Ziyaretçi

Selam ziyaretçi, Rina Roleplay forumuna hoş geldin. Rina Roleplay, Grand Theft Auto: San Andreasın multiplayer istemcisi "SAMP"ın, Türkiyedeki en büyük sunucusudur ve en büyük roleplay platformudur. Eğer Rina Roleplay forum üyeliğin varsa lütfen Giriş Yap veya üyeliğin yoksa hemen Kayıt Ol.

dusuk level kallavi phillip cortez


Başlatan Squezzy, 17 Ekim 2018, 03:59:18
Okunma sayısı 80277 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı atki187

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Rus
Son giriş: 25 Ocak 2021, 18:10
Toplam oynama: 71 gün, 5 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #1070 : 17 Haziran 2019, 20:16:16 »

1997 - 05/Chicago




Gece telefon acı-acı çaldı. Melina beşiğinde uyuyor, Stephanie televizyonda çizgi film izliyor. Filmlik bir görsel! Telefon çaldı ve Carmen bulaşık bezini kenara bırakıp, usul adımlarla telefon sehpasına doğru adımlamaya başladı. Tam önüne geldiğin de acı olarak çalan telefon sustu ve kapı çaldı. Bunların hepsi yapılan bir sürprizin oyunu mu? Carmen kaşları kalkık halde adımladığı kapıya baktığın da kapının yan camlarına vuran siren ışıklarını rahatlıkla görebiliyordu. Kapıya yaklaştı, kapıyı usulca açtı ve karşısında tam takır giyinmiş bir özel kuvvetler görevlisinin olduğunu gördü. Kaşları kalkık, yüreği sancı dolu bir ifadeyle öylece bakıyordu.
      



"Carmen, özür dilerim ama Feltcher'i kaybettik."

"Ne? Hayır, hayır bir dakika ne demek kaybettik?! Geleceğim demişti."

"Üzgünüm Carmen, üzgünüm-.."

" Hayır, hayır bu kadar basit olamaz tamam mı? Operasyondan döneceğim dedi, beni ve kızlarını arkada bırakamaz!"




Carmen dizlerinin üstüne çökmüş bir halde kollardan destek aldığı sırada, Stephanie kaşları kalkık halde öylece kenardan izliyor ve ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Anlayacak yaşta olan bir çocuğun bu denli bir atmosfer yaşaması ne kadar adil olabilir ki? Savaşın canı cehenneme! Melina beşiğinde melek uykusunda gülümsüyor, adeta babasını görerek oyunlar oynuyordu. Aşağıdan kopan çığlıklar garip bir şekilde onu uyandırmıyor, melek dolu rüyasında zaman geçirmeye devam ediyordu. Feltcher onu rüyasında son defa öptü, son defa kokladı ve sarılarak ona veda etti ama o hiç hatırlamayacak. Stephanie acı dolu bakışlarla babasının görev arkadaşının yüzüne bakınıp, yerde çırpınarak ağıtlar yakan annesinin seslerini kulağına üfleyen uğultuyla kesmeye çabaladı. Çabaladı, çabaladı ancak başaramadı. Gözünden inen tek bir yaş, ileride kardeşine hem ablalık, hem annelik yapacağının en büyük kanıtıydı.





2007/Chicago




"Hey, o benim kıyafetim hemen kıyafetlerimi bırak!"

"Hadi oradan be aptal! Annem bunu bana aldı, abla bırakır mısın ya?"





Gözlerimi ablamın o beth suratına dikmiş, adeta ondan nefret edercesine kurt bakışları sergiliyordum. Odadan bir sinirle çıktıktan sonra yüzüme takındığım neşeli sırıtma, bu oyunun galibiyetini aldığımın en büyük kanıtıydı ancak dayak yiyeceğimi de biliyordum! Odamın led lambalarını düzelttiğim sırada, aşağıdan gelen sesle beraber hızlı-hızlı basamaklardan çıplak ayaklarımı kullanarak inmeye başladım. Annemin elinde tuttuğu o zarfı halen hatırlıyorum, üstünde büyük bir simge mevcuttu! Ne olabilir ki? Biraz daha göz iliştirdiğim de ablamın sinirli yüzü tamamen bir gülümsemeye kapılmış olduğunu gördüm. Bu neden gülüyor yine? Ben kazanmıştım! Kulak misafiri değildim, bir hırsız, bir hokkabaz gibi dinlemeye devam ettim.




"Anne, anne! Akademi sonuçlarım gelmiş, başardım akademiye katılacağım! Başardımmm."

"Afferim güzel kızım benim, baban seninle gurur duyuyor."




Ne, ablam bir polis mi oluyor? Hayır, hayır! Sinirle çıkışarak indim aşağıya, kaşlarım çatık adeta gözlerimin içinden şeytanın son yansımasına benzer bakışlar sergiliyordum. Ablam suratıma birkaç saniye şaşkınlıkla baktıktan sonra, usulca yanıma yaklaşıp sessizliğini korumaya devam etti. Babam sırf bu aptal görev yüzünden öldü, onun bizi hiç düşünmeden gitmesine hiçbir anlam yükleyemiyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
 



"Polis mi olacaksın? Sen salaksın ya salak! Babam sırf bu aptal görev için öldü."

"Melina, ağzını topla yoksa ben toplarım. Sanane kızım? Babamın izinden gidiyorum."

"Sen şanslısın tabii babamı görmüşsün! Sen gerizekalısın ya sana hiçbir saygım yok siktir git."

"Melina bir daha ablana küfür edersen, seni doğduğuna pişman ederim küçükhanım! Odana çık."

"Biliyor musunuz? Kanunların canı cehenneme!"



Gözümden akan yaşla beraber odama çıkmaya başladığımı hatırlıyorum, adeta sinirden köpürmüş bir yüz halim vardı. Ablam, ablam bir polis! Neden ki? Aptalsın sen kızım, aptaal. Odama girip kapımı kapattığım da sinir dolu içimle avazım çıktığı kadar ağlamaya başladım. Elimin altına gelen herşey duvara çarparak düşürüyordu, sinirimi başka türlü atamayacağımı biliyordum. Yatağımın altına sakladığım sigara paketini alarak, montumu giyip saçlarımı düzeltmeden dahi tekrar aşağıya soluklanarak inmeye başladım. Merdivenleri o kadar hızlı iniyordum ki biraz daha hızlansam, ışık hızına falan ulaşabilirdim. Hiç seslenmeden çıktım evden, yüzüme vuran gün ışığı yaşlı gözlerimi kamaştırdı ve kulaklığımı takarak yoluma devam ettim! O patika, onu halen hatırlıyorum! Luren'e attığım mesaj çok açıktı, nerede olduğumu da biliyordu. Onunla dakikalarca öpüşüp, seksin doruklarına çıkmak için deliriyordum bu siniri başka türlü atamazdım! Ben eşcinsel miyim? Hayır. Sadece iki cinsiyetten de zevk almayı seviyorum, neden lezbiyen olayım?! Patikaya girdiğim de sigaramdan uzunlamasına bir nefes aldım, sanırım ergenliğin verdiği bu ihtişam havalı zevki kanıma bulaştırmayı seviyordum. Luren geldi, kırmızı bir etek giymiş okula gitmek için süslenmişti. Onun bu süslenmesi hoşuma gitti ancak getirdiği viski şişesi daha da hoşuma gitmişti. Hem viskimi yudumluyor, sigaramdan tüttürüyor ve Luren'nın açık olan göğüslerini emerek patron havasına bürünüyordum. Biliyorum baba, benimle gurur duymuyorsun ama ben hepsinden daha güçlüyüm!



2016/Chicago - Beyzbol!




O günü hiç unutamıyorum. Hava soğuktu, üstümde beyaz bir şişme mont vardı ve topuklu botlarımın sert sesleri kaldırım çerçevesinde yankılanıyordu. Anneme onbir'e kadar geleceğimi söylemiştim çünkü o gün Chicago Whales'in maçı vardı, beyzbol maçını kim kaçırır ki? En azından ben değil. Hemen Whales şapkamı başıma takıp, yağmur damlalarına aldırmadan stadın yolunu tuttum. Stad önünde beni bekleyen çılgın arkadaşımla sıcak bir kahkahayla cevap vererek sarıldım ve sigaramı yakarak etrafıma bakındım. Hayır, hayır! Çok durgun, bizim amigomuz nerede?! Takımın bağırması gerekiyor, bu kadar sakin olmalalı. Birkaç saniye gülüştükten sonra ortamda dönen sarılı sigaraya bakındım ve hemen yaklaşarak dumanımı almak için elimi kaldırdım.




"Uh, seksi kız dumanlanıyor! Melina, biraz daha içine çek bu gece çok uzun olacak."

"Evet kızım, evet-evet! İşte bu."

"Iğhm, bunu nereden aldınız siz? Boğazımı yaktı, hadi girelim! Maç başlayacak."




Dumanı dudaklarımın arasından rüzgara bıraktığım sırada, ayaklarımı zemine vurdurarak stadın girişine yaklaştım. Maddenin verdiği sıcaklık göz bebeklerimi küçültmüş, etrafına kızarıklar saçmıştı. Bunun farkına sadece güvenlikler varabilir, onlar da umrumda değil! İçeriye girdiğim de tribünde görüdüğüm kalabalık beni cezbetmişti. Yanımda dolaşan Richard'ın dudaklarına ufak bir öpücük kondurup, ona almak istediğini vermiş oldum. Hiç yüz vermeden kendi bölümüme yaklaşarak oturdum ve stad içinde oynanan oyunu izlemeye başladım. Herkes bağırıyor, alkışlıyor ve bazı kısımlar küfürler savuruyordu. Pet şişenin içine yerleştirdiğimi alkolden yudumlar alıp, sigaramın keyfine varmaya da devam ediyordum. Bu zevki benden kim çalabilir ki? Rüzgar yüzüme vurdukça, şapkamın arasından savrulan saçlarımı göz kararıyla görebiliyordum, evet ben güzelim!




"Oynayın artık, oynayın! O topa öyle mi vurulur? Mongol herifler, ben gelsem daha güzel vururdum!"




Alkolün ve maddenin verdiği neşe ve cesaretle beraber kendimi iyice kaptırmışım, etrafımda bana bön-bön bakan gözleri fark edebiliyordum fakat umrumda değiller! Ne demişler? Bu hayata sadece bi' defa geliyoruz. Maçın bitiş sesini duymamla beraber zaferin verdiği mutlulukla Luren'nın dudaklarından öpüp, kalçasına bir tokat savurdum ve kahkaha eşliğinde çıkışa doğru yürüdüm. Evet, sapık değilim sadece eğlenmeyi seviyorum! O çıkışı hiç unutmuyorum. Birçok üniformalı sisteme köle olmuş aptal polisler suratımıza bakınıp, taşkınlık yapanları durdurmak için ışıklarını kullanıyordu. Hayır, böyle bitemez!




"Luren, arabana yumurtaları koydun mu?"




Aldığım baş sallamayla beraber koşar adımlarla onun külüstür kamyonetine doğru koştum, kapısını açtım ve koltuk üstünde duran karton yumurtaları kucaklayarak sırıtmaya başladım, şimdi başlıyoruz! Cesareti olmayan gerizekalılar etrafımdan uzaklaşmaya başladılar, hepsinin canı cehenneme bir de erkek olacaksınız! Ağır adımlarla ekip arabasına yaklaştım, kısık bir ıslık öttürdükten sonra içinde donut yiyerek keyiflerine bakan aptallara orta parmağımı kaldırdım. Bu parmak benim özgürlüğümdü ve o parmağı kesmeden özgürlüğü alamazlardı! Ön cama ardı-ardına fırlattığım yumurtalar, nemli polis arabasının camlarını adeta sarıya boyuyor, garip sesler çıkartarak etrafa saçılıyordu. Üç-beş yumurta attıktan sonra tek hatırladığım aptallığıma kanarak çıkmaz bir sokağa koşmamdı. Yakalandım, evet yakalandım! Ceza mı? Sicilime işlememe kaydıyla tüm arabaları yıkamaktı. Tanrıya şükür küçük bir departmanımız vardı, en fazla yirmi araba yıkamışımdır ancak bu eziyet gibiydi! Sanırım ablamın kulağına gitmiş olmalı ki hemen beni arayıp küfürler savurarak kapattı, sanırım polisler arasında haber çok çabuk yayılıyor!



2019 - Ocak / Chicago




Son yaptığım şey pek adil değil, biliyorum! Ne yani? Lise mezuniyetinde bir kızın burnunu kırdım, bunun ne gibi suçu olabilir ki? Bana küfür etmişti, bunu yediremezdim. Hah, bir de annemin arabasını çalmam da var tabii. Ne yapayım ya? Arabalar ayrı bir tutku, kızım diye arabaları sevemeyecek miyim? Püğh, saçmalık. O gün mezuniyet sonrasında çıktığımız yasadışı bir yarış vardı! Evet, arabamız spor değil ancak burada kimsenin arabası spor değil. Kamyonet ile beraber kalkış yarışına çıkmaya çalışan çocuk tanıdım ben be! Siz ne diyorsunuz? Burun kırma ve yasadışı yarış olayı sanırım etrafa çabucak yayıldı ve kendimi sevgili anneciğimiz sert elleri arasında buldum. Yediğim tokatlardan sonra dudaklarımın patladığını hissetmedim, avucuma damlayan sıcak bir kanla beraber anlayabildim. Sinir beynime fırladı ancak hiçbir şey yapamazdım, o kadar saygısız olamazdım hayır. Annem beni çekerek odama soktu, ardından saçıma başıma vurarak kapıyı kapattı ve uzaklaştı. En fazla sanırım bir ay dışarı çıkamayacağım, tatilimi geçireceğim diye düşünüyordum ki çalan telefonla beraber! Annemin telefonu çaldı ve bağırış seslerini üst kattan alıyordum.




"Stephanie bu kız çok oldu! Hem kavga etmiş, hem yasadışı halde araba yarışına katılmış. Şaka mı bu?"


"Sen de görevinden atıldın, ben ne yapacağım ya sizinle? Kapat! Ne yapacağımı anlarsın, kardeşini arama telefonunu kırdım."




Annem ablama kaydığı fırçayla beraber, işlerin gerçekten kızıştığını anlamıştım. Ertesi gün kalktığım da dudağımda yankılanan sızıyla beraber suratımı ekşittim, omuz üstünden komidinde bana bakan uçak biletini gördüm. Ne?! Hayır, oraya gitmem. Bileti alarak aşağıya fırladım ve kahvaltı eden annemin yüzüne çaresizce bakınmaya başladım. Kendinden o kadar emin bakıyordu ki konuşacak güç dahi bulamadım, kabullenmiş bir halde başımı sallayarak odama çıktım ve saatlerce ağladım. Ablamı seviyorum fakat ona uyuz oluyorum, nedeni polis olması! Onu özledim ancak kesin kavga ederiz ve disipline başvurarak beni tüm gün evde bir köpek gibi tutar buna da eminim. Hayır, özgürüm ben özgür! Santos beni değiştiremez, ablam da beni tutamaz! Bu kadar kolay olmaz, savaşımı kaybedemem. Gizli halde yaktığım sigaramdan bir yudum aldım ve evlerin arasında gözüken köprüye bakınmaya başladım. Belki uzun süre bu köprü manzarasına bakamayacağım ancak yeni arkadaşlıklar edineceğim! En azından şeytanı seven kişiler.
Spoiler:

"İlk nefes"

20 Ocak 2019


Uçağın kapıları açıldığın da yüzüme vuran sıcaklığı dün gibi hatırlıyorum! Ne kadar kötü bir şehir olduğunu bu kötü sıcaklıktan dahi anlamış oldum. Dışarıda birbirlerini bekleyen insanların mutlulukla uçaktan indiklerini izledim, hepsinin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ve tatillerinin keyiflerini çıkartmak için merdivenlerde birbirlerini ezercesine yarışıyorlardı. Buna inanabiliyor musun? Bavulumun çekeceğini tek başıma çektim, havaalanına tek başıma indim ve etrafıma baktığım da tek görebildiğim benim parama ihtiyaç duyan taksiciler oldu! Bir taksi çevirdim ve elime tutuşturulan adrese doğru yol aldım. Ablamın bir tamirhanede takıldığını, etrafında birçok arkadaşı olduğunu biliyordum ama bu şehirin beni değiştireceğini hiç ama hiç bilmiyordum. Nişanlısı Wayne beni karşılığın da onun gerçekten iyi bir insan olduğunu anlamış oldum. Gözleri boncuk boncuk yüzüme bakıyor, ablama verdiği sevginin parçalarını yüzüme serpiştirircesine gülümsüyordu. Hoşuma giden tavırlarla sıcak kanlılığımı korumak için kendimi çok zorladım çünkü bu şehir beni hep geri itiyordu.  Beni bir basketbol sahasına bıraktıkların da etrafta basketbol topuna savaş verecek tipler gördüm, çok şaşırmıştım çünkü gerçekten birbirlerine sevgi besleyen arkadaşlar görmek dostlarımı hatırlatmıştı. Sadece daha olgun insanlar görmek rahatsız etmişti peki ben nereden bilebilirdim ki gerçek benliğimin aslında böyle bir karaktere sahip olduğunu? Telefonumu kurcalayarak çitlere yaslandığımı hatırlıyorum, kalbimin derinleride bir yerde bana doğru yaklaşan gölgenin hayatımı değiştirecek adam olduğunu söyleyip duran garip bir hissiyat büyüyordu. Tekerlekli sandalyesinde çok kırılgan ve narin görülen bir genç adam yaklaşmıştı yanıma, hemen arkasında şapkalı bir serseri. Benimle tanışmak için halini önemsemeden yanıma gelmiş ve gülümseyerek kendini tanıtmıştı.


"Adım Dante, sen Melina olmalısın memnun oldum." Bu adı sonsuza kadar duyacağımı nereden bilebilirdim ki? En başlarda anlamama rağmen bir şeyler hissettiğimi az çok tahmin edebiliyordum ancak kendime yediremiyordum. Bu yaşıma kadar ciddi ilişkilerden hep nefret etmişimdir, değişmeye mi başlıyorum? Günler her geçtiğin de uykulu halde yattığım o yatakta sorunlarımdan çok sadece onun yüzünü düşünüyordum, sadece onun konuşmalarını anımsıyor ve gülümsüyordum. Beni geri itmeye çalışan şehir şimdi beni içine çekiyor, kollarımdan tutarak sevmemi istiyordu. Bir şehir hiç aşık olmanızı istedi mi? Bu çok garip bir duygu size hiçbir kelime kullanarak bunu anlatamam. Her gece yattığım da hissettiğim duygu, sabah her kalktığım da hissettiğim duyguyla aynıydı...

Uyuşturucu denilen o aptal şeyi kullandığımı da hatırlıyorum! O maddelere bağlı bir halde keyfimi sürdüğüm esnada devamlı onun sesini duymaya başlamıştım, maddelerin ne kadar kötü olduğunu belirttiğini anımsıyordum. Elim her dakika telefona gidiyor ve daha sonrasında parmaklarımı çekerek toplayamadığım cesaretle yıkık bir halde yatağıma uzanıyordum. Saçlarımın gergin havadan nemlenmiş yastığa düşüşünü izliyor, belki yanımda olsaydı neler söyleyeceğini düşünerek zamanımı geçiriyordum. Bir gün o tamirhaneye tekrar uğradığımı hatırlıyorum, ayaklarım zemine o kadar sert basıyordu ki adeta bir rüzgar beni almak istese dahi buna engel olabilecektim. Karşımda gülümseyerek bana yaklaştığını gördüğüm de kalbimin bir parçasının aşağıya düştüğünü hissettim, bu bana hiçbir acı vermedi sadece nefesimi kesti. Bir insan organını kaybettiğin de hiç acı çekmez mi? Bana o bakışını hiç unutmadım! Benim omzumdan tutarak yanıma yaklaştı ve o gözlerini gözlerime sabitledi. Kalbim durmak için hamleler yapıyordu ama onun ruhu kalbimi avuçlarının arasına almış halde çalışması için sıkıp serbest bırakmaya devam ediyordu.



Spoiler:

"Kan bağı"

Sanırım çocukluğumuzdan bahsetmeme gerek yok değil mi? Biliyorum ki bunu dile getirmeyi sevmeyen bir tarafım var ancak yine de ufaktan çıtlatacağım. Şu an kahvemi dizlerimin arasına aldım ve yazmaya odaklandım, önümde ki kocaman camdan baktığım da flu şekilde içeride yatan hayatımın adamını izleyebiliyorum. Bu bana harika bir motivasyon kaynağı veriyor çünkü bugün yeterince yorulduk! Seyehat çok güzel geçti ancak yol yorgunluğu halen üzerimize yapışık durumda bu yüzden fazla uzun tutamayacağım sanırım! Konumuz kim mi? Konumuz aynı kanı taşıdığımız sevgili ablam Stephanie. Benden çokça büyüktür ama halen ergen bir kız gibi davranarak benimle eğlenebilecek potansiyele inebilir. Çocuklunun hayalini kovalamak için evden ayrıldığın da henüz on altı yaşlarındaydım düşünebiliyor musun? Akademi kayıtlarını kazandıktan sonra Chicago'dan ayrıldı ve o ayrıldıktan sonra o şehirde hep üşümeye başladım. Sonradan anladım ki benim ten ısımı koruyan asıl şey ailemmiş, yaptığım aptallıklar ve salak arkadaşlarım değil. Sanırım hepsi geride kaldı ve bu benim büyümeme neden oluyor. Sonuçta olabilir değil mi? Büyüyoruz! O evden ayrılıp farklı bir şehire uçtuktan sonra yaptığım şeyleri hiç isteyerek yapmadım aslında, hep beynimin bir köşesinde bana bu emirleri veren bir şeytan saklıydı. Her defasında kendimi bu karanlık yoldan çekmek istedim ancak asfalt adeta tabanlarıma yapışmış onu bırakmamam için çok çaba sarfediyordu. Neyse ki hepsi geride kaldı çünkü hayatına bağlı olduğum adam bana gerçek yolu göstermeyi başardı. Ondan bahsetmek gerekirse şu an harika ve huzurlu bir halde uyuyor! Ona baktığım da gördüğüm en güzel şeyi görüyorum, aşkı, kaderi ve sadakati. Bak yine konumuz ona taşıyor istemsizce, neden böyle oluyor ki? Sanırım kendi ruhumdan çok seviyorum, fazla fazla seviyorum. Gelelim tekrar kardeşliğimize!

"O kıyafetlerimi bırakmazsan küçük Whitty, tokat geliyor!" Bu tarz kavgalarımız halen bulunuyor biliyor musun? Yakın tarihte düğünü var, evlendiğine halen inanamıyorum. Ne ara bu kadar büyüdük ve farklı hayatlara geçiyoruz biz abla, gerçekten hiç anlamıyorum ve bu beni istemsizce mutluluktan ağlamama iteliyor.  Onca geçen günün ardından bu kadar olgunlaşarak belirli bir noktalara gelmemiz ve bu denli bir yola başvurmamız beni çok mutlu ediyor ancak ağlatmaktan da alıkoymuyor. Sanırım soyad kültüründen ilk uçak Whitman sen oluyorsun ve babamız seninle gurur duyuyor! Umarım hep mutlu olursun ve hep beraber güzel günler geçiririz. Aslında teyze olmak çok istiyorum, umarım bana küçük bir yeğen verebilirsin çünkü onlarla o kadar çok ilgileneceğim ki ilgilenirken kendimi dahi kaybedebilirim. Aslında ne var biliyor musun? Belki sen de bir teyze olursun! Eminim ki harika bir anne oluruz, buna kesinlikle eminim. İnsanların ne söylediklerini boşver abla biz gerçekte iyi bir hayat yaşıyoruz ve ayaklarımızın üstünde durarak sevdiğimiz adamları avuçlarımızla sevmeye devam ediyoruz. Umarım bu hiç sonlanmaz ve bir parçamızı kaybetmeyiz! Düğünün de çok gözyaşı dökeceğim ki şu an döküyorum, umarım Dante uyanıp beni bu halde görmez yoksa çok üzülür. Neden ağladığımı soracak olursan.. Sanırım mutluluktan!


Spoiler:

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Police Officer ll //Anella White
« Yanıtla #1071 : 17 Haziran 2019, 20:31:29 »
Spoiler:

1997 - 05/Chicago




Gece telefon acı-acı çaldı. Melina beşiğinde uyuyor, Stephanie televizyonda çizgi film izliyor. Filmlik bir görsel! Telefon çaldı ve Carmen bulaşık bezini kenara bırakıp, usul adımlarla telefon sehpasına doğru adımlamaya başladı. Tam önüne geldiğin de acı olarak çalan telefon sustu ve kapı çaldı. Bunların hepsi yapılan bir sürprizin oyunu mu? Carmen kaşları kalkık halde adımladığı kapıya baktığın da kapının yan camlarına vuran siren ışıklarını rahatlıkla görebiliyordu. Kapıya yaklaştı, kapıyı usulca açtı ve karşısında tam takır giyinmiş bir özel kuvvetler görevlisinin olduğunu gördü. Kaşları kalkık, yüreği sancı dolu bir ifadeyle öylece bakıyordu.
      



"Carmen, özür dilerim ama Feltcher'i kaybettik."

"Ne? Hayır, hayır bir dakika ne demek kaybettik?! Geleceğim demişti."

"Üzgünüm Carmen, üzgünüm-.."

" Hayır, hayır bu kadar basit olamaz tamam mı? Operasyondan döneceğim dedi, beni ve kızlarını arkada bırakamaz!"




Carmen dizlerinin üstüne çökmüş bir halde kollardan destek aldığı sırada, Stephanie kaşları kalkık halde öylece kenardan izliyor ve ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Anlayacak yaşta olan bir çocuğun bu denli bir atmosfer yaşaması ne kadar adil olabilir ki? Savaşın canı cehenneme! Melina beşiğinde melek uykusunda gülümsüyor, adeta babasını görerek oyunlar oynuyordu. Aşağıdan kopan çığlıklar garip bir şekilde onu uyandırmıyor, melek dolu rüyasında zaman geçirmeye devam ediyordu. Feltcher onu rüyasında son defa öptü, son defa kokladı ve sarılarak ona veda etti ama o hiç hatırlamayacak. Stephanie acı dolu bakışlarla babasının görev arkadaşının yüzüne bakınıp, yerde çırpınarak ağıtlar yakan annesinin seslerini kulağına üfleyen uğultuyla kesmeye çabaladı. Çabaladı, çabaladı ancak başaramadı. Gözünden inen tek bir yaş, ileride kardeşine hem ablalık, hem annelik yapacağının en büyük kanıtıydı.





2007/Chicago




"Hey, o benim kıyafetim hemen kıyafetlerimi bırak!"

"Hadi oradan be aptal! Annem bunu bana aldı, abla bırakır mısın ya?"





Gözlerimi ablamın o beth suratına dikmiş, adeta ondan nefret edercesine kurt bakışları sergiliyordum. Odadan bir sinirle çıktıktan sonra yüzüme takındığım neşeli sırıtma, bu oyunun galibiyetini aldığımın en büyük kanıtıydı ancak dayak yiyeceğimi de biliyordum! Odamın led lambalarını düzelttiğim sırada, aşağıdan gelen sesle beraber hızlı-hızlı basamaklardan çıplak ayaklarımı kullanarak inmeye başladım. Annemin elinde tuttuğu o zarfı halen hatırlıyorum, üstünde büyük bir simge mevcuttu! Ne olabilir ki? Biraz daha göz iliştirdiğim de ablamın sinirli yüzü tamamen bir gülümsemeye kapılmış olduğunu gördüm. Bu neden gülüyor yine? Ben kazanmıştım! Kulak misafiri değildim, bir hırsız, bir hokkabaz gibi dinlemeye devam ettim.




"Anne, anne! Akademi sonuçlarım gelmiş, başardım akademiye katılacağım! Başardımmm."

"Afferim güzel kızım benim, baban seninle gurur duyuyor."




Ne, ablam bir polis mi oluyor? Hayır, hayır! Sinirle çıkışarak indim aşağıya, kaşlarım çatık adeta gözlerimin içinden şeytanın son yansımasına benzer bakışlar sergiliyordum. Ablam suratıma birkaç saniye şaşkınlıkla baktıktan sonra, usulca yanıma yaklaşıp sessizliğini korumaya devam etti. Babam sırf bu aptal görev yüzünden öldü, onun bizi hiç düşünmeden gitmesine hiçbir anlam yükleyemiyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
 



"Polis mi olacaksın? Sen salaksın ya salak! Babam sırf bu aptal görev için öldü."

"Melina, ağzını topla yoksa ben toplarım. Sanane kızım? Babamın izinden gidiyorum."

"Sen şanslısın tabii babamı görmüşsün! Sen gerizekalısın ya sana hiçbir saygım yok siktir git."

"Melina bir daha ablana küfür edersen, seni doğduğuna pişman ederim küçükhanım! Odana çık."

"Biliyor musunuz? Kanunların canı cehenneme!"



Gözümden akan yaşla beraber odama çıkmaya başladığımı hatırlıyorum, adeta sinirden köpürmüş bir yüz halim vardı. Ablam, ablam bir polis! Neden ki? Aptalsın sen kızım, aptaal. Odama girip kapımı kapattığım da sinir dolu içimle avazım çıktığı kadar ağlamaya başladım. Elimin altına gelen herşey duvara çarparak düşürüyordu, sinirimi başka türlü atamayacağımı biliyordum. Yatağımın altına sakladığım sigara paketini alarak, montumu giyip saçlarımı düzeltmeden dahi tekrar aşağıya soluklanarak inmeye başladım. Merdivenleri o kadar hızlı iniyordum ki biraz daha hızlansam, ışık hızına falan ulaşabilirdim. Hiç seslenmeden çıktım evden, yüzüme vuran gün ışığı yaşlı gözlerimi kamaştırdı ve kulaklığımı takarak yoluma devam ettim! O patika, onu halen hatırlıyorum! Luren'e attığım mesaj çok açıktı, nerede olduğumu da biliyordu. Onunla dakikalarca öpüşüp, seksin doruklarına çıkmak için deliriyordum bu siniri başka türlü atamazdım! Ben eşcinsel miyim? Hayır. Sadece iki cinsiyetten de zevk almayı seviyorum, neden lezbiyen olayım?! Patikaya girdiğim de sigaramdan uzunlamasına bir nefes aldım, sanırım ergenliğin verdiği bu ihtişam havalı zevki kanıma bulaştırmayı seviyordum. Luren geldi, kırmızı bir etek giymiş okula gitmek için süslenmişti. Onun bu süslenmesi hoşuma gitti ancak getirdiği viski şişesi daha da hoşuma gitmişti. Hem viskimi yudumluyor, sigaramdan tüttürüyor ve Luren'nın açık olan göğüslerini emerek patron havasına bürünüyordum. Biliyorum baba, benimle gurur duymuyorsun ama ben hepsinden daha güçlüyüm!



2016/Chicago - Beyzbol!




O günü hiç unutamıyorum. Hava soğuktu, üstümde beyaz bir şişme mont vardı ve topuklu botlarımın sert sesleri kaldırım çerçevesinde yankılanıyordu. Anneme onbir'e kadar geleceğimi söylemiştim çünkü o gün Chicago Whales'in maçı vardı, beyzbol maçını kim kaçırır ki? En azından ben değil. Hemen Whales şapkamı başıma takıp, yağmur damlalarına aldırmadan stadın yolunu tuttum. Stad önünde beni bekleyen çılgın arkadaşımla sıcak bir kahkahayla cevap vererek sarıldım ve sigaramı yakarak etrafıma bakındım. Hayır, hayır! Çok durgun, bizim amigomuz nerede?! Takımın bağırması gerekiyor, bu kadar sakin olmalalı. Birkaç saniye gülüştükten sonra ortamda dönen sarılı sigaraya bakındım ve hemen yaklaşarak dumanımı almak için elimi kaldırdım.




"Uh, seksi kız dumanlanıyor! Melina, biraz daha içine çek bu gece çok uzun olacak."

"Evet kızım, evet-evet! İşte bu."

"Iğhm, bunu nereden aldınız siz? Boğazımı yaktı, hadi girelim! Maç başlayacak."




Dumanı dudaklarımın arasından rüzgara bıraktığım sırada, ayaklarımı zemine vurdurarak stadın girişine yaklaştım. Maddenin verdiği sıcaklık göz bebeklerimi küçültmüş, etrafına kızarıklar saçmıştı. Bunun farkına sadece güvenlikler varabilir, onlar da umrumda değil! İçeriye girdiğim de tribünde görüdüğüm kalabalık beni cezbetmişti. Yanımda dolaşan Richard'ın dudaklarına ufak bir öpücük kondurup, ona almak istediğini vermiş oldum. Hiç yüz vermeden kendi bölümüme yaklaşarak oturdum ve stad içinde oynanan oyunu izlemeye başladım. Herkes bağırıyor, alkışlıyor ve bazı kısımlar küfürler savuruyordu. Pet şişenin içine yerleştirdiğimi alkolden yudumlar alıp, sigaramın keyfine varmaya da devam ediyordum. Bu zevki benden kim çalabilir ki? Rüzgar yüzüme vurdukça, şapkamın arasından savrulan saçlarımı göz kararıyla görebiliyordum, evet ben güzelim!




"Oynayın artık, oynayın! O topa öyle mi vurulur? Mongol herifler, ben gelsem daha güzel vururdum!"




Alkolün ve maddenin verdiği neşe ve cesaretle beraber kendimi iyice kaptırmışım, etrafımda bana bön-bön bakan gözleri fark edebiliyordum fakat umrumda değiller! Ne demişler? Bu hayata sadece bi' defa geliyoruz. Maçın bitiş sesini duymamla beraber zaferin verdiği mutlulukla Luren'nın dudaklarından öpüp, kalçasına bir tokat savurdum ve kahkaha eşliğinde çıkışa doğru yürüdüm. Evet, sapık değilim sadece eğlenmeyi seviyorum! O çıkışı hiç unutmuyorum. Birçok üniformalı sisteme köle olmuş aptal polisler suratımıza bakınıp, taşkınlık yapanları durdurmak için ışıklarını kullanıyordu. Hayır, böyle bitemez!




"Luren, arabana yumurtaları koydun mu?"




Aldığım baş sallamayla beraber koşar adımlarla onun külüstür kamyonetine doğru koştum, kapısını açtım ve koltuk üstünde duran karton yumurtaları kucaklayarak sırıtmaya başladım, şimdi başlıyoruz! Cesareti olmayan gerizekalılar etrafımdan uzaklaşmaya başladılar, hepsinin canı cehenneme bir de erkek olacaksınız! Ağır adımlarla ekip arabasına yaklaştım, kısık bir ıslık öttürdükten sonra içinde donut yiyerek keyiflerine bakan aptallara orta parmağımı kaldırdım. Bu parmak benim özgürlüğümdü ve o parmağı kesmeden özgürlüğü alamazlardı! Ön cama ardı-ardına fırlattığım yumurtalar, nemli polis arabasının camlarını adeta sarıya boyuyor, garip sesler çıkartarak etrafa saçılıyordu. Üç-beş yumurta attıktan sonra tek hatırladığım aptallığıma kanarak çıkmaz bir sokağa koşmamdı. Yakalandım, evet yakalandım! Ceza mı? Sicilime işlememe kaydıyla tüm arabaları yıkamaktı. Tanrıya şükür küçük bir departmanımız vardı, en fazla yirmi araba yıkamışımdır ancak bu eziyet gibiydi! Sanırım ablamın kulağına gitmiş olmalı ki hemen beni arayıp küfürler savurarak kapattı, sanırım polisler arasında haber çok çabuk yayılıyor!



2019 - Ocak / Chicago




Son yaptığım şey pek adil değil, biliyorum! Ne yani? Lise mezuniyetinde bir kızın burnunu kırdım, bunun ne gibi suçu olabilir ki? Bana küfür etmişti, bunu yediremezdim. Hah, bir de annemin arabasını çalmam da var tabii. Ne yapayım ya? Arabalar ayrı bir tutku, kızım diye arabaları sevemeyecek miyim? Püğh, saçmalık. O gün mezuniyet sonrasında çıktığımız yasadışı bir yarış vardı! Evet, arabamız spor değil ancak burada kimsenin arabası spor değil. Kamyonet ile beraber kalkış yarışına çıkmaya çalışan çocuk tanıdım ben be! Siz ne diyorsunuz? Burun kırma ve yasadışı yarış olayı sanırım etrafa çabucak yayıldı ve kendimi sevgili anneciğimiz sert elleri arasında buldum. Yediğim tokatlardan sonra dudaklarımın patladığını hissetmedim, avucuma damlayan sıcak bir kanla beraber anlayabildim. Sinir beynime fırladı ancak hiçbir şey yapamazdım, o kadar saygısız olamazdım hayır. Annem beni çekerek odama soktu, ardından saçıma başıma vurarak kapıyı kapattı ve uzaklaştı. En fazla sanırım bir ay dışarı çıkamayacağım, tatilimi geçireceğim diye düşünüyordum ki çalan telefonla beraber! Annemin telefonu çaldı ve bağırış seslerini üst kattan alıyordum.




"Stephanie bu kız çok oldu! Hem kavga etmiş, hem yasadışı halde araba yarışına katılmış. Şaka mı bu?"


"Sen de görevinden atıldın, ben ne yapacağım ya sizinle? Kapat! Ne yapacağımı anlarsın, kardeşini arama telefonunu kırdım."




Annem ablama kaydığı fırçayla beraber, işlerin gerçekten kızıştığını anlamıştım. Ertesi gün kalktığım da dudağımda yankılanan sızıyla beraber suratımı ekşittim, omuz üstünden komidinde bana bakan uçak biletini gördüm. Ne?! Hayır, oraya gitmem. Bileti alarak aşağıya fırladım ve kahvaltı eden annemin yüzüne çaresizce bakınmaya başladım. Kendinden o kadar emin bakıyordu ki konuşacak güç dahi bulamadım, kabullenmiş bir halde başımı sallayarak odama çıktım ve saatlerce ağladım. Ablamı seviyorum fakat ona uyuz oluyorum, nedeni polis olması! Onu özledim ancak kesin kavga ederiz ve disipline başvurarak beni tüm gün evde bir köpek gibi tutar buna da eminim. Hayır, özgürüm ben özgür! Santos beni değiştiremez, ablam da beni tutamaz! Bu kadar kolay olmaz, savaşımı kaybedemem. Gizli halde yaktığım sigaramdan bir yudum aldım ve evlerin arasında gözüken köprüye bakınmaya başladım. Belki uzun süre bu köprü manzarasına bakamayacağım ancak yeni arkadaşlıklar edineceğim! En azından şeytanı seven kişiler.
Spoiler:

"İlk nefes"

20 Ocak 2019


Uçağın kapıları açıldığın da yüzüme vuran sıcaklığı dün gibi hatırlıyorum! Ne kadar kötü bir şehir olduğunu bu kötü sıcaklıktan dahi anlamış oldum. Dışarıda birbirlerini bekleyen insanların mutlulukla uçaktan indiklerini izledim, hepsinin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ve tatillerinin keyiflerini çıkartmak için merdivenlerde birbirlerini ezercesine yarışıyorlardı. Buna inanabiliyor musun? Bavulumun çekeceğini tek başıma çektim, havaalanına tek başıma indim ve etrafıma baktığım da tek görebildiğim benim parama ihtiyaç duyan taksiciler oldu! Bir taksi çevirdim ve elime tutuşturulan adrese doğru yol aldım. Ablamın bir tamirhanede takıldığını, etrafında birçok arkadaşı olduğunu biliyordum ama bu şehirin beni değiştireceğini hiç ama hiç bilmiyordum. Nişanlısı Wayne beni karşılığın da onun gerçekten iyi bir insan olduğunu anlamış oldum. Gözleri boncuk boncuk yüzüme bakıyor, ablama verdiği sevginin parçalarını yüzüme serpiştirircesine gülümsüyordu. Hoşuma giden tavırlarla sıcak kanlılığımı korumak için kendimi çok zorladım çünkü bu şehir beni hep geri itiyordu.  Beni bir basketbol sahasına bıraktıkların da etrafta basketbol topuna savaş verecek tipler gördüm, çok şaşırmıştım çünkü gerçekten birbirlerine sevgi besleyen arkadaşlar görmek dostlarımı hatırlatmıştı. Sadece daha olgun insanlar görmek rahatsız etmişti peki ben nereden bilebilirdim ki gerçek benliğimin aslında böyle bir karaktere sahip olduğunu? Telefonumu kurcalayarak çitlere yaslandığımı hatırlıyorum, kalbimin derinleride bir yerde bana doğru yaklaşan gölgenin hayatımı değiştirecek adam olduğunu söyleyip duran garip bir hissiyat büyüyordu. Tekerlekli sandalyesinde çok kırılgan ve narin görülen bir genç adam yaklaşmıştı yanıma, hemen arkasında şapkalı bir serseri. Benimle tanışmak için halini önemsemeden yanıma gelmiş ve gülümseyerek kendini tanıtmıştı.


"Adım Dante, sen Melina olmalısın memnun oldum." Bu adı sonsuza kadar duyacağımı nereden bilebilirdim ki? En başlarda anlamama rağmen bir şeyler hissettiğimi az çok tahmin edebiliyordum ancak kendime yediremiyordum. Bu yaşıma kadar ciddi ilişkilerden hep nefret etmişimdir, değişmeye mi başlıyorum? Günler her geçtiğin de uykulu halde yattığım o yatakta sorunlarımdan çok sadece onun yüzünü düşünüyordum, sadece onun konuşmalarını anımsıyor ve gülümsüyordum. Beni geri itmeye çalışan şehir şimdi beni içine çekiyor, kollarımdan tutarak sevmemi istiyordu. Bir şehir hiç aşık olmanızı istedi mi? Bu çok garip bir duygu size hiçbir kelime kullanarak bunu anlatamam. Her gece yattığım da hissettiğim duygu, sabah her kalktığım da hissettiğim duyguyla aynıydı...

Uyuşturucu denilen o aptal şeyi kullandığımı da hatırlıyorum! O maddelere bağlı bir halde keyfimi sürdüğüm esnada devamlı onun sesini duymaya başlamıştım, maddelerin ne kadar kötü olduğunu belirttiğini anımsıyordum. Elim her dakika telefona gidiyor ve daha sonrasında parmaklarımı çekerek toplayamadığım cesaretle yıkık bir halde yatağıma uzanıyordum. Saçlarımın gergin havadan nemlenmiş yastığa düşüşünü izliyor, belki yanımda olsaydı neler söyleyeceğini düşünerek zamanımı geçiriyordum. Bir gün o tamirhaneye tekrar uğradığımı hatırlıyorum, ayaklarım zemine o kadar sert basıyordu ki adeta bir rüzgar beni almak istese dahi buna engel olabilecektim. Karşımda gülümseyerek bana yaklaştığını gördüğüm de kalbimin bir parçasının aşağıya düştüğünü hissettim, bu bana hiçbir acı vermedi sadece nefesimi kesti. Bir insan organını kaybettiğin de hiç acı çekmez mi? Bana o bakışını hiç unutmadım! Benim omzumdan tutarak yanıma yaklaştı ve o gözlerini gözlerime sabitledi. Kalbim durmak için hamleler yapıyordu ama onun ruhu kalbimi avuçlarının arasına almış halde çalışması için sıkıp serbest bırakmaya devam ediyordu.



Spoiler:

"Kan bağı"

Sanırım çocukluğumuzdan bahsetmeme gerek yok değil mi? Biliyorum ki bunu dile getirmeyi sevmeyen bir tarafım var ancak yine de ufaktan çıtlatacağım. Şu an kahvemi dizlerimin arasına aldım ve yazmaya odaklandım, önümde ki kocaman camdan baktığım da flu şekilde içeride yatan hayatımın adamını izleyebiliyorum. Bu bana harika bir motivasyon kaynağı veriyor çünkü bugün yeterince yorulduk! Seyehat çok güzel geçti ancak yol yorgunluğu halen üzerimize yapışık durumda bu yüzden fazla uzun tutamayacağım sanırım! Konumuz kim mi? Konumuz aynı kanı taşıdığımız sevgili ablam Stephanie. Benden çokça büyüktür ama halen ergen bir kız gibi davranarak benimle eğlenebilecek potansiyele inebilir. Çocuklunun hayalini kovalamak için evden ayrıldığın da henüz on altı yaşlarındaydım düşünebiliyor musun? Akademi kayıtlarını kazandıktan sonra Chicago'dan ayrıldı ve o ayrıldıktan sonra o şehirde hep üşümeye başladım. Sonradan anladım ki benim ten ısımı koruyan asıl şey ailemmiş, yaptığım aptallıklar ve salak arkadaşlarım değil. Sanırım hepsi geride kaldı ve bu benim büyümeme neden oluyor. Sonuçta olabilir değil mi? Büyüyoruz! O evden ayrılıp farklı bir şehire uçtuktan sonra yaptığım şeyleri hiç isteyerek yapmadım aslında, hep beynimin bir köşesinde bana bu emirleri veren bir şeytan saklıydı. Her defasında kendimi bu karanlık yoldan çekmek istedim ancak asfalt adeta tabanlarıma yapışmış onu bırakmamam için çok çaba sarfediyordu. Neyse ki hepsi geride kaldı çünkü hayatına bağlı olduğum adam bana gerçek yolu göstermeyi başardı. Ondan bahsetmek gerekirse şu an harika ve huzurlu bir halde uyuyor! Ona baktığım da gördüğüm en güzel şeyi görüyorum, aşkı, kaderi ve sadakati. Bak yine konumuz ona taşıyor istemsizce, neden böyle oluyor ki? Sanırım kendi ruhumdan çok seviyorum, fazla fazla seviyorum. Gelelim tekrar kardeşliğimize!

"O kıyafetlerimi bırakmazsan küçük Whitty, tokat geliyor!" Bu tarz kavgalarımız halen bulunuyor biliyor musun? Yakın tarihte düğünü var, evlendiğine halen inanamıyorum. Ne ara bu kadar büyüdük ve farklı hayatlara geçiyoruz biz abla, gerçekten hiç anlamıyorum ve bu beni istemsizce mutluluktan ağlamama iteliyor.  Onca geçen günün ardından bu kadar olgunlaşarak belirli bir noktalara gelmemiz ve bu denli bir yola başvurmamız beni çok mutlu ediyor ancak ağlatmaktan da alıkoymuyor. Sanırım soyad kültüründen ilk uçak Whitman sen oluyorsun ve babamız seninle gurur duyuyor! Umarım hep mutlu olursun ve hep beraber güzel günler geçiririz. Aslında teyze olmak çok istiyorum, umarım bana küçük bir yeğen verebilirsin çünkü onlarla o kadar çok ilgileneceğim ki ilgilenirken kendimi dahi kaybedebilirim. Aslında ne var biliyor musun? Belki sen de bir teyze olursun! Eminim ki harika bir anne oluruz, buna kesinlikle eminim. İnsanların ne söylediklerini boşver abla biz gerçekte iyi bir hayat yaşıyoruz ve ayaklarımızın üstünde durarak sevdiğimiz adamları avuçlarımızla sevmeye devam ediyoruz. Umarım bu hiç sonlanmaz ve bir parçamızı kaybetmeyiz! Düğünün de çok gözyaşı dökeceğim ki şu an döküyorum, umarım Dante uyanıp beni bu halde görmez yoksa çok üzülür. Neden ağladığımı soracak olursan.. Sanırım mutluluktan!


Spoiler:
he?
bu kiz cok sert sevisiyor ;) 8)
bu doruuuu

Çevrimdışı qq

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 18 Ocak 2022, 04:31
Toplam oynama: 247 gün, 9 saat
Birlik: ***** *** **FIA
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1072 : 17 Haziran 2019, 20:34:15 »
yukarı cık bebisimm
askkimmmmmm
yermm çeni bak
önce banın kalksın ulaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
[/quote]hammmmmmm ybtım mı görrsn

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1073 : 17 Haziran 2019, 23:51:36 »
Umarım bir daha trolleyerek dm attığın kişileri dikkatli seçersin. :)
Spoiler:
Spoiler:
Spoiler:
Spoiler:
Spoiler:

Çevrimdışı keetz

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Kadın
Köken: Amerikan
Son giriş: 26 Ocak 2025, 23:29
Toplam oynama: 136 gün, 11 saat
Birlik: (Yok)
Cinsiyet: Erkek
Köken: Rus
Son giriş: 28 Ekim 2024, 12:37
Toplam oynama: 20 gün, 17 saat
Birlik: ***A29
Cinsiyet: Erkek
Köken: İngiliz
Son giriş: 11 Temmuz 2024, 18:48
Toplam oynama: 2 gün, 21 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Rus
Son giriş: 13 Temmuz 2024, 15:53
Toplam oynama: 2 gün, 18 saat
Birlik: (Yok)
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 29 Aralık 2024, 01:02
Toplam oynama: 0 gün, 14 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1074 : 17 Haziran 2019, 23:52:30 »
KUARRDEŞŞŞİMMMMMMMMMM

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1075 : 17 Haziran 2019, 23:53:44 »

Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 21 Eylül 2019, 16:33
Toplam oynama: 2 gün, 22 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1076 : 17 Haziran 2019, 23:58:09 »
27 seviye ama hayatında bir kez olsun rol yaptığını sanmıyorum

Çevrimdışı Squezzy

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Fransız
Son giriş: 26 Nisan 2024, 17:19
Toplam oynama: 434 gün, 18 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 22 Şubat 2023, 23:04
Toplam oynama: 3 gün, 0 saat
Cinsiyet: Kadın
Köken: Fransız
Son giriş: 27 Nisan 2024, 16:51
Toplam oynama: 1 gün, 4 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1077 : 18 Haziran 2019, 00:05:11 »
27 seviye ama hayatında bir kez olsun rol yaptığını sanmıyorum
73 sayfanın yaklaşık 10 sayfası rol bence bi göz gezdir sonra uslübünü toplayıp bana saldır ne tür bi kuyruk acın olduğunu anlayamadım

Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 21 Eylül 2019, 16:33
Toplam oynama: 2 gün, 22 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1078 : 18 Haziran 2019, 00:08:51 »
27 seviye ama hayatında bir kez olsun rol yaptığını sanmıyorum
73 sayfanın yaklaşık 10 sayfası rol bence bi göz gezdir sonra uslübünü toplayıp bana saldır ne tür bi kuyruk acın olduğunu anlayamadım

çok fazla rol yapmışsın vallaa pardon

Çevrimdışı qq

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 18 Ocak 2022, 04:31
Toplam oynama: 247 gün, 9 saat
Birlik: ***** *** **FIA
Ynt: sinsi ve apoletli Melina ☘
« Yanıtla #1079 : 18 Haziran 2019, 00:09:45 »
27 seviye ama hayatında bir kez olsun rol yaptığını sanmıyorum
73 sayfanın yaklaşık 10 sayfası rol bence bi göz gezdir sonra uslübünü toplayıp bana saldır ne tür bi kuyruk acın olduğunu anlayamadım

çok fazla rol yapmışsın vallaa pardon
ister yapar ister yapmaz sanane