 | 1. BÖLÜM: RÛYALAR ŞEHRİ'NE GELİŞ
Bay Yang'ın, kişisel gezileri için kullandığı gemisinin alt katında, en küçük kamarada, saklanıyor; sabah olmasını bekliyorduk. İki gündür, bir nevî, kaçak hayatı yaşadığımızdan dolayı bir heyecan üzerimizde, bir yandan da karnımızın aç ve saatlerdir de susuz olmamızın getirdiği hâlsizlik sebebiyle ranzalarda, bir ölüden farkımız yokmuşçasına, uzanıyorduk. Salt bir bütün olarak okulun, bana, bir şeyler katmadığı gerçeğini kavradığımda üniversiteye gitmeme kararı almıştım; fakat Ian ve Soo benim gibi değildi, onların bir kariyer plânı vardı... en azından babaları Bay Yang'ın.
Bay Yang, Çin'in en büyük mafyalarından bir tanesinin lideriydi; kaçakçılık ile uğraşıyor, insanları borç verip; yüklü miktarda faiz ile geri alıyordu. Ian'ın, aramızda, en mantıklı insan olduğunu bildiğimden dolayı, onun, bu olaylardan haberinin olduğunu düşünebiliyordum -- hoşnutsuzluğunu da görebiliyordum fakat; Soo, Ian gibi değildi, daha çok arkadaşları ile nerede olur ise olsun, partiden partiye koşuşturuyordu.
"Belki de kaçmak bir çözüm değildir, sence de öyle değil mi Ian?" dedi Soo, sessizliği bir bıçak gibi yırttı. Kafamı hiç kaldırmadan, hemen yan tarafımdaki ranzada yatan Ian'a, göz ucuyla, baktım; sonra gözlerimi tekrardan tavana çevirdim. Ian'ın söze girmesini beklemeden: "Nedir peki, salak?" dedim, ve ekledim: "Babanın beni öldürmesi mi bir çözüm, senin için?" Soo, düşünmeden söylediği sorusunun ne kadar saçma bir soru olduğunu ancak anlamış olacak ki suratını astı, telefonu eline aldı; şarjının dolu olduğunu gördü, ve telefonu şarjdan çıkardı.
Ne ara uykuya teslim olduğumuzu bilmiyorum; fakat, geminin üst kısmından ayak sesleri duyduğumda gün henüz ağarmamıştı. Yarı-uykulu olduğumdan dolayı, ayak seslerini duyduğum gibi gözlerimi açtım, hemen doğruldum ve ayaklarımı ranzadan aşağıya sarkıttım, atladım. Hemen Ian'ı ve Soo'yu uyandırdım.
| | |