Daha kendilerinin nasıl bir insan olduğunu bile çözemeyen, gelecek kaygısı olmayan iki genç aşığın hikayesi, başka bir hikayenin başlangıcına dayanak sağlıyor. Genç bayan Freyr Dreksarr, içinde çok erken oluşan bir embriyo ile hayatının kararını vermek zorunda kalıp hikayenin ana karakteri Uhtred'in babasıyla evleniyor. Freyr'in ailesi olmadığından, yalnız başına yaşayıp çalıştığından onu zorlayacak herhangi bir durum da söz konusu olamazdı. Kendi iradesiyle bir ilişkiye girdi, sonuçlarına katlanıyor. İşte Uhtred'in hikayesi bu süreçte başlıyor. Alkolik bir mühendis baba, doktor bir annenin tohumu geliyor. Çok uzatmadan devam edelim. Etnik kökenleri milattan sonra 5.yy'a kadar uzanan bu aile dolayısıyla köklü bir yapıya sahip. Freyr, kendi ailesinin son temsilcisiydi. Babası ise soyunu sürdürme konusunda haşimle ilerliyor. İkilinin İsveç'e yapmış olduğu kısa süreli bir tatilde anlık bir tekmeyle ortaya çıkan Uhtred'i garip ve huzursuz bir hayat bekliyordu. Lanetli bir bebekti kendisi.

Okul öncesi dönemleri herkes bilir. Altı yaşında çocuksun ve okula başlayacaksın. Başta herkes çok sever ve büyük bir merakla okula gider. Ancak sonrasında farkına varırsın; aslında berbat bir ortam. Şafak vaktinde yola çık, okula git ve altı saat boyunca sınıftan sınıfa, dersten derse gir. Kafalar zaten allak bullak, bir de öğretmenlerin egoist bir insansa, hvil i fred, bror..
Tamam kabul edelim, her öğrencinin okul hayatında kendisini okula bağlayan bir takım durumlar olmuştur. Öğretmenine aşık olmak, okuldan birisine aşık olmak, kafa-dengi muhabbet edebileceğin öğrenciler/öğretmenler keşfetmek gibi. Uhtred küçüklüğünden beri tamamen bir uyku meraklısı bir insandı. 24 saatin yarısından çoğunu uyuyarak geçirir, sessiz sakin kalan, pek göze batmayan bir bebeklik/çocukluk geçirmişti. Kendisinden sonra gelen kardeşleriyle zamanında neredeyse hiç yüz yüze gelmemiş bile olabilir. Hatta ergenliğe girmese kardeşlerini bile tanımayabilirdi. Aile sofrası alışkanlığı yoktu. Kendisine ait bir odası olduğu için haliyle aile bireyleriyle pek iletişime geçen birisi de değildi.
Her neyse, konumuza geri dönüyoruz! Nerede kalmıştık... Uykucu Uhtred. O kadar uyumasına rağmen sınavlarında hiçbir zaman B-'nin altına inmedi. Zeki falan da değildi üstelik. En azından kendisini zeki birisi olarak görmüyor. Yaptığı tek şey derste işlenen konuları beyninin çalışan bir kenarına fırlatmak. Çoğu aptal bu kadar kolay bir şeyi bile beceremeyecek kadar salaktı. Kendisini sadece bu salaklardan üstün gören bir varlıktı Uhtred.

Lise yıllarına geçtiğinde hayatının çoğunu uyuyarak geçirdiği için pişman hale geldi. Dönemin en sinir bozucu ve kanserden beter hastalığı olan uyku problemi onun da kapısını çalmıştı. Bir gün, iki gün, bazen üç gün bile uyuyamıyor, ne yaparsa yapsın gözüne uyku girmiyordu. Bu konu hakkında halen bir çözüm bulabildiği söylenemez. Uyku problemleri şimdi bile devam ediyor.
Kendisini bu dönemde araştırmalara ve kitaplara adadı. Türünü ayırmaksızın her türlü kitabı okuyan Uhtred, ilk defa bir hobi edinmişti. Kitap okumak, Uhtred'i Uhtred yapan etkenlerden birisi olmuştu...
...