Alessandro Pearce
Alessandro Pearce, 1992 yılında İtalya'nın Napoli şehrinde doğdu. İtalya'nın Napoli şehrinde doğan Alessandro, daha bebekken annesini kaybetti. Dokuz yaşına kadar Spacconili'de yaşayan Alessandro, babası tarafından gayet eğitimli bir şekilde büyütülüyordu. Babasının onu tam donanımlı büyütmek istemesine rağmen Ama Alessandro çocukluğunda fazla agresifti. Sürekli çocuklarla kavga ediyor, dersleri iyi olmasına rağmen sınıfın en yaramaz çocuğuydu.
Daha çocuk yaşta Napoli takımıyla tanışan Alessandro, sürekli okuldan kaçıp arkadaşlarıyla Napoli maçlarına gidiyordu.
Ortaokulu bitiren Alessandro lise döneminde Napoli'nin ultras grubuna girdi. Bu grupta artık sadece bir taraftar değil, holigandı. Sürekli polisle karşı karşıya geliyor, sürekli kavga ediyor, uyuşturucu kullanıyordu. Lise 3'de okulu bırakan Alessandro, artık babasıyla da görüşmüyordu.Ultras grubunda iyice kendini gösteren Alessandro, artık sayılı grup üyelerinden biriydi. Babasıyla kalmak yerine gruptan abileriyle kalıyor, sürekli yasadışı işler yapıyordu.
Alessandro on dokuz yaşındayken, Milan-Napoli maçı vardı. Milan Napoli'nin ezeli rakiplerinden biridir. Mart ayında olan Milan maçına Alessandro grubu örgütlendirmeyle görevlendirildi. Bu yüzden Alessandro için bu maç sadece futbol anlamında değil, gruptaki şöhreti içinde önemliydi. Bu deplasmana çok ayrı hazırlanıyorlardı. Maç gününden bir gün önce Alessandro ve grubu Milan taraftarına pusu düzenledi. Bu pusuda Milan taraftarını köşeye sıkıştıran Alessandro ve arkadaşları, Milan taraftarını adeta ezip geçiyordu. Ama Alessandro'nun hesaba katmadığı bir şey vardı. Çok yüksek dozda uyuşturucu kullanmıştı, kendinde değildi.
Milan taraftar grubunun liderini gördüğünde hiçbir şey düşünmeyerek saldırdı, cebindeki bıçakla onu delik deşik etti. Bu karşılaşma çok kanlı olmuştu. 38-39 yaralı, 1 ölü vardı Milan taraftarından. Bu taraftarı öldüren isim Alessandro'ydu. Alessandro'nun babası avukattı, maddi durumu da iyiydi. Bu yüzden Alessandro babasını aradı, babası devlet içindeki bağlantılarını kullanarak Alessandro'yu direkt Amerika'nın Los Santos şehrine yolladı.
Alessandro burada sakin bir hayat yaşamak istiyordu. Fakat hiçbir şey Alessandro'nun düşündüğü gibi olmadı. Los Santos daha fenaydı, buradaki ultras kültürü gelişmese de çeteler ve suç oranı belkide İtalya'nın iki katıydı.
Seville mahallesinde konaklayan Alessandro yerel mahallenin futbol maçlarına gitmeye başladı, Amerika'da futbol fazla ünlü olmadığı için beladan uzak dururum diye düşünüyordu. Ama orada hayatını değiştirecek bir isimle tanıştı, MacDavidd Gunn. MacDavidd Gunn'da aynı Alessandro gibiydi, avrupalı bir holigandı. MacDavid Gunn'la tanışan Alessandro onunla çok samimi oldu, her maça beraber gidiyorlardı. Her şey eskisi gibi oluyordu, ikisi beraber tüm Seville mahallesini kontrol ediyorlardı. Gruplarıyla beraber maça gidiyorlardı, ama sadece maç izlemekle sonlanmıyordu. Artık Seville'nin lideriydiler. Hırsızlık, gasp, uyuşturucu ve silah ticareti...Bütün illegal işleri MacDavidd'le beraber yapıyorlardı.
Taraftarlıktan holiganlığa, holiganlıktan çete liderliğine uzanan bir hikayeydi bu...
MacDavid Gunn
1987 yılında Londra'da doğan MacDavid Gunn. Güneydoğu Londra'nın etkili futbol kulübü Milwall'ın Bushwackers grubunun lideri MacDavid'in babası Thomas'tı. Milwall'un Bushwackers grubu 1980'li yılların en acımasız holigan çetesiydi. Thomas Gunn West Ham'lı çetelerle müsabaka öncesi girdiği kavgada hayatını kaybetti.
Babasından miras kalan Milwall sevdasını içinde hep taşıyan MacDavid Gunn 15'li yaşlara geldiğinde Milwall'ın hiçbir maçını kaçırmıyordu ve Bushwackers'ta hala etkin olan babasının eski dostlarıyla beraber maçlara gidip geliyordu. Güneydoğu Londra'da ki suç dünyasına da atılan MacDavid Gunn 15'li yaşlarda uyuşturucu içmeye hatta satmaya başlamıştı. Annesi halini gördükçe çok üzülüyordu ama MacDavidd bu bataklığa çoktan düşmüştü.
Holiganizm damarlarına ilmek ilmek işlemeye başlamıştı. Bushwackers çetesi fırtına gibiydi ve ülkede onunla kapışabilecek seviyede bir çete yoktu. MacDavid'te bu grubun kurucusu babası olduğundan dolayı bir kibir vardı. 20'li yaşlara geldiğinde ise spor müsabakalarında yaptıklarından dolayı İngiltere'de en azılı holiganlar listesine girmiş ve hapise girmişti. Hapisten çıksa da İngiltere sınırlarında oynanan müsabakalara girişi yasaklanmıştı. Hapistende öte bir holigan için en büyük ceza bölgesinin takımının maçlarına gidememekti.
Thomas Gunn ve ailesinin Bushwackers'ta artık neredeyse izi kalmamıştı. MacDavidd maçlardan önce puba gidiyor dostlarını abilerini görüyor dostları maça giderken o orada oturmaya devam ediyordu. Artık buna dayanamıyordu ve Londra'yı terk etme kararı aldı. Bushwackers'ın önde gelenleriyle konuşup babasının emanetini babasının dostlarına emanet edip Londra'yı terk etmişti.
Los Santos'un Playa del Seville bölgesine yerleşen MacDavidd burada bölgenin takımının maçlarına gidip geliyordu. Karşı tribünlere bakınca gözleri Bushwackers'ı arıyordu ama o Londra'dan çok uzakta ve yalnız başınaydı.