Olay siyasi bir mesele olduğundan ötürü tartışmanın bu noktaya zerk edeceği aşikardı. Açıkçası bende Korona virüsünün öyle abartılacak cinsten bir virüs olduğunu düşünmemekle beraber insanlarımızın bunu tartışmaları bile gerekmediğini düşünüyorum. Normal öksürük ve griplerle alakalı aynı belirtiler taşıyan sıradan başka bir hastalık olsaydı insanlar medyada ismini duyduklarında yine aynı tepkiyi rahatlıkla verebilirdi. Toplumların dikkatini çekmek, belli başlı planlar yapmak ve örtülü eylemler yapılmak için gerektiğinde öldürülecek kişilerin ardını kapatacak, belli firmaları zengin edecek bir virüsten başka bir şey değil. En temel sebeplerden olarak Yükselen Çin karşısında ABD'nin Çin'e yapacağı bir darbe olarak ifade edildiğine dair çeşitli argümanlar da söz konusu. Ki bunun da doğru olması olası. Uzun bir süredir Çin bu yüzden piyasadaki hacminde büyük bir azalma yaşadı. Ancak gerçek şu ki, zamanında kuş gribi, domuz gribi, tavuk gribi gibi gripler de çok kısa vadede çıktılar ve belli başlı eczane ve ilaç firmalarını zengin ederek köşeye çekildiler. Yani bunlar her zaman olan şeylerdi. Bu yazdıklarım komplo teorisi olarak görülse de gerçekler maalesef. Dünyada sistemsel olarak büyük değişiklikler olduğu zaman bu değişiklikleri anlamak için gerçeğe en yakın yapılacak değerlendirmeler, yalnızca cereyan eden durumların sonuçları üzerinden, süreci yakından takip edip olay sonunda akan süreç üzerinden analitik yorumlamalar yapılarak anlaşılmaktadır. Biz hala millet olarak Corona virüsünü tartışıyoruz. Hükümet yetkilileri maske takmamızı öneriyor, bunun ötesine geçemiyoruz. Çünkü yapabileceğimiz bir şey de yok açıkçası. Şu süreçte denileni yapmaktan başka bir çaremiz de yok. Ne televizyondan vaka sayılarını takip ederek ne de kendi aramızda fikir teatisine giderek bu sürecin iyiye gitmesinde pek fazla bir katkıda bulunamıyoruz.
Olayı müslümanlığa götüren vesaire olmuş. Bu ülke genel manada hala müslüman kimliğini koruyan bir ülkedir, doğru. İçinde dışında çok fazla kimliği aynı anda barındıran kozmopolit, Greko-Yunan, Rum, Ermeni, İslam ve Türk figürlerinin bulunduğu çok çeşitli kültürel unsurları barındıran bir coğrafyada yaşıyoruz. Ayasofya'nın açılması, 15 Temmuz vesaire bu olaylar kitle partilerinin gündemi sağlam bir şekilde tutabilmeleri için yaptıkları politik yönelimlerden ibarettir. Partilerin günümüzde artık ideolojileri ya da dinleri olmaz. Türkiye ideolojik partiler dönemini bitireli yıllar oluyor. Partiler müslüman ya da gayrimüslim de olmazlar. Kitleleri tanırlar ve onlara göre politika üretirler. Günümüzdeki hali hazır partide bunu yapıyor, çünkü halkın kodlarını iyi tanıyor. Manipülasyon aletlerini güçlü kullanıyor. Halkımız her konuda rahatlıkla eleştirel bir seviyede olmasa dahi kendisini öne çıkarmak için konuşabilen, çok çabuk gaza gelen, dini ve geleneksel ögelerine daima önem veren, damarına basıldığında atacağı adımın doğruluğunu pek fazla düşünmeyen bir halktır. Bu kodlar da halen de günümüzde etkisini sürdürdüğü için iktidar partileri ve hükümetler tarafından sürdürülebilir politika üretmek amacıyla ilham kaynağı olmaktadır.
Siyasal olarak uygulanan mobilizasyonun dini yaymak amaçlı olmadığının anlaşılması gereklidir. Günümüzdeki iktidar partisi Muhafazakar-Demokratik bir partidir. Yani amaç İslam değildir, ama yaşadığı topraklarda kimlerin hakim olduğunu kimlere değmesi gerektiğini iyi bilir. Muhafazakardır. Yani Türk topraklarındaki geçmişten günümüze gelen kültürel ve dini kodların korunması gerektiğini bilerek hareket ederek aynı şekilde bölge ortamını yumuşatarak politikalarını ilerleten bir partidir. Bu tavrını da uzun süredir sürdürüyor. Günümüzdeki modern partiler hiçbir zaman bir dinin ritüellerini tam manasıyla halka getirme peşinde olmazlar. Amaçlar sabittir, iktidar olmaktır. Onun için halkı yanına çekebilecek kodları kullanırlar. Bunu her parti yapıyor. Dolayısıyla olayın İslami tartışmasını anlayamadım. Ayasofya Camii, müslüman olduğumuz için açılmadı. Belli bir zamanı vardı, o zamanda en uygun şekliyle politikada temele oturacak ve gündemi çok iyi bir şekilde doldurarak halkı kontrol edebilecek bir siyasal hareket olabileceği düşünüldüğü için açıldı. Bu süreci en iyi anlamanın yolu yapılan operasyonlardan itibaren gelişen süreci takip etmektir. Tam gündem boşaldığı sırada uzun süre işgal edilecek yeni bir gündem ortaya çıkıyor. Bunu buradan rahatlıkla anlayabiliriz. Çıkan gündemin sonunda da o çıkarılan gündem kimlere yarıyor? Bunları tespit edip değerlendirmek lazım.