Ziyaretçi

Selam ziyaretçi, Rina Roleplay forumuna hoş geldin. Rina Roleplay, Grand Theft Auto: San Andreasın multiplayer istemcisi "SAMP"ın, Türkiyedeki en büyük sunucusudur ve en büyük roleplay platformudur. Eğer Rina Roleplay forum üyeliğin varsa lütfen Giriş Yap veya üyeliğin yoksa hemen Kayıt Ol.

The Rucksichts Mob


Başlatan Teabbed, 23 Şubat 2018, 21:56:50
Okunma sayısı 4143 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Teabbed

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Japon
Son giriş: 22 Mart 2020, 21:29
Toplam oynama: 8 gün, 8 saat
Birlik: (Yok)
The Rucksichts Mob
« : 23 Şubat 2018, 21:56:50 »



Nasyonel Sosyalizm(Nazizm)


Nasyonel Sosyalizm, Irkı Temel Alarak, ırk, millet ve toplumda sosyal ve ekonomik düzen gibi konularda çeşitli ölçüleri kabul eden ve bu konularda bazı düzenlemeler getiren bir ideolojidir. Bu ideolojiye kısaca Nazizm' de denir. Nazizmin daha iyi anlaşılabilmesi için ırk, millet ve sosyo-ekonomik düzene bakışını tek tek incelemek şarttır.

Nasyonal sosyalizm doktrininin ilanı 1898'in Mayıs ayında, ilk kez Fransız teorisyen Maurice Barrès tarafından yapılmıştır. Sosyalist bir milliyetçilik fikrinin temel doktrinlerini belirleyen Barrès, dönemin Rusya merkezinden tüm dünyaya yayılan sosyalizmi bir zehir olarak tanımlamıştır. Sosyalizmin “liberal bir zehir” olduğunu, ancak ulusal bir sosyalizmin, kolektif milliyetçiliği gerçekleştirmenin aracı olduğunu açıklamıştır. Barrès'e göre, işçiler kendi uluslarından işverenlere karşı değil, yabancı işverene ve Yahudi sermayesine karşı mücadele etmelidir.


Führer - Adolf Hitler


Barrés'in bu düşünceleri Adolf Hitler'e ilham verdi ve nasyonal sosyalist ideolojinin oluşmasına katkı sağladı. Sosyalizmden farklı olarak nasyonal sosyalizmin doğrudan “kolektif çalışan bir milliyetçilik sistemi” olduğunu empoze eden Adolf Hitler önderliğindeki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi, Barrès’in ortaya attığı düşünceleri kendilerine uyarlayarak birçok toplantıda duyurmaya başladı. Adolf Hitler "milliyetçi ve sosyalist" bir öğretinin fikir babası olan Barrès’in ideolojilerini halka aktarırken, Alman işçilerinin klasik olarak ülke içindeki işveren sınıfı ile değil doğrudan ülke dışındaki yabancı güçlerle savaşması gerektiğinden bahsediyordu. Adolf Hitler'in 1920-1933 yılları arasında bilhassa sosyalizme eğimli Alman işçi sınıfını nasyonal sosyalizm söylemleri ile etki altına alması, seçim arifelerinde partinin ve şüphesiz kendisinin büyük bir desteği arkasına almasını sağlamıştır. Alman işçi sınıfının kendi milletinden olan işverenler yerine “Yahudi” kaynaklı yabancı sermayeye karşı savaş vermesi gerektiğini söyleyen Hitler, tüm ekonomik ve sosyokültürel sorunların nedeni olarak Yahudileri gösteriyordu. Barrès’in 19. yüzyılın sonundaki düşüncelerinden ilham alan Adolf Hitler, milliyetçi bir sosyalizm öğretisini Alman halkına uyumlu bir hale getirerek, “nasyonal sosyalizm” ideolojisini ortaya çıkarttı. Günümüzde sağ görüşün en aşırıya kaçan hali olarak tanımlanan [kaynak belirtilmeli] nasyonal sosyalizm, milliyetçi düşüncelerin ağırlaştırılarak sosyalizm doktrinleri ile harmanlanmış hali olarak isimlendirilir. Pratik uygulamada faşizm ile çoğu noktada örtüşen nasyonal sosyalizm, sosyalizm tutumlarını yalnızca devletin ekonomik politikalarında uygulamıştır.

İtalya'da Benito Mussolini önderliğinde kurulan faşizm akımından etkilenerek ortaya çıkan nasyonal sosyalizm, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da gelişmiş, 1945'lere kadar yayılarak sürmüştür.

1920 tarihinde Alman İşçi Partisi'nin isminin Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) olarak değiştirilmiştir. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin 30 Ocak 1933'ten Nazi Almanyası'nın II. Dünya Savaşı'nda teslim olduğu 8 Mayıs 1945 tarihine kadar iktidarda olduğu dönem boyunca Almanya'nın resmî ideolojisi olarak uygulanmıştır.

Nasyonal sosyalizm, tek kişi iktidarına dayanır. Reich yani imparatorluk kavramını öne çıkarır. Giderek Yahudi düşmanlığına bürünen Nazizm'e göre; "İnsanlığın yüz karası olan aşağı ırk­lar savaşla yok edilir".

2. Dünya Savaşı'nın sonunda büyük yenilgi alan Almanya'nın teslim olmasından sonra, 1949 yılında Batı Almanya'da Sosyalist Reich Partisi (Sozialistische Reichspartei - SRP) isimli bir neo-Nazi parti kurulmuştur. Bu akımla birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan Nasyonal Sosyalizm, zaman zaman "beyaz ırk üstünlükçüsü" neo - naziler tarafından dünyanın çeşitli yerlerinde, gösteriler, hatta cinayetlerle, örgütlenme çabaları göstermişse de çoğunlukla tepki görmüştür.

Nazi Almanyasında, Sovyetler Birliğinden, günümüze kadar totoliter rejimlerin en büyüğü kurulmuştur. Savaş ekonomisine dayanan gelişmiş bir teknoloji sayesinde toplumun her kesimi ve hayatın her safhası kontrol altına alınmıştır. Propaganda ve şiddet, nazizmin önde gelen hususiyetlerinden birisi olmuştur. Yüz binlerce kişi disiplinli kalabalıklar halinde harekete getirilebilmiştir. Birinci Dünya Harbinden sonra Almanların maruz kaldığı haksız muamele ile ortaya çıkan buhranlara karşı gösterdiği reaksiyon ve Alman milli gururunu okşaması rejimin, milyonlarca taraftar kazanmasına yol açtı. Bu rejim, Hitler’in İkinci Dünya Savaşından sonra intihar etmesiyle sona ermiş, önde gelen liderleri de, Nürnberg Mahkemesinde yargılanarak idama mahkum edilmiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra ise bazı ülkelerde birçok milli hareketi ve antikomünist müesseseleri nazilik veya faşistlikle suçlamak kızıl faşizm olarak bilinen komünist propagandasının bir metodu olmuştur.


Swastika


Swastika Güneşi, dört ana yönü, dört rüzgârı, şimşeği,  Thor‘un çekici Mjölnir‘i, Buda’yı, İku-Turso’nun kalbi “Tursaansydän“ı ve son olarak da Nazi Partisini simgelemiştir. Hinduizm, Budizm ve Janizm dinlerinde oldukça kutsal bir semboldür. Bunları da anlatacağız. Her şey sırayla… Svastika aslında en az simgelediği şey olan Nazi’lerle en çok eşleştirilmiştir genel algıda.

Aynı zamanda Çin alfabesinde bir karakterdir ? veya bu şekilde ? yapılıyor.
Yunan alfabesindeki gama harfi gibi bükülmüş eşit uzunlukta kolları bulunan ve bu kolların 90 derece açıyla kırılmış olduğu bir simgedir. Swastika ile karıştırılmaması gereken bir diğer sembol vardır ki o da Swastika’nın tersine yüzü sola bakan gamalı haç Sauwastika‘dır. Sauwastika, Hindu inanışlarına göre kötülüğü sembolize eder.
Finlandiya’da ‘Lotta Svärd’ adlı gönüllü kadın yardım kuruluşunun 1921 yılında Eric Wasström tarafından tasarlanan sembolünde swastlka ile güller birlikte kullanılmıştır.

Stalingrad


II. Dünya Savaşı'nı başlatan Almanlar, Mihver devletleri kurarak tüm Avrupa'ya acımasız şekilde yayılıyordu. Başlarda tek hedefi Avrupa olan Hitler, Sovyetler'e karşı saldırmazlık anlaşması bile imzalamış ancak işgal ettiği yerlerden tatmin olmayınca gözünü Sovyetler'e dikecek kadar aç gözlü olmuştu...

22 Haziran 1941'de Barbarossa Harekatı'yla Sovyetleri işgale başlayan Mihver Devletleri'nin ordusu, şok etkisi yarattığı Ruslar üzerinde bir dizi galibiyet almış kısa zamanda Leningrad'ı kuşatma altına almıştı. Hitler'in talimatıyla taarruz durdurulmuş, Moskova'ya 'Teslim ol' çağrısı çoktan yapılmıştı. Ancak ne Stalin'nin ne de Kızıl Ordusu'nun durmaya niyeti yoktu. Her ne kadar Mihver Devletleri güney cephesinden Rostov'u işgal etmiş olsa da Kızıl Ordu direndi ve düşmanın başkente girmesine izin vermedi. Kızıl Ordu'nun direnişi Almanlarıi Moskova sokaklarında durdurmuş hatta karşı taarruzla kaybedilen Moskova geri alınmıştı.

Karşılıklı verilen kayıpların ardından kazanma sırası Kızıl Ordu'ya geçmiş, Sovyet topraklarında var olan Mihver Devletleri sıra yenilgilere uğratılmıştı. Hatta ara ara Alman kuvvetleri 100 km'lik geri dönüşler bile yapıyordu.

Yaz ve sonbaharın bitimiyle kış ayı gelmiş ve sonunda taarruzlar durma noktasına kadar getirilmişti. Ancak Mihver Devletleri'nin pes etmeye niyeti yoktu. Rostov ve Leningard'ın güney cephesi gerisinde iyi bir savunma hattı oluşturuldu. Böylelikle aşağı yukarı savaş sınırı çekilmişti.

1942'nin ilk aylarında her iki taraf büyük bir çarpışma olacağının farkındaydı bu yüzden iklim şartları yüzünden durulan savaşı fırsat bilerek ikmal ve lojistik destek alarak savaş hazırlıklarında bulundular. Bu hazırlıklar sona erdikten sonra Mihver Devletleri'n tek amacı topyekün büyük birlikle Moskova tarafından Sovyetlere girmek ve Stalin'i teslim olmaya zorlamaktı.

Ancak Mihver Devletleri'ne karşı gelen Hitler'in amacı çok farklıydı. Hitler, tüm generallere karşı çıkarak “Ne yazık ki generallerim savaş ekonomisi bilmiyorlar” dedi ve bambaşka bir planla Stalingrad'ı alma hayalleri kurdu. Adına Mavi Durum dedikleri yaz operasyonunun Amacı hem Donets koridorunu açmak hem Stalingrad'ı ele geçirmek hem de Kafkasya yolunu açmaktı.

Stalingrad'ın alınması özellikle Faşist yönetilen Mussolini'nin İtalya'sı ve Hitler'in Nazi Almanya'sı için büyük önem taşıyordu. Eğer Stalingrad alınırsa Volga nehri ve Hazar Denizi'nden gelecek yardımlar kesilecek Kafkasya bölgesinde Mihver Devleti güvenli bir cephe kurarak Moskova'yı tamamen çember altına almaktı. Bir diğer yandan önemli bir sanayi şehri olan ve önemli tankların üretildiği Stalin'in adını taşıyan Stalingrad'ın düşmesi demek Sovyet halkı için büyük bir moral bozukluğu olacaktı.

Mihver Devletleri'nden olası büyük bir saldırı geleceğini tahmin eden Joseph Stalin de Doğu Cephesi'ni kazanmanın ne denli önemli olduğunun farkındaydı. Tarihler Haziran aylarını gösterdiğinde Sovyetler, Sivastopol Kırım ve Kreç'de Mihver Devletleri'ne görmediği bir savunmayla direnmiş Stalingrad taaruzunu yaklaşık olarak 1.5 ay ertelemeyi başarmıştı.

Ancak oralardaki savunmaların daha fazla ayakta kalamayacağını fark eden Stalin artık Stalingrad için büyük bir savaş vermesi gerektiğini anlamıştı. 1 Ağustos 1942'de Güneydoğu Cephesi komutanlığına General Andrey Yeryomenko'yu atarken yardımcı olarak Nikita Khrushchev'i görevlendirdi.

Stalin savaş alanında herkese ihtiyacı olduğunun farkındaydı ve katı yaptırımlar uygulamaktan hiçbir zaman çekinmedi. Özellike 28 Temmuz'da 'Savaştan kaçan korkakları vurun' açıklaması yaptı ve bunun ilgili bir yasa çıkardı. Siviller dahil olmak üzere savaştan kaçan her asker mahkemelerde yargılanacak ya da görüldüğü yerde öldürülecekti.

Rusların Almanlarla baş edecek kadar aşırıya kaçan büyük silahları yoktu ancak onlara karşı en büyük avantajları çabukluklarıydı. Sokaklarda gerçekleşen büyük muharebede sivillerin bile örgütlenmesi ve küçük birliklerle yapılan operasyonlar savaşı iki taraf için dengeliyordu.

Tarihler 23 Ağustos'u gösterdiğinde General Wolfram von Richthofen komutasında Alman Hava Kuvvetlerinden Luftwaffe 4 tarafından ilk saldırı düzenlendi. General Aleksandr Mikhailoviç Vasilevski’nin “Unutulmaz, trajik bir gün” olarak tanımladığı bu günde Almanlar yıkıcı hava akınlarıyla Stalingrad'ı cehenneme çevirmeyi başarmış ayrıca Sovyetler'in 201 uçak kaybetmesine sebep olmuşlardı.

Daha öncesinde gerçekleşen hava akınlarında birçok Sovyet gemisi zaten batırılmıştı. 31 Ağustos'a kadar sürdürülen bombardımanlarda şehirdeki yapılardan yüzde sekseni tahrip oldu. Bu fabrikalarda çalışan işçiler hızla Sovyet ordusuna katılırken kalan fabrikalarda ısrarla Stalin çeliği dövülmeye devam edildi. Genel olarak Sovyetler Alman hava akınlarına mani olamadı böylece Mihver Devletleri'nin şehire girmemesi için hiçbir neden kalmamıştı.

Hava saldırılarının ardından büyük bir üstünlük kuran Almanlar şehrin kuzeyine girmiş ayrıca Volga nehri üzerinde büyük bir hakimiyet sağlamıştı.

Almanlar tarafından tamamen kuşatılan şehirde hiçbir şey iyi gitmiyordu. Artık tek çıkar yol nehirden sağlanacak olan yardımdı ancak nehiri geçmek alenen Almanlara açık hedef olmakla eş değerdi. Bu yüzden Sovyetler ön saflarda sivillerin geçtiği güvenli bölgelere kadınları yerleştirdi. Böylelikle Almanlar kadınlara önem vermeyecek Sovyet kadınlarıysa uçaksavarlar ve tanklarla nehirdeki kuşatmayı kaldırarak yardım gelmesini sağlayacaktı.

Her ne kadar başlarda bu plan işe yarasada güçlü Hitler ordusu saldırıları püskürttü ve 30 Sovyet tankını saf dışı bıraktı.

Sovyetler Almanlara direnmekten başka hiçbir şey yapamıyordu. Sadece ellerindeki bölgeleri tutmak Stalingrad'ı sonuna kadar savunmaktan başka düşünceleri yoktu. Sürekli olarak 'Önderimizin ismi olan bu şehir asla teslim edilemez' naraları atılıyordu.

Stalingrad'daki direnişi komuta eden Chuikov da askerleriyle aynı görüşteydi. Bu süreçte her ne kadar kayıp yaşansa da Sovyetlerin sayıca fazla olması direnişi biraz daha sağlamlaştırıyordu.

18 Eylül'de Chuikov, yeniden bir yıpratma saldırı düzenledi. Ancak yine başarı sağlanamadı.. Büyük 77 uçak ve 41 tank kaybeden Sovyet ordusu bu işi yıpratma yoluyla çözemeyeceklerini anladı ve Stalingrad'ın yeraltı avantajını kullanarak savaşı şehir içinde bırakmayı tercih etti. Kucaklama adı verilen operasyonda Sovyet birlikleri Alman cephelerine yakınlaşacak böylelikle hava saldırılarından iki tarafın da zarar görmesini sağlayacaktı.. Bu plan her ne kadar işlese de büyük bir etki göstermedi ancak savaş sokaklara taşınmıştı...

Savaş biraz olsun Sovyetlerin lehine dönmüştü. Çatışmalar fabrika borularının içinde, yıkık binaların arasında hatta yeraltı tünellerinde devam ediyordu. Teknoloji anlamında zayıf olan Sovyetler, sokak çatışmalarında çabukluklarını ve nüfus sayısını kullanıyordu.

Her sağlam bina tarafların üssü haline geliyordu. Bir bina 6 saatte 14 kez el değiştiriyordu, bu durum aslında savaşın ne kadar ateşli ve çabuk geçtiğinin kanıtıydı. Chuikov komuta merkezinde, “Stalingrad yalnızca savunma yapan son asker öldüğünde ele geçirilebilir.” dediğinde Sovyetler biraz daha gaza geliyor ve Almanları şehirden temizlemeye çalışıyordu.

Neredeyse Stalingrad'ın kahramanı olacak Alman Hava Kartalı Luftwaffe 4, 5 Ekim’de Dzerzhinskiy Traktör Fabrikası’nda mevzilenen Sovyet birliklerine yeniden hava saldırısı düzenledi ve orada konuşlanmış birlikleri tamamen yok etti.

Daha sonra Ekim ayı içerisinde Sovyet Birliklerine 600 ton bomba yağdıran Alman Hava Kuvvetleri, birlikleri Volga Nehrinin şeridine kadar geriletmeyi başardı. Daha sonra orada oluşan Sovyet birliğini kırmaya çalıştı. Saldırılarda her ne kadar başarısız olsa da Sovyetler savunma anlamında büyük işler yapmış ve direnişlerinden taviz vermeyerek savaşın en hassas noktasında pes etmemişlerdi.

Tarihler 8 Kasım'ı gösterdiğinde savaşın rengini değiştiren ilk gelişme yaşanmış, Luftwaffe 4'ün tüm birlikleri olağanüstü hal nedeniyle Avrupa'ya bizzat Hitler tarafından gönderilmişti. Stalingrad'ı büyük ölçüde kazandığını düşünen Hitler, Sovyetler'in savunmada kalacağından ve geriye kalan birliklerinin savaşı idare edeceğinden emindi. Ancak bu ayrılık Sovyet Birliklerinin Hava Kuvvetlerine avantaj kazandırmış ve Alman panzerlerinin büyük kısmı hasar görmeye başlamıştı.

Ve kimsenin planlamadığı doğa ana savaş sahnesine yeniden gelmişti... Kış Stalingrad'dan yanaydı.

19 Kasım 1942’de Sovyet birlikleri savunmadan çıkıp yıkıcı operasyonlarla zayıf kalan Alman birliklerine karşı şok etkisi yaratacak bir plan hazırladı. Hızlı şekilde devreye sokulan planın adı Uranüs'dü ve yönetimini General Nikolai Valutin ve Marshal Georgi Zhukov üstlendi.

Romen birliklerinin yardımıyla Rus birlikleri sadece bir gün içinde Kuzey Kuşatmasını dağıttı. 20 Kasım'da bu operasyona 2 birlik daha katıldı ve tarihler 21 Kasım'ı gösterdiğinde Sovyetler 290 bin askeriyle Stalingard'ı tekrardan kuşatarak Hitler'e karşı büyük bir gövde gösterisinde bulundu. Daha sonra Almanların hava sahalarını işgal eden Sovyetler Hitler'i çaresiz bırakmıştı. Hitler'in generalleri Don Nehri'ne çekilmeyi önerdi ancak bunu reddeden Hitler hava kuvvetlerine güvenerek savaşa devam etti. Ancak yanlış hesaplanan ikmaller yüzünden Alman Hava Kuvvetleri artık yeterli desteği veremiyordu. Bu yüzden her geçen gün Sovyet birlikleri yeni taşınılan Alman hava sahalarını işgal ediyordu. Bu durumun ardından Alman askerleri artık şehre sıkışmıştı.

24 Kasım 1942 – 31 Ocak 1943 tarihlerinde Almanlar bölgeye bir türlü ikmal sağlayamıyor Sovyet birlikleri tarafından vuruluyordu. Bu yüzden şehre sıkışmış olan Alman birlikleri açlık ve Sibirya'dan gelen inanılmaz bir soğuk bekliyordu.

Bu olayların ardından Sovyetler zafer ilan ediyordu ancak savaş henüz bitmemişti.

Erich von Manstein komutasında yeni bir birlik kurdu ve savaş bölgesine desteğe gitti. Erich von Manstein, Sovyetler'in teslim ol çağrısına kulak asmayarak orada kalmayı direten Paulus'a geri dönmesi için öneride bulundu. Ancak general Hitler'e bağlılığını kanıtlamak için ölmeden dönmeyeceğini belirtince savaş uzadı...

Yine de Paulus'un içinde geri dönme isteği vardı. Savaşta kaybeden olduklarını biliyordu ve durumu bir umut olarak Berlin'e bildirdi. Ancak Hitler, 'dönersen ölürsün' dedi ve Paulus'a direnmekten başka çare bırakmadı...

Küçük Satürn Operasyonu Sovyet Birlikleri'nin Don Nehri'ni kontrol altına alarak Alman birliklerine sağlanan ikmalleri kesmek adına yapılmış olan bir operasyondu.

16 Aralık 1942'de gerçekleşen operasyon tam olarak başarıya ulaşamadı ancak Almanların hareket alanı oldukça daralmıştı.

Paulus'un teslim olmayaşı ve kısmen başarılı olan Küçük Satürn'ün ardından Sovyetler tüm gücüyle soğuk ve açlıktan zayıf düşen Alman birliklerine saldırdı. Artık kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Alman Birlikleri kendilerini vahşice ve plansız şekilde savunmaktan başka bir şey yapmıyordu.

10 Ocak 1943'deki Sovyet saldırısının sonucunda Alman Garnizonu ikiye bölündü. Sovyetler son olarak Pitomnik, Stalingradskaja Uçuş Okulu ve Gumrak hava sahasını ele geçirerek Almanlara ikmallerin yapılmasını tamamen durdurdu. Artık Almanların hiçbir şeyi kalmamıştı.

En sonunda General Mikhail Shumilov'a 2 Şubat'ta teslim olan Paulus, Berlin'de henüz üç gün önce kendisini mareşallığa terfi ettiren Hitler tarafından hain olarak ilan edildi. Paulus ise hayatta kalan askerleriyle Moskova'ya esir düştü

Savaşın kazanılmasında keskin nişancıların da ayrı bir yeri vardı. Stalingrad'da ünlü keskin nişancı Vasily Zaytsev, 200 – 400 arası düşman askeri tek başına öldürmüş ve kahraman olarak ilan edilmişti. Zaytsev'in kahramanlığı Sovyet halkına büyük bir moral olmuş, Stalin tarafından tebrik edilmişti.

Büyük bir kıyıma neden olan bu muharebe II.Dünya Savaşı'nın sonuçlarına büyük etkide bulundu. Almanlar yenildiklerini hazmedemeyip bir süre kaybettiklerini halklarına ilan edemediler. Sovyet kayıtlarına göre çoğu Alman'dan oluşan Mihver Devletleri'nin muharebede ortalama olarak kaybettiği asker sayısı 1.5 milyon kişiyken bu sayı Sovyetle'de 1 milyon 129 bin 619 askeri bulmuştu. Bunların haricinde 40 bin sivil öldü. Sokaklarda ölen masum vatandaşların ise sayısı bilinmiyor.

Savaş alanında kalan yaklaşık 90 bin asker esir alınarak kamplara gönderildi. 1955'de bu kamplardan sadece 5 bin asker sağ olarak ülkelerine dönebildi. Kalanlar ise kötü hava koşulları yüzünden hayatını kaybetmişti.


The Rucksichts Mobster



ll.Dünya savaşının ardından, başka bir ülkeye yerleşen Rucksichtslos Ailesi 2003'e kadar kaçak yaşamlarını sürdürdüler, daha sonra bulundukları ülkede silah & uyuşturucu ticaretine girişerek büyük bir ekonomiyi ele geçirdiler, ekonomiye etki yarattıktan sonra şehrin ileri gelen kişileriyle görüşüp büyük bir iş başardılar, 2008 gibi Bilinmeyen bir sebepten, Hermann'in ekibinden bir kaç kişi esrarengiz şekilde kayboldu, tedirginlikten kafasını sıyıran, Hermann Ekibi ile çareyi Los Santos'a yerleşip burada şehri ele geçirmeye çalışıp kendi ekonomisini yaratmakta buldu.

Çevrimdışı Teabbed

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Japon
Son giriş: 22 Mart 2020, 21:29
Toplam oynama: 8 gün, 8 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #1 : 23 Şubat 2018, 21:57:35 »
! Bu divizyonlar Alman ordusunda kullanılan birliklerdir, biz bunları birlikteki konsepte göre ayarladık rollerimizi şekillendirmek amacı ile.

Divizyon ve gruplar




Einsatzgruppen : Ölüm birliği, çok güvenilip çok sağlam adamlara verilir, bir nevi Tecrübeli kişi divizyonu.



Wehrmacht: Askerler, yani Birliğe yeni katılan kişilere verilecek divizyon.



Waffen-SS: SS'in bir alt kolu olan bu divizyon, birliğe yeni katılım sağlayıp kendini
kanıtlamış kişilere verilecek divizyon.



Schutzstaffel: Birliğe uzun süre katkı sağlamış daha sonra, kendini kanıtlamış kişilere verilecek divizyon.









Çevrimdışı ghettobird

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 28 Temmuz 2019, 00:29
Toplam oynama: 28 gün, 16 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #2 : 23 Şubat 2018, 21:58:17 »
Rollerinizi takip edeceğim,başarılar ;)

Çevrimdışı Kelder

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Daniel Haro Lv.14
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 14 Mayıs 2024, 00:23
Toplam oynama: 46 gün, 2 saat
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #3 : 23 Şubat 2018, 22:02:38 »
rez

Çevrimdışı gangunit

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Kanadalı
Son giriş: 15 Nisan 2022, 23:23
Toplam oynama: 30 gün, 11 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #4 : 23 Şubat 2018, 22:04:31 »
Başarılar.

Çevrimdışı gods

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 05 Haziran 2020, 14:54
Toplam oynama: 17 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #5 : 23 Şubat 2018, 22:05:55 »
Başarılar...

Çevrimdışı southcoast

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Kadın
Köken: Amerikan
Son giriş: 05 Haziran 2022, 20:44
Toplam oynama: 0 gün, 0 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #6 : 23 Şubat 2018, 22:07:20 »
Başarılar, umarım tutar.

Çevrimdışı The Wall

VIP
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Tyler Nathan Lv.12
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 01 Mayıs 2020, 18:06
Toplam oynama: 17 gün, 1 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #7 : 23 Şubat 2018, 22:12:06 »
Başarılar ! Rollerinizi merakla bekliyorum. :)

Çevrimdışı Samuel_Moreno

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #8 : 23 Şubat 2018, 22:14:18 »
rez

Çevrimdışı Fixatien

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 08 Nisan 2021, 20:31
Toplam oynama: 75 gün, 6 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: The Rucksichts Mob
« Yanıtla #9 : 23 Şubat 2018, 22:18:50 »
Başarılar ciğerim