HİKAYE 1984 senesinde Mark Rodhe, Almanya'dan zorunlu olarak eşi Sofia Rodhe ile birlikte İtalya'a göç etme kararı aldılar. Göç etme kararındaki en büyük etken ise Mark Rodhe'nin babası Klaus Rodhe'nin ölümüydü. Babasının ölümünden sonra Mark Rodhe ve kardeşleri; İtalya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelere dağılmak zorunda kaldılar. Babalarının ölümünden sonra Rodhe kardeşler mülk hırsı yüzünden birbirlerini kırıp, kardeşlik bağlantılarını adeta yok saymıştılar. Ailenin ortancası Mark Rodhe, tüm bu olanlara dayanamadığından eşi Sofia Rodhe ve kız çocuğu Laura Rodhe ile birlikte İtalya'ya göç etme kararı aldılar. Neden İtalya peki? Sebebi basitti, annem Sofia Rodhe, İtalyan'dı. Bir seyahatte babamla tanışmış, onunla evlenmiş ve Almanya'a gitmişti. Seneler sonrasında tam tersi yaşanarak, İtalya'a döndüler. Tam on sene sonra, ailenin ikinci çocuğu Klaus Rodhe, İtalya'nın Torino şehrinde doğdu. Mark Rodhe ve Sofia Rodhe, erkek çocuklarının ismini Klaus koymaya karar verdiler. Dedesi gibi yardımsever, başarılı bir avukat olmasını isteyen Rodhe ailesi ileride büyük bir hüsranlıkla karşılaşacaktı. Klaus Rodhe, çocuk yaşındayken kahverengi gür saçlı, hafif kalın kaşlı, buz mavisi gözlü bir bebekti. Aile içerisinde ilk erkek çocuk olmasından ötürü Mark Rodhe tarafından epey sevilen Klaus, genç yaşlarına geldiğinde başarılı bir okul hayatını sürdürüyor, dedesinin izinden gitmesi için özel okullarda okutuluyordu. Klaus'un aile içerisinde en iyi anlaştığı kardeşi ise Diana Rodhe'ydi. Diana, ailenin en küçük kız ve son çocuğuydu; en azından Mark Rodhe'nin Sofia Rodhe'den olan en son çocuğuydu. Klaus Rodhe, aile içerisinde annesine düşkünlüğü ve kardeşi Diana Rodhe'ye olan düşkünlüğü ile bilinir, onlara olan ilgisini her fırsatta yaptığı küçük süprizlerle dile getirirdi. Klaus, genç yaşlarındayken araçlara olan tutkusu, derslerine olan kötü etkisinden ötürü babası tarafından hoş karşılanmayıp, derslerine çalışıp başarılı olması için baskıcı şekilde dile getirilmeye başlanmıştı. Mark Rodhe'nin bilmediği bir şey ise Klaus Rodhe'nin hukuk bölümü okumayıp, iç mimarlık bölümü okuduğundan haberdar olmamasıydı. Bu baskıcı tavır her ne kadar işe yarasa da, Mark Rodhe'nin kısa süreliğine Japonya'a gitmesi ile birlikte Klaus yine araçlara düşmüş, özellikle JDM tarzı olan araçlara ayrı bir ilgi duyuyordu. Japonya'da aile şirketinin kötü gidişatını düzeltmek isteyen Mark Rodhe, başarılı olamayıp İtalya'ya döndüğünde Klaus'un araçlara tutkusunu yasaklayıp, garaja adım atmasına izin vermedi. Mark Rodhe'nin Japonya'dan Klaus'a getireceği en büyük hediye ise Klaus'un Keiko ile tanışıp, bir yarışçı ekibi kurması olacaktı. Seneler sonrasında, on sekiz yaşına basan Klaus, annesinin ölümü ile birlikte daha içine kapanık bir kişiliğe büründü. Tabi bu kapanıklık tamamıyla kendisineydi. Kız kardeşi Diana Rodhe'ye bundan sonra hem abilik, hem annelik hem de babalık yapma gayreti içerisine girmişti. Sofia Rodhe'nin ölümünden bir sene geçmesi ile birlikte Mark Rodhe, Cathy Kreslina ile evlenmişti. Klaus Rodhe, babasını anlamaya çalışsa da Cathy Kreslina'dan on yaşındaki çocuğunun olduğunu öğrenmesi ile birlikte Klaus Rodhe, babasına olan tüm sevgisini, saygısını yitirmişti. Bu çocuğun ismi ise Leticia'ydı. Klaus Rodhe, okul hayatını önemsemeyip, kız kardeşine ve araçlara olan ilgisini sürdürüp babasına karşı ters kararlar alan genç bir kişiliğe bürünmüştü. Klaus Rodhe'nin okumayacağını fark eden Mark Rodhe, ailenin araç galerisinin başına geçirip, orayı yönetme yetkisi vermişti. İşte, tam bu sıralarda İtalya'a gelen Keiko Yoshikawa daha on sekiz yaşında, genç bir kızdı. Keiko'nun babası Japonya'da bir suikast sonuçu öldürülmüş, suikastçinin dilinden ise "Ne oldu Akira? O çok sevdiğin Rodhe gelsinde kurtarsın seni!" sözleri eksik olmuyor, Rodhe denen kişiyi bulmak istiyordu. Klaus ile tanıştıktan sonra Keiko, Mark Rodhe ile görüşüp ondan yardım isteyip, babasının intikamını almak istiyordu. Bu intikam öldürme üzerine olmayıp, babasının garajını büyütmek ve ün kazandırmaktı. Mark Rodhe ise hem Keiko'yu hem de Klaus'u reddederek onlara yardım etmeyeceğini söyleyip, eşi ile ilgilenmekle meşguldü. Bunun üzerine Klaus Rodhe, aile evini terk etme kararı aldı, kardeşi Diana'yı ise üvey annesine bıraktı. Keiko ile birlikte Japonya'a giden Klaus Rodhe, Japonya'da düzenlenen bir yarışa katılarak Keiko'nun babasının intikamını almak istiyordu. Yarışta kötü bir derece elde eden Klaus, yarış sonrasında Keiko ile birlikte alay konusu olmuştu. Alay konusu olması Klaus'un gözüne perde inmesine neden olmuş, elde ettiği bir silah ile birlikte Keiko'nun babasını öldüren yarışçıyı bir karanlık sokakta üç el ateş ederek, Keiko'nun intikamını bu şekil almıştı. Klaus bu olaydan sonra ise Keiko'ya bir mektup bıraktı, bu mektupta öldürdüğü adamın resimleri ve ufak bir not bulunuyordu. Keiko'ya İtalya'a dönmesi gerektiğini ve Mark Rodhe'den kalan galeriyi kardeşi Diana ile birlikte yönetmesini söylemişti. Japonya'dan İtalya'a dönmeyen Klaus Rodhe ise Santos'a gitmeye karar verdi.