| Sakin bir cadde
Boş, sakin bir caddede, old school ayakkabılarımla, adım adım sallanıyorum. Nedense, bu sokakta hiç böyle bir boşlukta gibi yürümemiştim. Dalıp gidiyordum, kuşlara ve gökyüzüne. Gökyüzü bugün biraz daha siyah gibi... Herşeyin üstünden, koskoca 10 yıl geçmiş. Geriye kalan yalnızlıklar mıydı? yoksa, boşluklar mı?. Bilmiyorum, artık tek bildiğim, gelecekte yaşayacağım günler ve birazcık kafa... Kafamın dağılması için, tenha sokaklarda joint satan tüccarlara uğruyordum. Onların malları, sanki o an dünyanın en güzel şeyiymiş gibi geliyordu. Koskoca 24 saat boyunca yaptığım şeyler, boş bir sokakta yürümek, kafa yaşamak, kendi kendime, içten içe mırıldanmak. Geçmişte yaşanılan en kötü olaylarımı, son 10 yıl içerisinde yaşamıştım. Yaptığım şeyin kötü birşey olduğunu biliyordum, fakat sanki yaptığım şey; onu yapmadan yaşayamazmış gibi getiriyordu insana. Bu yıllar arasında, kötülük, siyahlık, karanlık, özgürsüzlük, adaletsizlik'lerin yanı sıra, dostluk, iyilik, özgürlüğü de görmüştüm. Ama geçmişin bir önemi yoktu artık, geleceğe bakma zamanı gelmişti. Tamda içimden bunu derken önümden bir kız geçti. Bu kız, cidden rüyalarımda görmek istediğim kız mıydı? yoksa, başkalarının rüyasında gördüğü kız mıydı? bunu öğrenmek için, çok uğraştım. Yaklaşık 3 ay takip ettim. Evinin adresine kadar ve köpeğinin ismine kadar. En detaylıca, herşeyini biliyordum. Ona yaklaşmaya cesaret mi bulamıyordum? yoksa yaklaştıktan sonra, bir gün kaybetmekten mi? Bunun cevabı biraz erkendi. Bunu bilmek için, onunla yaşamak gerekiyordu. Öyle de yaptım. Bir anda bir cesaret geldi ve gittim yanına. Bir anda önüne çıkmamla biraz irkildi aslında. O an onun gözleri, okyanus misali dalgalanıyordu adeta. Sonrasında ne olduğunu anlatayım... |

Los Santos'a İlk AdımAslında biz çıkmaya başlamıştık, her gün biraz daha yaklaşıyordum ona... Onunla hayatımı yaşarken, bir yandan paranın derdine düşmüştüm. Acaba para nasıl kazanılır diye, her gün düşünüyordum. Para kazanmak derken, öyle çalışmak değil. Oturup, işlerin başında olmaktı. Aklımdan uyuşturucu ticareti geçiyordu hep. Pablo Escobar misali yani... Herkes annesinin karnından, milyoner doğmuyor yani. Bende öyleydim. Aa-h, size arkadaşlarımı anlatmayı unuttum. Dwayne; en yakın dostum, iş ortağımdı. Başkasını anlatmaya gerek var mı diye düşünüyorum, başka bir zaman. Dwayne ile bir plan yapmıştık. Aklımızdan geçen plan tam olarak şuydu. En büyük sokak çetesini kurmak, yani yaşadığımız yerde, en büyük olmaktı. Yavaş yavaş işlere başlamıştık. İlk sıralar biraz sıkıntı çeksekte, amacımıza adım adım yürüyorduk sanki. Uyuşturucu ticaretine yavaştan başlamıştık. Başlama hikayemizide kısaca anlatayım. Bay Norman, yani şehire uyuşturucuyu yüklü miktarda indiren kişi, onun bunu yapma şeklini her zaman garipsemişimdir aslında. Çöp kamyonuyla indiriyor, bu biraz saçma ama çok fazla düşünülmüş birşey. Onun mekanına gidip konuşmuştuk. Bize biraz indirim yapmıştı aslında, biz 500$'dan alıp, şehire 800$'dan satacaktık. Yüklü miktarda aldıktan sonra, yurt dışında bir kuyuya sakladık. İhtiyacımız olanı, şehre getirip satıyorduk. İşler böyle başladı, her zaman en büyük olmaya çalıştık. Ve olduk...

Fransa'ya dönüş ve mazi eskiler!Sevgilim, benden ayrıldıktan sonra; ilk uçakla Fransa'ya geri dönmüştüm. Bir otele girip, yatağın üzerinde yatıyordum. Fakat, o kadar yorgundum ki, old school ayakkabılarım hala ayağımdaydı. Fransa'ya döndüğümü artık kabullenmeye başlamıştım. Orada bir boks kulübüne katılmıştım. Bir ay sonra, eski arkadaşım Julius ve Andre, beni telefondan aradı ve şunları söyledi; "Wood, gidişin yıktı." Söylenen bu sözün üzerine, tekrar Los Santos'a dönmüştüm. Gördüğüm sadece, yaşlandığımdı. 54.Cadde'yi yeni çocuklara bırakmaya karar verdim. Sonrasında, işleri para kazanmaya taşıdım.