Merhabalar güzel bir konu bende üç beş bişey yazacağım.

Maalesef ki bu yakındığın şikayete seninde katkı sağladığın çok açık. Böyle konular açmak bir şeyleri sorgulamaya başlamak güzel. Ancak şu son durumdaki yeni nesli oluşturan insanlarda en büyük eksiklik, yani bu dediklerini doğuran en büyük nedenler sosyal medyada kuralsız öğrenilen bilgilerden geliyor. İnsanların bilgi yığınlarına akın etmesi ve bu bilgilerin doğruluğundan ziyade hangi derecede ve ölçüde önem arz ettiğinin nasıl bilinmesi gerektiğini bilmemesi asıl sorunu oluşturuyor. Sosyal medya dediğin şeyin artık insanların bilgi edinmeleri için temel araç haline geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle yeni yetişen çocukların aile terbiyesine önem vermemesi zaten internette var diye araştırdıkları bilgilerin çoğu da aslında karakterine kişiliğine zarar veren kendisini hantallaştıran bilgilerden meydana geliyor.
Şu kadar zamanda ülkemdeki en büyük eksikliğin diyaloglarda ve yazılarda gramatik ayrım sorununun olduğu kanaatindeyim. İnsanlar bir şeyi ne kadar nerede ve nasıl söylemesi gerektiğini bilmiyorlar. Önemli olan öğrendiğiniz ilk bilginin direkt olarak karşı tarafa ben bunu biliyorum diyerek aktarılması değildir. Bu konu hakkında şöyle bir fikir öğrendim ve seninle paylaşmak istiyorum doğru olandır. Daha kaç yaşında ne öğrendiniz ne yaşadınız da bu benim fikrim diyebilecek kadar paylaşma imkanını kendinizde buluyorsunuz? Ayrıca bu benim fikrim denilen şeylerin bile aslında başkasının benim fikrim diye paylaştığı aslında işe yaramaz ilk akla gelen düşünülmemiş yakınmalardan ibaret olduğu ve göz boyayıcı ifadelerle donatıldığı ortadadır. Size ait bir fikir varsa bu fikir sizin tecrübenizle şekillenmek zorundadır. Sosyal medyadan öğrendiğin bir espriyi komiklik olsun diye paylaştığında ne kadar karşı tarafla duygusal bir samimiyetin etkileşimin olmadığında saçma ve zekice görünen bir durum ortaya çıktığı gibi düşünsen de bu aslında denizde görünen bir serap gibidir. Su zannedilir aslında kurak bir çölün simgesidir. Ya da sosyal medyadan duyduğun tecrübesiz direkt bir bilgiyi aktardığında da aynı şey geçerlidir. Bol bol okuma yapıp fikirleri orada güçlendirmek ve gerçek hayatı daha fazla tatmak pek çok karakter gelişimi serüvenine yardımcı olur. Yoksa kesinlikle burada öğrenilen bilgilerle evet ben biliyorum dediğinizde, insanlara cahil denildiğinde, dediğinizde kendinizi zeki zannetmeyin. Bunu asıl diyen o cehaletin içindedir.
Başka bir konu bilgi din millet konusu ile ilgili olarak aynı konu bağlamında şöyle söyleyeyim: Her konu kendi içinde bir bütünlük teşkil eder. Yani dini öğrenmek de bir şeydir. Vatan sevgisi de bir şeydir. Bilimsel araştırmalar da ayrı bir şeydir. Bunlardan hiçbiri diğerleri kadar daha az önemli önemsiz değildir. Bu topraklarda yaşıyorsunuz ve Amerika'da yaşayalım hayali kuranların kendi insanlarına kazık atmayacağının yanındaki yöresindeki insana güvenemeyeceğinin kanıtını göstermeleri kusura bakılmasın ama asıl onları kötü yapıyor. Daha yanında yöresinde kim yaşıyor ben çevreme nasıl katkı sağlarım neler öğrenirim? Nasıl daha iyi oluruz derdine düşmeyen birisi bunlar cahil der kaçmak ister. Yurtdışına gittiğinde de kendi cehaletinde boğulur, değerlerini kaybeder ve para için ya da bir başka sebep için en başından beri verebileceği verimin doğduğu topraklardan ayrı bir hedef peşine düşerek yolunu kaybeder. Belki zengin olur ama ne yöresine ne çevresine doğru düzgün bir katkı sağlar. Evet bazı şeyleri maddi durumlar belirler ancak gitmek isteyen insanların kesinlikle bilinçli olması ne yapacağını bilmesi ve geri dönme umudu taşıması gerekmektedir.
Ne yapalım bizim ülkemiz böyle diye herkesi cahil diye suçlayarak kendimizi zeki mi ilan edelim? Aynı dili konuşuyoruz. Birbirimize katkıyı ancak böyle sağlarız aşağılayarak değil. Ne dininizden ne milletinizden ne de doğru bilgi peşindeki mücadelenizden asla vazgeçmeyin. Zor ama olması gereken de bundan başkası değil.