
| ... | Altını ve kitabı yere düşürdüysen önce altını yerden al bilginin sana vermeyeceği çoğu şeyi altınlar gösterecektir. Bu hayatta önemli olan tek husus paradır inancımız bunun önüne geçecektir ama gerçekler paralardır. Benim kafam tamamen buna çalışır boğazım patlayana kadar bunu söyleyeceğim. Ben büyüklerimden bu şekilde gördüm tüm soyuma bunu öğreteceğim. Gören gözden görmeyen körden bizi Musa korusun. Kurallarımız bizim esaslarımızdır, esasların olmazsa sende olmazsın.
Yahudi-Amerikan mafyası ilk olarak Amerikan Yahudi cemaatinde 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktı. Medyada ve popüler kültürde "Yahudi Mob," Yahudi Mafyası, Kosher Mob, Kosher mafyası, Kosher Nostra ve Undzer Shtik gibi çeşitli şekillerde ifade edilmiştir. Bu terimlerin son ikisi, İtalyan Cosa Nostra'ya doğrudan göndermedir.
19. yüzyılın sonlarında New York'ta, Monk Eastman (kendisi büyük olasılıkla Yahudi değildi), New York City'nin yeraltı dünyasını kontrol etmek için İtalyan ve İrlandalı çetelerle, özellikle de Paul Kelly'nin Five Points Gang'i ile rekabet eden güçlü bir Yahudi çetesini yönetti. Harry "Gyp the Blood" Horowitz liderliğindeki Lenox Caddesi Çetesi olarak bilinen bir başka kötü şöhretli çete ise çoğunlukla Yahudi üyelerden ve bazı İtalyan üyelerden (Francesco Cirofisi gibi) oluşuyordu. 20. yüzyılın en şiddetli çetelerinden biriydi ve kumarbaz gangster Herman Rosenthal'ın öldürülmesiyle ünlendi.
1980'lerin başlarında, kükreyen doksanlı yılların yasaklarla teşvik edilenleri Henry Rubinstein gibi Yahudi organize suç figürleri, kaçakçılık, kredi satma, kumar ve bahisçilik dahil olmak üzere çok çeşitli suç girişimlerini kontrol ediyordu. Aynı zamanda bilinen Musevi içki kaçakçılığı Rubinstein MOB Detroit yasağı sırasında yeraltında Musevi iken, Böcek ve Meyer Mob New York absorbe edilmeden bitti.
|
Henry Rubinstein, seksenlerin başında kendisini suç dünyası üzerinde revize eden yeraltı dünyasının genç isimlerinden biriydi kredi satma, kaçakçılık, beyaz yakalı suçlar ve birçok bahisçilik suçunda ismi geçmektedir. Uzun yıllardır etrafında ki yeminli askerleri ile hayatını idame ettiriyor.
I. RUBINSTEIN YAHUDİ/AMERİKAN SUÇ TOPLULUĞU| Uzun soluklu bir tarihi olan Rubinstein/MOB kokain, eroin ve sentetik uyuşturucu üretiminin tavan yaptığı yılda Henry Rubinstein topluluğunun güvenilir mensuplarını Arap yarımadası ve Amerika'ya yerleştirdi. Williams Rosenthall, Mısır'da ki iş ortaklarının çıkarttığı sorunları çözmek ve sorunları dinlemek için şehrine gönderildi. Mark Edelstein ve ekibi Amerika ortaklıklarının bağlantılarıyla Kaliforniya'ya yerleşti. Henry Rubinstein'in sağladığı birikim topluluk üyeleri için Kaliforniya'da tutunmaya yeterli oldu. Vincent, Kaliforniya içerisinde ilk işletmeleri olacak bir çamaşırhane açtı. Başlarda insanlar çamaşırhaneye sadece kıyafetlerini yıkamak için geliyordu. Mark Edelstein'in kurduğu sistem aracılığıyla insanlar bağlantılarıyla eroin ve sentetik uyuşturucu ticaretinin ilk ayağını burada yapmaya başladı. Müşteriler temin etmek istediği malı marka isimleri üzerinden belirtiyor ve Rosenthall ve Edelstein'in onlara ulaşmasını bekliyordu. Bu dükkan içerisinde mükemmel bir sirkülasyon yaşanıyordu. |  |
II. HENRY RUBINSTEIN'IN KALİFORNİYA AYAĞI MARK EDELSTEIN'İN TAYFASI Henry Rubinstein'in Kaliforniya'ya yerleştirdiği
mensupları iki yıldır şehir içerisinde boy gösteriyor. Henry'nin güvenilir mensuplarından birisi olan
Mark Edelstein ve yanında getirdiği ekibi
San Pedro ve
Shaw caddelerine yerleşti.
Mark Edelstein ve
Vincent Rosenthal'ın gelişiyle durgun geçirdikleri
Kaliforniya hayatları hareket kazandı. San Pedro ve Shaw caddeleri için
küçük çapta olarak görülen
Yahudi Musevi topluluğu son altı ay içerisinde bölgeyi sahiplendi.
RUBINSTEIN suç topluluğu
Kaliforniya ayağı oluşturduğu dağıtım ağı ve şehrin sokaklarına soktuğu
eroin kapsülleri ile kasasını doldurup taşırmayı sağladı.
Lüks olmayan ve aşırıya kaçmayan yaşantıları sayesinde dikkat çekmemeyi başardılar.
Mark Edelstein'in kara para aklama konusunda izlediği yol kazandıkları
parayı sisteme dahil etmek için yeterli oldu.

Yapılan
kontaklar ve bağlantılar sayesinde üç sene içinde
iki işletme sahibi oldular kendilerini göstermeden yeterince iyi iş yapan
Mark ve Vincent kazandıkları paranın yüzde
onunu bile harcamıyorlardı. Yaptıkları şey kendi
lehlerine çoktan dönmüştü. Birbirlerini insanlara karşı sadece iki basit
çamaşırhane ve
eczane işletmelerinin sahibi olarak referanslıyorlar.
Sürdürülen bağlantıların ilk ayağı olan çamaşırhanenin aksine bir şekilde ilerleyen eczane seçili ve özel müşterilere hizmet vermekte kararlıydı. Burada insanlar sadece tıbbi ihtiyaçlarını gidermeye gelmiyordu bazen istenen bir kutu ilaç eczane için sentetik uyuşturucular anlamı taşıyabiliyordu. Resmen tedarikçileri Mark ve Vincent'a hizmet için yemin etmişti.
"Tüm yaşantında önemli olan şey paradır"
Onlar üç yıl içerisinde sadece kendilerine ve kandaşlarına yetirecek kadar para yapabilmiş durumdalar suç dünyasi için fakir denecek kadar düşükler yükselmek veya yerinde saymak tamamen onların elinde.

Mayıs 1955’te, o sırada New York’taki Birleşmiş Milletler İsrail komitesinin bir üyesi olan Zena Harman, Kudüs’teki Dışişleri Bakanlığı’na gizli bir telgraf gönderdi. Diplomat Harman, güvenilir kaynaklardan Arap Birliği’nin BM Narkotik İlaçlar Komisyonu’nun 10. oturumuna sunulmak üzere, İsrail’in Mısır’da uyuşturucu ticareti yaptığını açıklayan bir rapor hazırladığını öğrendiğini bildiriyor ve bakanlığa uyarıda bulunuyordu.
Harman, Kudüs’te bulunan üstlerini Arap Birliği’nin Orta Doğu’daki tehlikeli uyuşturucuların durumu hakkında bir bildiri yayınlamayı planladığı konusunda “Arapların gücünü azaltmak için uyuşturucu ilaçlar sattığımızı iddia ediyor. Bunun için hazırlanmamız gerekiyor.” diyerek uyardı.
Harman’ın bahsettiği bilgiler doğruydu. Kısa bir süre sonra, Arap Birliği’nin narkotikle mücadele bürosunun başında bulunan Abdel Aziz Safwat, raporu zamanında BM komisyonuna sundu. Beklendiği gibi, rapor İsrail’i, genel olarak Arapları, özelde ise Mısırlıları, birbiriyle bağlantılı iki “uyuşturucu zehirlemesi” yöntemiyle suçlayarak, İsrail’i sert bir şekilde kınıyordu. İddia edilen ilk yöntem iddialı ve pahalıydı, alışılmadık bir altyapı ve uzmanlık gerektiriyorken, ikincisi daha basit ve ekonomikti.
Abdel Aziz Safwat ilk yöntemi şu şekilde tanımladı. İsrail’de kokain, eroin ve sentetik uyuşturucu üretimi için küçük fabrikalar ve bu uyuşturucuları Orta Doğu’daki bazı ülkelere ve bazı Avrupa ülkelerine götürecek bir düzen vardır. Söz konusu uyuşturucu kaçakçılığı saygın firmaların isimlerini taşıyan sahte etiketler kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca “beyaz” uyuşturucuları Kıbrıs, Cenova ve Marsilya üzerinden deniz yoluyla ve genellikle İsrail hava yolları ile Amerika Birleşik Devletleri’ne ulaştırmak da bu yöntemin parçalarından birisi.
Safwat’ın, İsrail’in Araplar arasında uyuşturucu yaymanın ikinci ve daha mütevazı yöntemine ilişkin açıklaması özellikle esrar üzerine odaklanmıştır. Bu yöntem yalnızca İsrail’in Lübnan veya Ürdün’den ülkeye kaçırılan esrar malzemelerini geri dönüştürmesini ve daha sonra Mısır’a yeniden kaçakçılık yapmak için malzemeleri toplamasını gerektirmektedir. Raporda şu ifadeler yer almaktadır.
Tarafımca yapılan soruşturmalar, İsrail’in ülke içinde Hint keneviri yetiştirme niyetinde olmadığını, Lübnan ve Ürdün’den gizlice getirilen haşhaşı yeterli gördüğünü ortaya çıkarmıştır.”
Sonraki yıllarda da İsrail hakkında benzer suçlamalar yapıldı ve bunlar Mısır basınında yankı buldu. Önemli bir günlük gazete olan Al Ahram, Süveyş Krizi sırasında (1956) esrar kaçakçılarının, (bu kaçakçıların Mısır ordusu tarafından ele geçirilen Necefli Bedeviler olduğu tahmin ediliyor), İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından görevlendirilen askerlerce Mısır’a gidişlerine izni verdiğini yazdı. Gazeteye göre, “Yahudiler Sina’nın işgali sırasında esrarı çölün iç bölgelerine nakletmek için askeri araçlar kullandılar.
İsrail sınırından sokulan tedarikçilerin taşıdığı yıllık kokain, eroin ve birçok sentetik uyuşturucunun haritası (2010)
Rota nasıl oluşturuldu?
| ... | Filistin’deki sömürgeci otoritelerin ülkede döşediği demiryolu hatları, esrarın başlıca kaçakçılık yollarından biriydi. 1942’de Mısır’ın Süveyş Kanalı üzerindeki Kantara kentini Hayfa’ya bağlayan hat, Lübnan’ın Beyrut ve Trablus şehirlerine kadar uzatıldı. Hat daha da uzatılarak Yafa’dan geçti ve Tel Aviv merkezine yakınlaştı. Ram kitabında, Filistin’de yürütülen birçok esrar kaçakçılığı operasyonunu anlatıyor. Örneğin, 1929’da Mısır’daki İngiliz yüksek komiser George Ambrose Lloyd’un başına gelen utanç verici bir olayın açıklaması var. Şam’a yaptığı ziyaretten dönerken kullandığı tren vagonunda 24 paket esrar bulunmuştu. Davar Gazetesinde yer alan bir habere göre bu olayın şüphelileri, demiryolu şirketinin çalışanları olan Mısırlı muhafızlar ve hizmetlilerdi. Kaçakçılık operasyonlarında olan cüretkarlığa bazen vahşet de eşlik ediyordu. O zamanlar yaygın bir yöntem olarak, deve kervanları uyuşturucu ticaretinde kullanılmaktaydı. |
Mısır’da 1930’larda ve 1940’larda uyuşturucuyla savaşmaktan sorumlu üst düzey İngiliz yetkili Russell Pasha, develerin kesilmesinden kaynaklanan zararın uyuşturucu satışından elde edilen karla karşılaştırıldığında önemsiz olduğunu kaydetti.
Polis kayıtlarına göre, Sina’yı geçtikten sonra Kantara gümrük terminalinden yılda yaklaşık 35.000 deve geçiyordu. 1940’larda sınırı geçen develeri taramak için Kantara’ya X-ray makineleri kurdular.
Alternatif güzergâh ve yöntemler oluşturmak için kaçakçı çeteleri, bugün işgal altındaki Batı Şeria çevresindeki tarlalarda esrar yetiştirmeye başladı. Bir başka yöntem de uyuşturucuları Lübnan’daki limanlardan (Beyrut ve Sayda gibi) Akka ve Hayfa’ya ve hatta Gazze ve El Arish’e kadar deniz yoluyla kaçırmaktı. Polis buna karşılık olarak, kaynakları yetersiz ve büyük ölçüde etkisiz olan küçük bir sahil güvenlik ekibi kurdu.
1922 gibi erken bir tarihte, Filistin’deki Liman Polisi komutanı Douglas Duff, kaçakçıların dünyada hiçbir otorite tanımadığını belirtti ne Tanrı’dan ne de insandan korkuyorlardı ve birkaç kuruş için her şeyi yapabilirdiler.
Filistin polisinin 1947 tarihli bir raporu, esrar ve afyonun, Filistin’den Mısır’a gitmek için yasadışı yollarla taşınan başlıca uyuşturucular olduğunu ortaya koydu. Söz konusu esrar, Suriye ve Lübnan’dan geliyordu.
Kaçakçılar, sınırları dikkate almamalarının yanı sıra din veya milliyet farkı da gözetmiyorlardı. Sadece Araplar değil, aynı zamanda Yunanlılar, İtalyanlar, Bulgarlar, Kıbrıslılar ve Filistin ve Mısır’daki üslerde bulunan İngiliz askerleri ve subayları da kaçak malların taşınmasında yer aldılar.
İsrail ve Yahudiler uyuşturucu tarihi sahnesinde çoğu zaman üretici değil alıcı ve satıcı rolünü üstlenmişlerdir. Orta doğu ve Kafkasya'dan gelen uyuşturucu sirkülasyonu Yahudileri ancak bu şekilde etkilemiştir.