COLOMBİAN CARTELS
Kolombiya, bir Latin Amerika ülkesi. And Dağları bölgesinin ortasında bulunan ülke Venezuela, Panama, Ekvador, Peru ve Brezilya’ya kara sınırına, Pasifik okyanusuna ve Karayiplere açılan deniz sınırına sahip. BM’nin 2015 verilerine göre Latin Amerika’nın üçüncü büyük nüfusuna sahip olan Kolombiya, bölge açısından güçlü bir petrol, kömür, kahve ve nikel üreticisi. Bu anlamıyla Kolombiya bölgede hem ekonomik kaynaklar hem de jeopolitik konum bakımından oldukça güçlü.
Ancak İspanyol sömürgeciliğinin ardında bıraktığı miras, Kolombiya’yı 20. yüzyılda siyasal, ekonomik ve sosyal olarak birçok sorunla karşı karşıya bıraktı. Toprak sorunu ve bu sorun üzerinden temellenen siyasal yapı, Kolombiya’daki sınıf mücadelesinin esas konularından biri oldu.
İspanyol sömürgecilerinin oluşturduğu yoğunlaştırılmış emek istihdamı temelli toprak sistemi, And Dağlarının bölgeleri birbirine uzak düşüren coğrafi dezavatanjıyla birleşince birbirinden görece bağımsız üretim alanları ve dolayısıyla köylüler ve toprak sahipleri arasında ahbap-çavuş ilişkisi yarattı. Sömürgeciliğin getirdiği baskı ile beraber Kolombiya kapalı, otoriter ve toplumsal hiyerarşinin güçlü olduğu bir topluma dönüştürüldü. 1886’da Kolombiya ilk anayasasını yapmasına ve böylelikle en eski Latin Amerika demokrasilerinden biri olma ününe kavuşmasına rağmen, halk, toprak sorunundan gelen gerilimlerle liberal ve muhafazakar partiler etrafında yığılarak ikiye bölündü.
1946 başkanlık seçimlerinde Liberal Partinin toprak sahipleri sınıfların temsilcisi, kilise yanlısı, reform karşıtı Muhafazakar Partiye karşı geniş bir ittifak oluşturup seçimleri kazanması ve bunun üzerine Liberal Partinin Lideri Jorge Gaitan’ın suikastla öldürülmesi Kolombiya’da “la violencia” (şiddet) diye bir dönemin önünü açtı. 1947’den 1953’e kadar süren dönemde 300 bin insan öldürüldü. Sonuç olarak Kolombiya’da toprak sorununun çözülmemesi rantçı kapitalist bir devletin ortaya çıkmasını sağladı.
KOLOMBİYA KARTELLERİ SİLAH TİCARETİ
Colombian Cartels After World War II
Ancak Kolombiya İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik ve politik olarak modernleşmeyi hedefleyen Asya, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri arasında yaygın olan ithal-ikameci sanayileşme politikaları uygulamaya başladı.
Bu sebeple Kolombiya’daki kahve üretimi ülkenin ihracatının 1970’lerin sonlarına kadar hemen hemen yarısını oluşturdu. Ki bu kalkınma hamlesi Kolombiya’ya diğer aynı politikaları uygulayan ülkelere nazaran daha düzenli gelişim gösteren bir gayrisafi yurt içi hasıla sağladı. Hatta 1967-1974 Başkan Restrepo döneminde yapılan ekonomik reformlar ihracatta patlamaya ve kentli işsizlikte düşüşe sebep oldu. Ancak Kolombiya tarım sorununu çözemedi. En iyi fırsatlardan biri olarak anılan 1961’de yürürlüğe konulan tarımsal reform yasası bile aslında Kolombiya’daki egemenlerin bu konudaki yaklaşımını yeterli derecede gösteriyor. Hermann Ruiz’e göre tohum seçiminden teknik desteğe kadar birçok önemli karar tarımsal bölgelerden uzak, şehir merkezlerindeki teknisyenlerin karar vermesi, kaynakların devlet tarafından yetersiz dağıtımı ve köylülere karar aşamalarında yer verilmemesi böylesi büyük bir fırsatı başarısız kıldı.
Toprak sorununun üretimde yarattığı ağırlaşma 1960’larda Kolombiya’da yapılan bir araştırmadan görülebilir. Araştırmaya göre 13 dönüm araziye sahip olan çiftçiler arazilerinin üçte ikisini ekerken, ülkedeki toplam tarım arazilerinin yüzde 70’ine sahip olan toprak sahipleri sahip oldukları arazinin sadece yüzde 6’sını ekebiliyordu. 1970’lerin sonuna doğru ise uygulanan neoliberal politikalar ve 1974 petrol krizinin Kolombiya ihracatının önünü kesmesi uzun süreli bir durgunluk ve işsizlik dönemine yol açtı.
Sonuç Olarak ;
Kolombiya’daki kapitalist sistem ve toplumun kendine özgü sorunları uyuşturucu kartellerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Kolombiya’nın kendi toprak sorununu çözümsüzlüğe bırakması, onu, sorunu çözmek adına hamle yapmak yerine ABD ile iş birliği yapmaya götürdü.
ABD de, Latin Amerika’da kendi bölgesel egemenliğini yenilemenin bir aracı olarak uyuşturucuya karşı savaş konseptini kullandı. Ancak bu sorunu çözmek yerine başka biçimler alarak devam etmesini sağladı.
Kolombiya’da Başsavcı Nestor Humberto Martinez gibi isimler köylülerin ektikleri koka bitkilerinin zor yoluyla legal alternatifleriyle değiştirilmesini öneriyor.
Ancak karmaşık sosyal ve ekonomik koşullar değişmediği sürece böyle değişimin sağlanması gerçekçi değil.