak için ışıklarını kullanıyordu. Hayır, böyle bitemez!
"Luren, arabana yumurtaları koydun mu?"
Aldığım baş sallamayla beraber koşar adımlarla onun külüstür kamyonetine doğru koştum, kapısını açtım ve koltuk üstünde duran karton yumurtaları kucaklayarak sırıtmaya başladım, şimdi başlıyoruz! Cesareti olmayan gerizekalılar etrafımdan uzaklaşmaya başladılar, hepsinin canı cehenneme bir de erkek olacaksınız! Ağır adımlarla ekip arabasına yaklaştım, kısık bir ıslık öttürdükten sonra içinde donut yiyerek keyiflerine bakan aptallara orta parmağımı kaldırdım. Bu parmak benim özgürlüğümdü ve o parmağı kesmeden özgürlüğü alamazlardı! Ön cama ardı-ardına fırlattığım yumurtalar, nemli polis arabasının camlarını adeta sarıya boyuyor, garip sesler çıkartarak etrafa saçılıyordu. Üç-beş yumurta attıktan sonra tek hatırladığım aptallığıma kanarak çıkmaz bir sokağa koşmamdı. Yakalandım, evet yakalandım! Ceza mı? Sicilime işlememe kaydıyla tüm arabaları yıkamaktı. Tanrıya şükür küçük bir departmanımız vardı, en fazla yirmi araba yıkamışımdır ancak bu eziyet gibiydi! Sanırım ablamın kulağına gitmiş olmalı ki hemen beni arayıp küfürler savurarak kapattı, sanırım polisler arasında haber çok çabuk yayılıyor!
2019 - Ocak / Chicago
Son yaptığım şey pek adil değil, biliyorum! Ne yani? Lise mezuniyetinde bir kızın burnunu kırdım, bunun ne gibi suçu olabilir ki? Bana küfür etmişti, bunu yediremezdim. Hah, bir de annemin arabasını çalmam da var tabii. Ne yapayım ya? Arabalar ayrı bir tutku, kızım diye arabaları sevemeyecek miyim? Püğh, saçmalık. O gün mezuniyet sonrasında çıktığımız yasadışı bir yarış vardı! Evet, arabamız spor değil ancak burada kimsenin arabası spor değil. Kamyonet ile beraber kalkış yarışına çıkmaya çalışan çocuk tanıdım ben be! Siz ne diyorsunuz? Burun kırma ve yasadışı yarış olayı sanırım etrafa çabucak yayıldı ve kendimi sevgili anneciğimiz sert elleri arasında buldum. Yediğim tokatlardan sonra dudaklarımın patladığını hissetmedim, avucuma damlayan sıcak bir kanla beraber anlayabildim. Sinir beynime fırladı ancak hiçbir şey yapamazdım, o kadar saygısız olamazdım hayır. Annem beni çekerek odama soktu, ardından saçıma başıma vurarak kapıyı kapattı ve uzaklaştı. En fazla sanırım bir ay dışarı çıkamayacağım, tatilimi geçireceğim diye düşünüyordum ki çalan telefonla beraber! Annemin telefonu çaldı ve bağırış seslerini üst kattan alıyordum.
"Stephanie bu kız çok oldu! Hem kavga etmiş, hem yasadışı halde araba yarışına katılmış. Şaka mı bu?"

"Sen de görevinden atıldın, ben ne yapacağım ya sizinle? Kapat! Ne yapacağımı anlarsın, kardeşini arama telefonunu kırdım."
Annem ablama kaydığı fırçayla beraber, işlerin gerçekten kızıştığını anlamıştım. Ertesi gün kalktığım da dudağımda yankılanan sızıyla beraber suratımı ekşittim, omuz üstünden komidinde bana bakan uçak biletini gördüm. Ne?! Hayır, oraya gitmem. Bileti alarak aşağıya fırladım ve kahvaltı eden annemin yüzüne çaresizce bakınmaya başladım. Kendinden o kadar emin bakıyordu ki konuşacak güç dahi bulamadım, kabullenmiş bir halde başımı sallayarak odama çıktım ve saatlerce ağladım. Ablamı seviyorum fakat ona uyuz oluyorum, nedeni polis olması! Onu özledim ancak kesin kavga ederiz ve disipline başvurarak beni tüm gün evde bir köpek gibi tutar buna da eminim. Hayır, özgürüm ben özgür! Santos beni değiştiremez, ablam da beni tutamaz! Bu kadar kolay olmaz, savaşımı kaybedemem. Gizli halde yaktığım sigaramdan bir yudum aldım ve evlerin arasında gözüken köprüye bakınmaya başladım. Belki uzun süre bu köprü manzarasına bakamayacağım ancak yeni arkadaşlıklar edineceğim! En azından şeytanı seven kişiler.
Spoiler:
"İlk nefes"
20 Ocak 2019

Uçağın kapıları açıldığın da yüzüme vuran sıcaklığı dün gibi hatırlıyorum! Ne kadar kötü bir şehir olduğunu bu kötü sıcaklıktan dahi anlamış oldum. Dışarıda birbirlerini bekleyen insanların mutlulukla uçaktan indiklerini izledim, hepsinin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ve tatillerinin keyiflerini çıkartmak için merdivenlerde birbirlerini ezercesine yarışıyorlardı. Buna inanabiliyor musun? Bavulumun çekeceğini tek başıma çektim, havaalanına tek başıma indim ve etrafıma baktığım da tek görebildiğim benim parama ihtiyaç duyan taksiciler oldu! Bir taksi çevirdim ve elime tutuşturulan adrese doğru yol aldım. Ablamın bir tamirhanede takıldığını, etrafında birçok arkadaşı olduğunu biliyordum ama bu şehirin beni değiştireceğini hiç ama hiç bilmiyordum. Nişanlısı Wayne beni karşılığın da onun gerçekten iyi bir insan olduğunu anlamış oldum. Gözleri boncuk boncuk yüzüme bakıyor, ablama verdiği sevginin parçalarını yüzüme serpiştirircesine gülümsüyordu. Hoşuma giden tavırlarla sıcak kanlılığımı korumak için kendimi çok zorladım çünkü bu şehir beni hep geri itiyordu.  Beni bir basketbol sahasına bıraktıkların da etrafta basketbol topuna savaş verecek tipler gördüm, çok şaşırmıştım çünkü gerçekten birbirlerine sevgi besleyen arkadaşlar görmek dostlarımı hatırlatmıştı. Sadece daha olgun insanlar görmek rahatsız etmişti peki ben nereden bilebilirdim ki gerçek benliğimin aslında böyle bir karaktere sahip olduğunu? Telefonumu kurcalayarak çitlere yaslandığımı hatırlıyorum, kalbimin derinleride bir yerde bana doğru yaklaşan gölgenin hayatımı değiştirecek adam olduğunu söyleyip duran garip bir hissiyat büyüyordu. Tekerlekli sandalyesinde çok kırılgan ve narin görülen bir genç adam yaklaşmıştı yanıma, hemen arkasında şapkalı bir serseri. Benimle tanışmak için halini önemsemeden yanıma gelmiş ve gülümseyerek kendini tanıtmıştı.
"Adım Dante, sen Monisealla olmalısın memnun oldum." Bu adı sonsuza kadar duyacağımı nereden bilebilirdim ki? En başlarda anlamama rağmen bir şeyler hissettiğimi az çok tahmin edebiliyordum ancak kendime yediremiyordum. Bu yaşıma kadar ciddi ilişkilerden hep nefret etmişimdir, değişmeye mi başlıyorum? Günler her geçtiğin de uykulu halde yattığım o yatakta sorunlarımdan çok sadece onun yüzünü düşünüyordum, sadece onun konuşmalarını anımsıyor ve gülümsüyordum. Beni geri itmeye çalışan şehir şimdi beni içine çekiyor, kollarımdan tutarak sevmemi istiyordu. Bir şehir hiç aşık olmanızı istedi mi? Bu çok garip bir duygu size hiçbir kelime kullanarak bunu anlatamam. Her gece yattığım da hissettiğim duygu, sabah her kalktığım da hissettiğim duyguyla aynıydı...
Uyuşturucu denilen o aptal şeyi kullandığımı da hatırlıyorum! O maddelere bağlı bir halde keyfimi sürdüğüm esnada devamlı onun sesini duymaya başlamıştım, maddelerin ne kadar kötü olduğunu belirttiğini anımsıyordum. Elim her dakika telefona gidiyor ve daha sonrasında parmaklarımı çekerek toplayamadığım cesaretle yıkık bir halde yatağıma uzanıyordum. Saçlarımın gergin havadan nemlenmiş yastığa düşüşünü izliyor, belki yanımda olsaydı neler söyleyeceğini düşünerek zamanımı geçiriyordum. Bir gün o tamirhaneye tekrar uğradığımı hatırlıyorum, ayaklarım zemine o kadar sert basıyordu ki adeta bir rüzgar beni almak istese dahi buna engel olabilecektim. Karşımda gülümseyerek bana yaklaştığını gördüğüm de kalbimin bir parçasının aşağıya düştüğünü hissettim, bu bana hiçbir acı vermedi sadece nefesimi kesti. Bir insan organını kaybettiğin de hiç acı çekmez mi? Bana o bakışını hiç unutmadım! Benim omzumdan tutarak yanıma yaklaştı ve o gözlerini gözlerime sabitledi. Kalbim durmak için hamleler yapıyordu ama onun ruhu kalbimi avuçlarının arasına almış halde çalışması için sıkıp serbest bırakmaya devam ediyordu.[/size]
Spoiler:
"Kan bağı"

Sanırım çocukluğumuzdan bahsetmeme gerek yok değil mi? Biliyorum ki bunu dile getirmeyi sevmeyen bir tarafım var ancak yine de ufaktan çıtlatacağım. Şu an kahvemi dizlerimin arasına aldım ve yazmaya odaklandım, önümde ki kocaman camdan baktığım da flu şekilde içeride yatan hayatımın adamını izleyebiliyorum. Bu bana harika bir motivasyon kaynağı veriyor çünkü bugün yeterince yorulduk! Seyehat çok güzel geçti ancak yol yorgunluğu halen üzerimize yapışık durumda bu yüzden fazla uzun tutamayacağım sanırım! Konumuz kim mi? Konumuz aynı kanı taşıdığımız sevgili ablam Stephanie. Benden çokça büyüktür ama halen ergen bir kız gibi davranarak benimle eğlenebilecek potansiyele inebilir. Çocuklunun hayalini kovalamak için evden ayrıldığın da henüz on altı yaşlarındaydım düşünebiliyor musun? Akademi kayıtlarını kazandıktan sonra Chicago'dan ayrıldı ve o ayrıldıktan sonra o şehirde hep üşümeye başladım. Sonradan anladım ki benim ten ısımı koruyan asıl şey ailemmiş, yaptığım aptallıklar ve salak arkadaşlarım değil. Sanırım hepsi geride kaldı ve bu benim büyümeme neden oluyor. Sonuçta olabilir değil mi? Büyüyoruz! O evden ayrılıp farklı bir şehire uçtuktan sonra yaptığım şeyleri hiç isteyerek yapmadım aslında, hep beynimin bir köşesinde bana bu emirleri veren bir şeytan saklıydı. Her defasında kendimi bu karanlık yoldan çekmek istedim ancak asfalt adeta tabanlarıma yapışmış onu bırakmamam için çok çaba sarfediyordu. Neyse ki hepsi geride kaldı çünkü hayatına bağlı olduğum adam bana gerçek yolu göstermeyi başardı. Ondan bahsetmek gerekirse şu an harika ve huzurlu bir halde uyuyor! Ona baktığım da gördüğüm en güzel şeyi görüyorum, aşkı, kaderi ve sadakati. Bak yine konumuz ona taşıyor istemsizce, neden böyle oluyor ki? Sanırım kendi ruhumdan çok seviyorum, fazla fazla seviyorum. Gelelim tekrar kardeşliğimize!
"O kıyafetlerimi bırakmazsan küçük Whitty, tokat geliyor!" Bu tarz kavgalarımız halen bulunuyor biliyor musun? Yakın tarihte düğünü var, evlendiğine halen inanamıyorum. Ne ara bu kadar büyüdük ve farklı hayatlara geçiyoruz biz abla, gerçekten hiç anlamıyorum ve bu beni istemsizce mutluluktan ağlamama iteliyor.  Onca geçen günün ardından bu kadar olgunlaşarak belirli bir noktalara gelmemiz ve bu denli bir yola başvurmamız beni çok mutlu ediyor ancak ağlatmaktan da alıkoymuyor. Sanırım soyad kültüründen ilk uçak Whitman sen oluyorsun ve babamız seninle gurur duyuyor! Umarım hep mutlu olursun ve hep beraber güzel günler geçiririz. Aslında teyze olmak çok istiyorum, umarım bana küçük bir yeğen verebilirsin çünkü onlarla o kadar çok ilgileneceğim ki ilgilenirken kendimi dahi kaybedebilirim. Aslında ne var biliyor musun? Belki sen de bir teyze olursun! Eminim ki harika bir anne oluruz, buna kesinlikle eminim. İnsanların ne söylediklerini boşver abla biz gerçekte iyi bir hayat yaşıyoruz ve ayaklarımızın üstünde durarak sevdiğimiz adamları avuçlarımızla sevmeye devam ediyoruz. Umarım bu hiç sonlanmaz ve bir parçamızı kaybetmeyiz! Düğünün de çok gözyaşı dökeceğim ki şu an döküyorum, umarım Dante uyanıp beni bu halde görmez yoksa çok üzülür. Neden ağladığımı soracak olursan.. Sanırım mutluluktan!
Spoiler:
"Tek gerçeğim"

Hayatımın hep aynı kalacağını düşünüp dururdum içimde, hep aynı eylemleri gerçekleştirerek eğleneceğimi falan hesaplardım. Büyüklerimin o zamanlar "değişeceksin" demesine dahi kulak asmadan geçirirdim bu düşünceleri. Ancak ne var biliyor musun? Onlar gerçekten haklı çıktılar, kesinlikle haklı çıktılar! Sanırım birini sevmek sadece aşık olmana yaramıyor, karakterinin ve ruhunun gerçekliğini bulmayı da yanında getiriyor. Bir sürpriz misali çıktı hepsi avuçlarımdan, beni ilk öpüşünü halen hatırlıyorum da rüya o anın yanında bir hiç kalabilirdi. Evin ahşap merdivenleri gıcırdayacak, beni bu rüyadan uyandıracak diye o kadar çok korktum ki bunu tahmin dahi edemem, kimse edemez. Ona olan sahip duygum beni içten içe güçlendiriyor, cesaret getiriyor ve korkusuzluğumu ön meydana çıkartıyor. Halen korkuyor muyum? Evet, korkuyorum. Onun geçmiş hayatın da o kadar çok karaktersiz insan gezinmiş ki bunları göze alınca gerçekten korkuyorum. Korkum o karaktersizleri önemsemesinden değil, o karaktersizlerin bizi önemseyerek zarar vereceğinden. Umarım böyle bir durum yaşanmaz ve gerçek benliğimi bir şeytana satmam, gözüm karardığı an önüme ne gelirse yakmaya hazırım sadece onun için, bizim için. Bir insana aşık olursanız sadece bedenine ve ruhuna değil, yaptığı için, gülümsemesine, takındığı mimiklere, sinirlenişine dahi aşık olursunuz. Her gülümsediğin de çıkan yanak çukurlarına su damlası olarak yağmak istersiniz, onu hiç bırakmamak ve bir parçası olarak her zaman bedeninde taşınmak. Bu istekler çok mu zor? Hayır, hiç zor değil yapabilirsiniz! Ben bunu yapıyorum. Ben Danteyi seviyorum, ona sadık oluyorum ve ondan başka hiçbir erkeğin yanına dahi yaklaşmıyorum çünkü ona ve aşkıma saygım var.
Gelelim mi artık değişim noktasına? Ben kendimi gerçek sanarmışım da asıl gerçek oymuş, o yüzden ona "tek gerçeğim" diyorum çünkü benliğimi bulmamı sağladı! Bana ilk kızışını hatırlıyorum, ona sürpriz yapmak için şapkalı serseriyle anlaşmıştık ki başka birlerine mesaj attığımı sanarak evi birbirine katmıştı. Annemi dahi umursamadan o yüzünü asmış, kaşları çatık halde yüzüme bakmıştı. Tüm ekip onu bahçede karşıladığımız da dolan gözlerini bana çevirdi ve tamam dedim, işte oldu! Ben bu adama tekrar aşık oldum, sonsuza kadar üstelik. Ben geldiğim de onların hayatı karışmıştı ama onun hayatı tamamen karışıktı. Onu bu hayattan çektim, kollarıma aldım ve kendi hayatımı silerek onun hayatına adım attım. Diğer insanları önemsemek bana göre değil, biz hiç ayrılmayız bunu biliyorum da cansız olarak ayrılmaktan çok korkuyorum. Her saniye bir kavga görüyoruz, bir vurulan, bir ağlayan. Ya diyorum o sedyede yatan o olsa neler olurdu? Sanırım hiç hoş şeyler olmazdı. Ben belki bunları yapacak bir kız değilim ya da katil hiç değilim Peki ya olursam? Eminim ki olurum çünkü benim ellerimden kopan adamın sorumlusu kimse onu cehennemin dibinde dahi bırakmam, bırakamam. Peki ya ben o sedyede olursam? İşte o zaman da ölmekten korkarım, geride bırakacağım gözleri yaşlı adamın haline bakarak iç çeker ölmemek için meleklere dua ederim. Bu yüzden korkuyorum, onun benden gitmesinden çekiniyorum ve topraktan nefret etmeye başlıyorum. Unutma adam eğer bir gün o toprağa girersen, hemen yanına bir çukur açıp benliğimi koruyarak yanına geleceğim. Belki ruhlarımız yer yüzünde yaşamayacak ama toprağın altında bir bitki olarak beraber yaşayacağız, sana söz veriyorum.
Gelelim artık cümlelerin sonuna! Kalemi elime almak yine beni zora sokuyor çünkü sevdiğim o güzel adam tam yanımda uyuyor. Belli ki bugün çok yorulmuş çünkü sesi dahi çıkmıyor. Ona her baktığım da yapılan tüm sanatları geride bırakıyorum, gerçek sanat bu diyorum kendi kendime. Gerçek sanat bir adamın bir kadını benliğinden çok sevmesi! Onu nasıl sevdiğimi satırlara ekleyemem ancak gözlerimden anlatabilirim sanırım, tabii defter benim gözlerimi görmüyor o daha farklı bir konu. Artık bir sayfanın sonuna gelirken birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Yaptığın şeyler, bulunduğun işler, takındığın tavırlar ne olursa olsun senin yanında olup bir melek gibi kanatlarımın altına alacağıma söz veriyorum serseri! Sen benimsin, ben de senin. Bunu kabul etmeyerek düşman kesilenler kendi boklarında boğulacak, buna çok iyi inanıyorum ve öyle olacak.
Spoiler:
"Sıcaklık"



Sanırım geçen ay gerçekten çok zor şeyler geçirdik, yaşadığım en zor süreçler diyebilirim. Düşman ordusu el ele vermiş, bizi birbirimize düşürmek için çaba gösteriyorlardı ve ben bunu kirli camın arkasından sadece izleyebiliyordum. Gerçekten hep sakin kalmak zorunda mıyım? Belki değilim ama böyle hissediyorum, hissetmemin asıl nedeni yanımda olan adamdan kaynaklı sanırım. Tam sinirlerim bozuluyor beni hemen sakinleştirmeyi başarıyor, gerçekten hep böyle mi olacak? Hissediyorum, böyle olacak. 14 Şubat'ı asla ama asla unutmayacağım, yeni bir mutluluk kaynağı veren hayata ilk adımımı attığım gün olarak geçireceğim her zaman tarihime. O gün yaşadığım mutluluk üstüme doğru serilen karamsarlık yorganına ışık saçmayı başarmıştı. Bir insan neden iftira atar ki? Sanırım çekemiyorlar ve en başlarda ne kadar sinir beslesem de çekememezliklerini hissetmek beni gerçekten olgun bir kadın haline getirip, mutluluk veriyor. "Dante seni aldatıyormuş, haberin olsun Polina." Ne? Bu yalanın ortaya çıkmasına çok sevinecektim ki öyle oldu, en başından inanmadığım bu iftirayı birilerini katarak tamamen "yalan" olduğunu anlamış oldum. Onların düşündüğünü yapmak yerine, gerçekleri aklıma not edip tekrar sahip olduğum adama sarıldım, böylelikle kalbimi ve zihnimi tamamen kirli düşüncelerden korumuş oldum. Düşüncelerimi kirtlemek için sözlerden, darbelerden, kalemlerden çok daha büyük şeylere ihtiyacınız olacak sevgili düşmanlar, belki bir gün tekrar görüşürüz?
Sanırım aptalları bir kenara bırakıp konumuza dönelim! 14 Şubat "11:35" parmağıma ilk yüzüğün gelişi, kulağıma fısıldayan kemanın narin tonları ve ışıl ışıl parıldayan sevdiğim adamın gözleri. Bu maddeleri bir araya toplarsanız dünyanın en güzel rüyasını görmüş olursunuz ancak benim gördüğüm şey rüya değil, tamamen hayatıma yol olmuş gerçeklerdi. Dönüşü olmayan bir yola saptım ve bu yola sapmaktan o kadar mutluluk duyuyorum ki her sabah gün açtığın da gözlerimi daha keyifli bir halde açıyorum. Büyük kız kardeşim Stephanie artık evlendi ve ne oluyor? Teyze oluyorum! Bunun haberini ilk aldığım da hüngür hüngür ağlamıştım, bir teyze olacağıma gerçekten inanamıyorum. O afacan dünyaya geldiğin de onu öyle bir seveceğim ki gerçek sevginin damarların da geçtiğini benimsemiş olacak. Belki bir gün benim de bir çocuğum olur ve canımdan çok onu severim, kim bilebilir ki? Evi temizliyorum, afacan Hector'u gezdiriyorum, çamaşırları yıkıyorum, yemek yapıyorum ve bunları yapmaktan gerçekten zevk duyuyorum. Her genç kızın en kötü kabusu bu işler olduğuna hepimiz hem fikiriz, sonuçta aile avuçları arasında bu işleri yapmak can sıkıcı geliyordu! Kendi kurduğun aileye bu işleri yapmak büyük zevk veriyor, bana inanın. Büyüdüğümü yaşımın geçmesinden değil, hislerimin büyümesinden anlıyorum sanırım. Kendimi kaptırdığım adamın her dokunuşunda aldığım "sıcaklık" bana dünyanın gerçekten iyi bir yer olduğunu hatırlıyor ve istemsizce kaybetme korkusu yaratıyor. Hayat gerçekten yaşamaya değer ama yaşamak için "değer" bir insan bulmanız gerekiyor.
Bandits, Bandits! Maça gidiyoruz çünkü onun çocukça tavırlarını görüp, heyecanını hissetmek beni en güçlü kadın haline getiriyor. Spor araba aldığım da yüzüne yansıttığı gergin ve endişeli tavırlar çok hoşuma gitti, beni hızlı bir arabadan dahi sakınan bir adam var karşımda. Onu koruyan meleklerden dahi sakınıyorum ancak elimden ne gelebilir ki? O melekler onu koruyor ben ise onu omuzlarından her zaman destekliyorum. Yaptığı yanlış bir işe kaşlarımı çatmak yerine onu tekrar ayağa kalkması için destekliyorum çünkü gerçek bir aşkın size vermiş olduğu görev budur. Ne olursa olsun sevin, destekleyin ve kalkmasına yardımcı olun. Asıl konu mutlu olmak değil aslında, asıl konu kendi benliğinizi bularak aşık olmak. Çalışmamı istemiyordu ki öyle yapıyorum, zamanımın hepsini ona ayırarak yanında olmaya çalışıyorum ve onu görmekten gerçekten keyif alıyorum. Gökyüzüne baktım geçen akşam, yattığım yerde sadece buğulu camdan gökyüzüne baktım. Gökyüzünde bize ışığını yansıtan parlak mı parlak daire şeklinde bir arkadaşımız var ve bu arkadaşımız bizi hep takip ediyor. Baş parmağımı kaldırdım, daire şeklinde ışığını yüzümüze yansıtan arkadaşımızın hemen kenarına koyup tek gözümü kapattım. Ne gördüm? Yarım bir arkadaş! Bir yarısını parmağımla kapatıp gülümsedim, yanımda uyuyan serserime bakıp iç çektim çünkü bunun gerçek bir önemi vardı benim için. Nerede olursak olalım, uzakta ya da yakında. Beş mil ötede, milyar yıl ileride. Ben parmağımı ne zaman bu dostumuzun kenarına koyduğum da diğer yanı senin yüzünü izleyecek yakışıklı, o zaman anlayacağım ki bana bir şey olursa dahi bu dostumuz seni izleyerek sakınacak. Hep seninle olacağım, sonsuza dek.[/size]
Spoiler:
"Whiste"

Sabahın ışığını buhulu camdan görebiliyorum, en azından uykumdan beni rahatlıkla uyandıracak düzeyde gözlerime çarpabiliyor. Normal zaman da sevdiği adama sarılı halde uyanır, onun uyuyuşunu izlerdim ancak artık uyanamıyorum ve gerçekten çok zorlanıyorum bunun sebebi tam olarak nedir? Sanırım aldığımız bazı kararlar beynimi çok fazla işgal ediyor ancak işgal etmesi de bir o kadar hoşuma gidiyor! Sabah uyanmak istercesine yıpratıyorum bedenimi, benden önce kalkıp yüzümü izleyen eşimi her sabah gördüğüm de aklımı kurcalayan binlerce işten saniyesinde kurtulmuş oluyorum peki ya tek kaldığım zamanlar? Geçen gün bir ağaç diktim, rahat nefes alabilmemiz için sadece bizim için oksijen üretebilmesi için bir ağaç. O ağacı dikmemin asıl sebebi dünyaya getireceğimiz ufak elleri olan bir "Atkins" oldu da diyebiliriz aslında. Kağıdı boşa harcamak istemiyorum, bence hemen konuya geçip içimi boşaltmalıyım!
Ahşap basamakların verdiği her titreşim nedense garip bir halde kulağım varıyor, vardıkça yüzümü buruşturuyorum ancak bu çok ama çok istemsiz oluyor. En büyük hayalim beraber yaptığımız bir uçurtmayı göğe salmak ve sanırım eşimle bunu en yakın sürede gerçekleştireceğiz çünkü gökyüzünün derilerinde bulunan meleklerin dahi aşk parıltısı taşıyan renklerle bizim aşkımızı görmesini, tatmasını ve hissetmesini istiyorum. Böylelikle bizi yanlarına hemen erken almazlar değil mi? Hayatta olmanı çok isterdim baba! Hayatta olup torunlarını kucaklaman, damatlarınla aynı masada oturup kahkaha eşliğinde sohbet etmen, arada sırada kızlarına kızıp kaşlarını çatman ve torunlarına bir at olarak sırtında gezdirmen. Bunları o kadar çok hayal ediyorum ki düğün günüm yaklaştıkça istemsizce geceleri gözyaşı döküyorum. Bunun için çok üzgünüm baba seni üzmek istemiyorum ama beşikte kucağına aldığın bu kızın "Cuma" günü çok sevdiği bir adamın soyismine girecek, sonsuza kadar mutlu olacak sana söz veriyorum! Aklımı kurcalayan asıl problemlerden birisi de bu aslında! Babamın olmayışı ancak bunu ne eşime anlatabiliyorum, ne aileme. Çünkü bu konuyu açtığım an yüzlerinin asılacağını çok iyi biliyorum ve bu beni gerçekten çok endişelendiriyor. Dante, Dante'm! Ayağım dahi incilse günlerce suratı asık geziyor, ona nasıl kıyabilirim de bu cümleleri suratına söyleyebilirim ki? Belki anı defterimi bir yerde bulup okur ve ona neden anlatmadığımı anlayıp bana kızmaz, umarım kızmaz çünkü onun kızması beni sonsuz bir boşluğa itekler. Benden uzak kalmasına dahi dayanamadığım adamın, avuçlarını tenimde hisettiğim de yaşadığım her yoğunluk nedense hep kayboluyor. Tabii konu açıldı bahsetmek gerekiyor, gelinlik provası dünyada görülmüş en ama en aptalca şey! Giysi için neden bir prova yapılır ki? Ben böyle düşünüyorum ancak gelenek, sanırım geleneklere ses çıkartmamak gerekiyor. Beni en çok yoran da o oldu zaten! Sabahın altısında kalkıp "Whitty Dish" projelerine gelen dosyaları incelemek, daha sonra kahvaltı edip sevdiğim adamı işe uğurlamak ve arabama atlayıp aptalca bulduğum gelinlik provasına gitmek! Son üç gündür o kadar yorgunum ki başımı dahi kaldıramıyorum, başım ağrıyor, ellerim titriyor ve uykusuzluktan bir kenarda uyuya kalıyorum. Danteye bunu anlattığım da bana çok kızacak o yüzden bir türlü anlatamıyorum çünkü başında çok iş var bir de bunları düşünerek gününü yok etmek istemiyorum çünkü "aşık" olan bir insan sevdiği eşine gelecek her söze göğüsünü siper eder ve sonsuza kadar savaşır. Ben böyle yapıyorum ve onun gülümseyişini izleyerek kendime zaman biçiyorum.
Geçen gün en yakın arkadaşım "Jenny-Chen!" dünyaya gelmiş ve çok özel bir gündü, gerçekten harika eğlendik ve kutladık! Onu çok seviyorum çünkü garip bir şekilde birbirimizin fikirleri hep aynı yönde ilerliyor ve birbirimize destek olarak bazı konuların dedikodularını çevirip anlaşabiliyoruz. Onların da bir aile kurup, hep beraber barbekü partisinde gülmemizi o kadar çok istiyorum ki bunu kimsecikler tahmin edemez. En sonunda "yağ" bıçağımı alığım sevdiğim adamın önüne çıkacağım ve; "Artık şunları evlendirelim, bak evlendirelim yoksa yağ bıçağımla beraber çıkıp lastiklerimizi patlatırım ki!" diyeceğim ve o da soluksuz kahkahalar atacak. Herkesi çok seviyorum ve kimseyle aramın bozuk olmasını istemiyorum ancak bu uğraştığım işler üç gündür beni o kadar zorluyor ki sanırım stresten hasta olmaya dahi başladım. Parmak uçlarımın artık uyuştuğunu hissediyorum, aralıklarla gözüm kararıyor ve IF diyetine başladığım için günümün on altı saati aç geçiyor. Sanırım bu diyeti gelinlik provaları için yapıyorum, daha fit gözükmem gerekiyor değil mi? Spor herşeydir! O günün akşamı çok değer verdiğim iki insanla tanıştım! "Atkins ailesi." Harika insanlar ve beni çok sevdiler işte bunun için bekliyordum onları o kadar çok sevdim ki artık "anne, baba" diyeceğim günleri iple çekiyorum çünkü uzun zamandır sadece bir mezar taşına ve fotoğraf karesine "baba" diyebiliyorum. Üstelik beni en çok etkileyen olay bir "çocuk" isteğimizin olması! Benim serserimden duyduğum o kelimeler beni çok şaşırttı ve hoşuma gitti, sanırım bir anne olacağım ve bunun için dünyanın en iyi anne olma adaylığına girmeye çalışacağım! Ona kendi yaşadıklarımı yaşamaması için yardım edeceğim ve sevdiğim adamın avuçlarına ölüm günüme kadar sıkı-sıkı sarılacağım. Unutma, ihanet eden her birey ormanın çalılıklarında kaybolan bir "köpektir." Kalemimin ucu kırılmadan son satırlara deyinmek istiyorum! Aşkımı, sevgimi hep son satıra ekliyorum çünkü yazıların hep son satırları akıllarda kalıp, mahzenlerde yaşarmış! O yüzden en değerli yeri sevdiğim adama vermek istiyorum. Üç gündür bende bir terslik olduğunu süzüyorsun ben bunu çok iyi biliyorum, çok özür dilerim serseri! İkimiz için uğraşıyorum ve en iyilerini ele koymak için çabalıyorum, söz veriyorum ki herşey o kadar güzel rayına girecek ki sonsuza kadar mutlu olacağız en azından "Cuma" gününe kadar bedenlerimizi sıkmalıyız değil mi? Gökyüzünde milyonlarca yıldız var ve hiçbiri senin kadar parlak değil, sanırım en büyük yıldızı ben avuçlarıma aldım ve bedenime sakladım.

Çevrimdışı Kalbayt

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: İspanyol
Son giriş: 22 Temmuz 2024, 22:40
Toplam oynama: 228 gün, 1 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #2 : 17 Ekim 2018, 14:03:06 »
Başarılar canem

Çevrimdışı UnknownCMD

Management
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Kadın
Köken:
Son giriş: 00/00/0000
Toplam oynama: 0 gün, 0 saat
Birlik: (Yok)
Cinsiyet: Kadın
Köken: Kanadalı
Son giriş: 23 Temmuz 2022, 16:47
Toplam oynama: 190 gün, 14 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #3 : 17 Ekim 2018, 16:23:11 »
 Kısa ve sade bir tanıtım. Rollerde başarılar.  :)

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #4 : 17 Ekim 2018, 16:25:52 »
Kısa ve sade bir tanıtım. Rollerde başarılar.  :)
Teşekkürler.  :) :)

Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: İngiliz
Son giriş: 21 Şubat 2020, 18:21
Toplam oynama: 102 gün, 3 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #5 : 17 Ekim 2018, 16:52:06 »
kalkti

Çevrimdışı excaliboorg

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: İrlandalı
Son giriş: 10 Temmuz 2024, 14:32
Toplam oynama: 134 gün, 7 saat
Birlik: (Yok)
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 10 Temmuz 2024, 15:32
Toplam oynama: 1 gün, 13 saat
Birlik: ********ELD
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #6 : 17 Ekim 2018, 16:59:55 »
Başarılar.

Çevrimdışı EserhaNN

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
David Andone Lv.32
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 11 Kasım 2020, 01:17
Toplam oynama: 298 gün, 5 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #7 : 17 Ekim 2018, 17:12:15 »
En az 3 dur ihtarı vermesi gerekirken hiç dur ihtarı vermeden yıldız ekleyen arkadaş
Sen burdan yol alsana delikanlı,
Güzel tanıtım Arvat

Çevrimdışı !

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 19 Şubat 2023, 01:06
Toplam oynama: 0 gün, 0 saat
Birlik: (Yok)
Rick Simpson Lv.22
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 20 Mayıs 2023, 23:33
Toplam oynama: 77 gün, 5 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #8 : 17 Ekim 2018, 18:37:14 »
Şikayetlerinizi LSPD şikayet bölümüne oluşturun, burada konuşacalak bir konu değil.
Bakmıyorlar ki .d
baksalar da bir şey olmuyor

Çevrimdışı !

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 19 Şubat 2023, 01:06
Toplam oynama: 0 gün, 0 saat
Birlik: (Yok)
Rick Simpson Lv.22
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 20 Mayıs 2023, 23:33
Toplam oynama: 77 gün, 5 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #9 : 17 Ekim 2018, 18:37:38 »
En az 3 dur ihtarı vermesi gerekirken hiç dur ihtarı vermeden yıldız ekleyen arkadaş
Sen burdan yol alsana delikanlı,
Güzel tanıtım Arvat
sanane? ARVAT