Mehta & Porfirio
Erwin Mehta'yı görür, ona göre Mehta sevimsiz, soğuk davranan ve iticidir. Mehta çevresi tarafından çok sevilen birisidir ve bu yüzden Erwin onun itici olduğunu düşünür ama bu tamamen ön yargıdır. Erwin yanılmaktadır. Kimseyle konusmuyor Erwin, hem yabancılık çekiyor hem de kimseyi tanımadığı için korkuyor. Bir gün hem yeni insanlar tanımak, hem de eğlenmek için Alhambra bara giden Erwin bir vodka alır ve bir masaya geçip içmeye başlar. Vodkasını yudumlayan Erwin bir anda kafasını kaldırır ve çevresinde 6-7 kişilik bir grup görür. Adamlar tuhaf giyinimli, çoğunun dövmesi var ve üzerindeki yazılar bir bölgeden olduklarını belli ediyor, Erwin'in başı gerçekten beladadır. İçlerinden birisi konuşmaya başlar ve "Sarı kafa, kalk benim karnında üçgen pizza şeklinde delik istemiyorsan kalk benim masamdan ve siktir git der." Erwin çok şanslıdır çünkü o gece Bruce ve arkadaşları da o barda eğlenmeye gitmişlerdir. Bruce haksızlığı sevmez, her zaman zayıfın yanında olur. Erwin'i o durumda gören Bruce hızlıca masasına doğru yönelir ve direkt adamlara hemen Erwin'i rahat bırakmalarını söyler. Çetenin lideri belindeki silahı göstermeye çalışır fakat Bruce göstermesine dahi izin vermeden ilk yumruğu atar, ardından kalabalık olan Bruce'un tarafı da kavgaya dahil olur. Büyük bir kavga dönmüştür ama Bruce Erwin'i korumuştur. Her şey bittikten sonra Bruce elini, korkudan masanın altına saklanıp iki elini başının üzerine koyan Erwin'e uzatır, "kalk hadi kalk" der.
Erwin hala yaşadığının korkusunu atlatamamıştır, Bruce yavaşça iki tokat atıp "kendine gel" der. Bruce ve arkadaşları Erwin'i alıp mahallelerine doğru yola çıkarlar. Orada sohbet etmeye başlarlar, Bruce Erwin'e kim olduğunu nereden geldiğini anlamak için bu tarz sorular sorar. Erwin biraz utangaç, biraz ön yargılı olduğu için pişman bir şekilde Bruce'a onun hakkında ilk düşündüklerini anlatır. Özür dileyip affetmesini ister ve elini uzatır. Bruce bir anda sinirlenmiştir ve Erwin'in eline tokat atıp elini yere indirtir. Daha sonra Bruce Erwin'e "Artık bizdensin yeni çocuk." der ve gülmeye başlar, yanındaki arkadaşları da kahkaha atar, Erwin ilk şoku atlatamamıştır hâla ve bir de Bruce'un bu hareketi ile iyice kafası duman olmuştur, gülümsemeye başlar ve teşekkür eder, daha sonra tekrardan affetmesini söyler. Bruce Erwin'e "Bir kere daha affet dersen konuşacak dilin olmaz artık." der. Herkes yine kahkahalara boğulur. Bruce Erwin'e arkadaşlarını tanıtır daha sonra evine götürür, orada epey vakit geçirirler, evleri birbirlerine bayağı yakındır, Bruce güvenliği için Erwin'i evine bırakır. Erwin Almanya'nın soylu ailelerinden biri olan, Nazi döneminde ordu albayı olan Firimunt Porfirio'nun torunlarından biridir, epey zengindirler ve Erwin'in çalışmaya ihtiyacı yoktur, zamanının tamamını hobilerine adar. Bir gün Bruce, Erwin ve arkadaşları balığa giderler, balık tutmaya başlarlar, aralarından bazıları yüzmek ister ve denize girer. Yüzen başka insanlar da ve bir bağırış sesleri duyarlar, birisi boğulmaktadır ve çığlık atıyordur. Bruce ve Erwin birbirlerine bakarak "Atlayalım" diye bağırırlar ve hemen atlarlar, ikisi de aynı anda boğulan kişiye yaklaşır ve onu karaya çıkartırlar. Önce 911'i arayıp ambulans isterler, daha sonra Erwin Bruce'a dönüp "Bugün tanrı için harika bir iş yaptık" der. Bruce Erwin'e şöyle der "Bugün tanrı için bir kişiyi kurtardır. Ben zaten polis olmayı düşünüyordum, sen de zaten çalışacak birisi değilsin, gel aynı anda başvuralım Polis Departman'ına." Erwin bu karar karşısında çok şaşırır ve ne diyeceğini bilmez. Erwin'in şaşkınlığını gören Bruce "düşünecek bir şey yok, ikimiz de polis olacağız ve ayrılmaz ikili olup bugün nasıl yaptıysak her gün canımızı can kurtarmaya adayacağız, sen benim kıçımı, ben de senin kıçını her zaman koruyacağız." Bu işi para için değil, sevdiğimiz için yapacağız. Erwin hâla tepkisizdir. Bruce Erwin'e "hadi ama, ne çok düşündün, korkuyor musun yoksa?" der. Erwin "Ha-hayır, sadece bu fikir bende yoktu, şaşırdım biraz ama kabul ediyorum." der.
Erwin her gün Los Santos Polis Departmanı'nın sitesine girip başvuruları inceler. Bir gün yine umutsuz şekilde sitede gezinen Erwin başvuruların açıldığını görür ve heyecandan çığlıklar atar, elini hemen telefonuna götürüp Bruce'u arar. Vakit çok erkendir, Bruce uyuyordur ve Erwin Bruce'u uyandırmıştır. Bruce uykulu şekilde "Bir problem mi oldu ? " diye sorar. Erwin heyecanlı şekilde başvuruların acıldıgını anlatır. İkisi de başvurur ve kabul edilip sınavları geçer. Departman'a girdiklerinden beri ayrılmazlar, halka birlikte hizmet ederler.