Mesut ÖNAL:
1.0 LEVİTİCUS Levililer, Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabını teşkil eden Tevrat'ın üçüncü kitabıdır. toplam 27 baptan oluşan Levililer, Yunanca Levitikos kökünden gelir. İbranice adı olan va-yikra "ve çağırdı" anlamındadır.
Levililer'in talimatları inançlardan ziyade ritüel, yasal ve ahlaki uygulamaları vurgular. Bununla birlikte, Yaratılış 1'de Tanrı'nın insanlarla yaşamak istediği yaratılış hikayesinin dünya görüşünü yansıtırlar. Kitap, kutsal ritüellerin sadık bir şekilde icra edilmesinin, insanlar mümkün olduğunda günah ve safsızlıktan kaçındıkça bunu mümkün kılabileceğini öğretiyor . Ritüeller, özellikle günah ve suçluluk teklifleri, günahlar için bağışlama (Leviticus 4-5) ve safsızlıklardan (Levililer 11-16) arındırma , böylece Tanrı'nın halkın ortasında Tabernacle'de yaşamaya devam edebilmesi için araçlar sağlar.
1.0.1 KUTSALLIK KORUNMALIDIR Günahlar için en önemli kurbanlar yıllık Kefaret Gününde sunuluyordu. Kâhinler ve Levi kabilesi için bir boğa sunuluyordu. İsraillilerin kâhinler sınıfından olmayan kabileleri için bir ergeç kurban ediliyordu. İsraillilerin günahları başka bir ergecin başı üzerine itiraf edildikten sonra, bu ergeç canlı olarak çöle salınıyordu. Bu iki ergeç tek bir günah sunusu olarak kabul ediliyordu. Tüm bunlar, İsa Mesih’in kurban edileceğine ve günahları taşıyacağına da işaret ediyordu.
Et yenilmesi ve diğer konularla ilgili talimatlar, Yehova’ya tapınırken kutsal olmamızın gerekliliğini vurgular. Buna uygun olarak, kâhinler kendilerini kutsal tutmalıydılar. Yıllık üç bayram Yaratıcı’ya şükredilen çok sevinçli olaylardı. Yehova, kutsal isminin kötüye kullanılması, Sebtlerin ve Yubil’in tutulması, yoksullara ve kölelere karşı davranışlar konusunda da toplumuna talimatlar verdi. Tanrı’ya itaat etmekten doğan nimetlere karşıt olarak, itaatsizliğin sonucunda meydana gelecek belalar da bildiriliyor. Ayrıca adakların sunulması, kurbanlara değer biçme, hayvanların ilkdoğanları ve her şeyin ondalığının “RABBE mukaddes” olarak sunulmasıyla ilgili talimatlar da vardır.
1.0.2 TUZ Tüm dünyada tuz, koruyucu bir madde olarak kullanılır. Tuz, bozulmaya ve çürümeye karşı korunmayı temsil ettiğinden; sunularla birlikte sunulur.
1.0.3 KANI SUNAĞIN DİBİNE DÖKMEK Bu, Yehova’nın, kanı kefaret amacıyla kabul ettiğini gösteriyordu. Kefaretle ilgili düzenlemelerin tümü kana dayanıyordu.
Resul Pavlus şöyle yazdı: “Şeriate [Kanuna] göre hemen her şey kanla temizlenir, ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.”
1.0.4 GÖNÜLLÜ VE ZORUNLU KUTSAL SUNULAR Kanunda belirtilen sunuların ve kurbanların bazıları gönüllü olarak verilirdi, diğerleri ise zorunlu olarak yerine getirilirdi. Örneğin yakılan sunu gönüllü olarak verilirdi. Tıpkı İsa Mesih, gönüllü olarak tüm yaşamını fidye verdiği gibi, bu sunu da Tanrı’ya bir bütün olarak verilirdi. Gönüllü paylaşma kurbanı, yani selâmet sunusu paylaşılırdı. Kurbanın bir kısmı sunakta Tanrı’ya sunulur, diğer bir kısmını kâhin, başka bir kısmını da takdimeyi sunan kişi yerdi. Benzer şekilde, İsa’nın meshedilmiş takipçileri için Mesih’in Ölümünün Anılması da bir paylaşma yemeğidir.
Günah ve suç sunularının verilmesi zorunluydu. Günah sunusu, yanlışlıkla ya da kasıt olmadan işlenmiş günahlara kefaret ederdi. Suç sunusu ise, bir başkasının hakkı çiğnendiğinde Tanrı’yı hoşnut etmek ve/veya tövbe eden günahkâra belirli hakların tekrar verilmesini sağlamak için sunulurdu. Yehova’nın verdiği bolluğun takdir edildiğini gösteren tahıl sunuları da vardı. Tüm bunlar bizi de ilgilendiriyor; çünkü Kanun ahdinde emredilen kurbanlar İsa Mesih’e ve fidyesine ya da bu fidyeden doğan nimetlere işaret ediyordu.
JACOB **Jacob İbranicede ‘takip etmek’ anlamındadır. 12 kabilenin babası ve Tevrat’taki üçüncü atadır. Çocuk ayakkabılarını çıkarttı ve toprağı derisinde hissetti. Koşmaktan yorulduğunu yeni fark ediyordu. Uçurumun kenarında ayaklarını toprağa daldırdı ve rüzgarın yüzünü okşamasını hissetti. Susuzluktan dudak çevresi çatlamıştı, rüzgara karşı dudaklarını yaladı. Çatlamış dudakları sızlamaya devam etti. Arkasından toprağa vuran bot seslerini duyabiliyordu. Çocuk ellerini iki yana açtı ve kendisini sonsuz bir yolculuk adına aşağıya bıraktı.
Mutluluğu pek çok şekilde ifade edebiliriz. Gülmek, kahkaha, tebessüm veya hediye. Her kelime bizler için birkaç nesneyi veya eylemi çağrıştırabilir. Aşkı bir güle benzetebiliriz mesela. Peki ya umut? Uçurumdan düştükten aylar sonra kendi ayakları üzerinde Kudüs yakınlarında bulunan köyüne gelen Jacob annesi için umudun ve mucizenin bir sembolüydü. Zaman içinde köylüler için ölümsüzlüğün sembolü haline dönüştü. Kendisini ölüme sürükleyen çiftçi için ise, korku olmak dışında hiçbir şey değildi.
Jacob, köyündeki çocuklar üzerinde bir üstünlük kurmayı başarmıştı. Bu basit oyun arkadaşlarının arasında alfa derecesine yükselmesi, ileride yapacağı liderlik yönetiminin bir göstergesiydi. Bu büyük ölümden dönüş hikayesi onu yüceltmeye ve efsaneleştirmeye başladı. Kendisi ile konuşmaya gelen Rahipler, Müslüman din adamları ve onun hikayesine merak salan çok fazla dini vazifesi olan kişiler onu dinledi. Hikayesi ünlendikçe, kendisi tanrılaştı. İnsanları manipüle etme yeteneği öncelikle annesi tarafından fark edildi. Sokakta kendisini tanrılaştıran bir çocuğun yürümekten bile çekinip kendisini yaşça büyük çocuklara taşıtması, annesinin gözünde bir korkuya yol açıyordu. Doğduğu günden beri Jacob'un yanında olmasına rağmen, ona çok yabancı hissediyordu. Bu onu, oğlunun dört aylık kayboluş serüvenini düşünmeye itiyordu. Babası çiftçi olan basit bir köylü olan bu çocuk, nasıl bu kadar kudret düşkünü olabilir?
Çocuk gece geç saatlerde uyandı. Özellikle annesini uyandırmamak için özen gösterdi. Bunun sadece annesi için özel bir eylem olmasının sebebi, babasının o döndüğü günden beri kendisine en ufak bir özen göstermemesi. Çocuk hazırlığını tamamladı ve evden çıkıp karanlık örtünün altındaki yıldızlar eşliğinde koşmaya başladı. Eğimli yolu çıkarken yorulduğunu hisseti. Ayakları onu geriye götürmeye çalışıyordu ama çocuk kendisiyle savaşırcasına tepeyi aşmayı çalıştı ve bunu başardı. Yağmur yüzünden yeni ıslanmış çamur kokusunu ciğerlerine doldurdu ve karanlığın içerisinde birkaç dua okuyarak rotasına devam etti. Tepenin sonuna ulaştıktan sonra bir süre etrafına bakındı ve aradığı uçurumu gördü. Ürkek hareketler ile uçuruma doğru yaklaşmaya başladı ve ağlamaya başladı. Attığı her adım, gözlerinin önüne yaşadığı kabuslardan yeni bir görüntü çıkartıyordu. Uçuruma birkaç adım daha yaklaştı, ağlaması hiddetlendi. Çocuk kendisini dizginledi ve kolunun tersi ile gözlerinin yaşını sildi. Alacağı aptalca bir karardan, ağlayarak kendisini vazgeçirmeye çalışıyordu. Ağlaması sona erince zorla yutkundu ve aşağıya doğru bakındı. Bir süre aşağıya bakarak yaşadıklarını düşündü:
* Jacob Rosenthal gözlerini açtı ve büyük bir karanlık ve soğuk ile karşılaştı.
* Jacob Rosenthal korkuyla sıçradı ve ağlamaya başladı, birkaç saatin ardından sessizleşti.Yabancı Adam: Saatlerdir ağlıyorsun ve şimdi sustun. Madem böyle bir şey yapabiliyorsun, neden bir saat önce susmadın?
* Jacob Rosenthal ses karşısında irkildi ve ürkek bir şekilde cevap verdi;Jacob Rosenthal: Neredeyim ben? Ne oldu bana, lütfen yardım edin! Bunu hak edecek bir şey yapmadım!
Yabancı Adam: Bunu hak edecek bir çocuksun. İstediği her şeye sahip olabilecek bir çocuk. Şimdilik sana yiyecek bir şeyler getireceğim. Sonra nasıl kurtulacağından bahsedeyim.
* Yabancı Adam kapıyı hafifçe araladı ve elindeki ilaçlı elmayı yuvarlayarak karanlık odanın ortasında gönderdi.
* Jacob Rosenthal ilaçlı elmayı yakaladığı gibi midesine indirmeye başladı, oldukça aç görünüyor.Yabancı Adam: Elmayı beğendiğini düşünüyorum. Eğer canın tatlı istiyorsa, sol cebindeki şekerlemeleri yiyebilirsin.
* Jacob Rosenthal elini sol cebine daldırdı ve hayalinde çizdiği şekerlemeleri yemeye başladı.Jacob Rosenthal: Teşekkür ederim. Sen kimsin?
Yabancı Adam: Bana Yahova derler.
Jacob Rosenthal: Gerçek ismin bu mu? Eğer gerçekten Tanrı isen beni buradan kurtarır mısın?
* Yabancı Adam çocuğun tepkisine karşı sakince gülümser.Yabancı Adam: Seni kurtardığım için buradasın. Sevdiğim çocukları bazen yanıma alıp, onlara özel güçler bahşederim.
Jacob Rosenthal: Bana ne bahşedeceksin Tanrı'm?
Yabancı Adam: İstediğin her şeyi. Bana istediğin bir şey söyle.
Jacob Rosenthal: Uçmak isterim Tanrı'm. Kuşlar gibi, gökyüzünde süzülmek isterim.
Yabancı Adam: Pekala, gözlerini kapat oğlum. Kollarını iki yana aç ve olduğun yerde yüksel. Karanlığın içindeki camdan dışarıya çık ve gökyüzüne ulaş. Harikasın, inanılmaz uçuyorsun. Sakin ol ve aşağıya bak, köyüne bak annene bak, evinin önünde seni bekliyor. Senin için endişelenmiş görünüyor. Ona yaklaş ve el salla!
* Jacob Rosenthal yavaşça süzülür ve annesine doğru yaklaşır.Jacob Rosenthal: Heeey! Anne, bana bak! Buradayım, merak etme ben iyiyim!
Çocuk gözlerini birkaç saniyeliğine uçurumdan gökyüzüne çevirdi ve anıları bir toz gibi gözlerinden eridi. Uçurumun kenarına birkaç adım daha yaklaştı ve kafasını gökyüzüne çevirip gözlerini kapattı. Uçmaya başladığını düşündü, kendisiyle konuşan adamı düşündü ve tekrar uçabileceğine inandı. Kendisinden emin olduğu bir anda uçurumdan kendisini bırakmaya hazırlandı ve harekete geçti. Annesi çocuğu tuttu ve kendisine çekip ona sarıldı. Yağlanmamış kapı sesi onun uyanmasına sebep olmuştu. Her şeyin sonunda oğlunu takip eden annesi onun hayatını kurtarmış olmanın verdiği buruk mutluluğu yaşıyordu. Oğluna sarıldı ve saçlarını kokladı, anne ve çocuk şaşkın bir şekilde ağladılar.
Devam edecek