Danny Conner, 13 Kasım 1999 tarihin de Amerika'da dünyaya geldi, Amerika'da yaşayan Brian Conner ve Mary Conner'ın ilk göz ağrısı, bir araba tamircisi baba ve ev hanımı anne, bu iki çiftin nasıl bir karakterde olacağı bilinmeyen ilk çocukları.
Geçim sıkıntısı yaşayan Brian, ne kadar bir oğlu olduğuna sevinse de o zamanın şartları ile geçimsizlilik korkusuna çoktan bürünmüştü. Karısı ise tam aksine ilk göz ağrısı olan Danny'yi kucağına aldığında bu rezil dünya ona bir nebze de olsa da onun için fazlasıyla güzelleşmişti.
Tarih: 20 Haziran 2018
Yer: AmerikaAilenin tek çocuğu Danny, ergenlik çağına çoktan girmiş, lisesi bitmiş, ilk iş hayatına atılmıştı. Ne kadar üniversite okumak istese de hayatın ona bir darbesi olan yoksulluğu geçememiş ve lise mezunu olarak kalmıştı. Bir barda geceleri ailesine yardımcı olmak için barmenlik yapıyor ve kazandığı paranın bir miktarını ailesine vererek bir miktarını da kendi ihtiyaçları için harcıyordu.
Tarih: 24 Şubat 2020
Yer: İspanyaBrian Conner'e gelen geri çevrilemez bir iş teklifi üzerine apar topar İspanyaya göç etmek zorunda kaldılar, her ne kadar aile bireylerinin her biri için bu göç zor olsada, zavallı Brain Conner'ın başka tercih şansı yoktu. Oda herkes gibi ailesini düşünmek zorunda olduğu için bu teklifi kabul etti ve her aile bireyi geride akrabalarını ve dostlarını bırakarak Amerika'ya veda etti.
Gelelim Danny'ye, her ne kadar hayatından mutlu olup ailesine düşkün olsa da Danny Amerika'dan bir türlü vazgeçememişti, bütün arkadaşları ve çevresi orda olan Danny için İspanya fazlası ile sıkıcı bir yerdi ve zaman zaman yaşının verdiği ergenlikle de depresyonlara girip kötü şeyler düşünmekten kendini alıkoyamıyordu.
Danny'ye ne oluyordu? Hayatı istediği gibi yaşayamamasının ve sadece para uğruna yaşamasının hiçbir anlam ifade etmediğini anlayarak neden boşa yaşadığını mı sorguluyordu? Yoksa kafayı mı yiyordu?
Bu döngü ile başa çıkamayan Danny ailesini karşısına alır ve konuşur zaten hali hazırda bir mesleği olan barmenliği öne sürerek İspanya'dan tek başına Amerika'ya gideceğini ve orda tek başına yaşabileceğini söyler. Danny'nin bu ani kararı onu nasıl etkileyecekti? İyi mi? Kötü mü? Amerika'da ki çevresi onun bu ruh halini düzeltecek miydi?
Danny verdiği karardan 1 hafta sonra Amerika'ya biletini alır, ayak bastığı şehir Santos'ta hayat onun için yeniden başlar.
Şehire iner inmez ilk işi kendine kalacak bir yer bulmaktır, ailesinin ona verdiği ufak miktar para ile kendine bir oda kiralar ve ardından iş bakınmaya başlar, daha önce barmenlik tecrübesi olduğu için bir bara kabul edilir ve yaşamanı sürdürür.
Danny'nin ruh hali tüm isteklerini yerine getirse de düzelmez, ne arkadaş çevresi ona iyi gelir nede çok sevinerek döndüğü Amerika.
Yalnız başına kaldığı küçük odada aynaya bakarak kendi kendine konuşmaya, ardından gülmeye başlar, aynaya bakarak "Ne oluyor bana deliriyor muyum?" diye söylenir.
Acımasız şehir Santos'ta kendine hakim olmaya ve normal bir yaşantı sürmeye çalışır, bakalım Danny için gerçekten her şey normal olacak mı?
İyi bir şeytan değilsen, taşlandığında şikayetçi olmayacaksın.