Boris Davidson
Boris Davidson'ın hikayesi, gri ve karanlık kasabanın kenar mahallelerine uzanan tozlu bir geçmişle başladı. Genç yaşta annesini kaybetmiş ve babası tarafından ihmal edilmiş bir çocuk olarak, Boris, sokaklarda kendi başına hayatta kalmaya çalışan sert bir yetimdi. Kasabanın orta yerindeki karanlık arka sokaklarda, Boris, motosikletlere olan ilgisini keşfetti. Bir gece, terkedilmiş bir garajın köşesinde, yaşlı bir tamirci olan Jack'in dükkanını keşfetti. Jack, kendi motosikletleri üzerinde çalışan bir dâhiydi ve Boris, onunla tanıştığında hayatının yönü tamamen değişti. Jack, Boris'e motosikletlerin sadece birer taşıma aracı olmadığını, aynı zamanda özgürlüğün, maceranın ve kaçışın bir sembolü olduğunu öğretti. Boris, bu bilgelikle tanıştıktan sonra, Jack'in yanında geçirdiği zamanlarda motosikletlere olan tutkusunu daha da derinleştirdi. Jack, Boris'e bir şekilde hayatta kalmayı, güçlü olmayı ve kendi özgürlüğünü kazanmayı öğretti. Boris, zamanla Jack'in bir ailesi haline geldi. Ancak, bu mutlu günler bir trajediyle sona erdi. Jack, bir çeteyle yaşadığı bir anlaşmazlık sonucu öldürüldü. Boris, mentoru ve koruyucusunu kaybetmenin acısıyla sarsıldı. Ancak, Jack'in öğretileri ve hatıraları, Boris'in içinde bir ateş yaktı. Genç yaşta, Boris Davidson, kendi motosiklet kulübünü kurma hayalini beslemeye başladı. Jack'in öğretileri, kasabanın gri sokaklarından özgürlüğün parlak izlerine doğru onu yönlendirdi. Yıllar içinde, kendi başına hayatta kalma mücadelesinden, motosiklet kültürünün içinde bir lider olmaya evrildi. Horsemen Of Hell, bu çocukluktan gelen tutku ve direncin bir ürünüydü, ve Boris Davidson, karanlık geçmişinden ilham alarak kendi özgürlüğünü ve Horsemen Of Hell'in mirasını kurdu.