Mahâlleye katılmak için geldiğimde, tesadüfen karşılaştığım ve ilk edindiğim «homie».
Mahâlledeki ahbapların işleri olduğundan mütevellit, bizler de yakındaki bir köprüde oturduk.
Bolca lâfladık, birbirimizi iyice tanıdık. Kısa bir şehir turu da yaptık.

Polislerden, «donut»lardan bahsettik. Ve tabii biraz da kendimizden.

Daha sonra, yaklaşık 10 dakika sonra, tekrardan mahâlleye uğradık.
Bu sefer ahbaplarımız işlerini bitirmiş, keyifleri yerlerinde lâflaşıyorlardı.
Bizi mahâllenin girişinden biri aldı ve bir eve götürdü.

Mahâlleye kabûl gördük, ahbaplar ile tanıştık.
Bizler de vakit geçirmeğe başladık.

Gel zaman git zaman, mahâlleden bir ahbap beni arabasına çağırdı.
Kısa bir şehir turu yaptırdı, piyasa vaktindeki çakallar gibiydik.

Daha sonra beni, yeni aldığı evine getirdi.
Hayâllerinden bahsetti. - Olmayacak şeyler değil.

Verdiği paraya değmiş doğrusu!
