Barbaro'nun ekibi
Los Santos, bu suç şehri küçük grupları ve hayalleri yutarak öğütüyor. Evet Barbaro'nun de oturtmak istediği düzen
de öğütülen hayallerden
biriydi. Barbaro'nun kurduğu küçük hayaller aslında gerçekleşmesi zor olmayan hayallerdi.
Fakat bu hayaller bu şehir için oldukça küçük
kalmıştı, güzel bir İtalyan restorantı açıp, burada gelir elde edip ufak bir İtalyan derneği açmaktı...
Lakin ondan önce davrananlar
vardı, plan değişmeliydi ve Barbaro bu ekibi dağıtıp yeni işler peşinde koşmaya karar verdi.

Gerçekler Acıdır
? Evet işyerine gittiğimde ve tırlarda ki mallara baktığımda hiç de insan yardımına benzemiyordu.
Malların arasına ufak paketler sıkıştırılmıştı. Açıp baktığımda ise silah mermileri ve parçalanmış silahları gördüm.
O sırada bir ses duydum ve birisi bana kim var orada diye seslendi. Hemen saklanmıştım ve gelen bekçiydi.
Elinde el feneri ile sağa sola bakıyordu, bir şeylerden şüphelenmişti. Bende çok korkmuştum ve hemen bir yere saklanmıştım.
O duyguyu sizlere anlatamam, o korku, yakalarsa ne olacaktı, acaba bana ne yapacaktı? Babamdan dolayı belki de bir şey olmayacaktı.
Bu konuyu babama açtım ve gece gittiğimi anlattım, kafamda çok şeyler vardı, biz ne iş yapıyorduk, ne işlere bulaşmıştık?
Babam beni bir keresinde kenara çekti ve olayları bana bir bir anlattı.
Şaşırmıştım, olaylardan haberim yoktu ve daha önce hiç böyle bir şeye bulaşacağımızı yada bulaştığımızı aklımın ucundan bile geçirmemiştim.
Artık her şeyini benimle paylaşıyordu.
Bende artık merak olayı tamamen bitmişti, kendimi yükseklerde görüyordum.
İşleri öğrenecektim ve kaliteli arabalara binecektim.
Maddi durumumuz iyi olsa da daha fazla para gelecekti ve günümü gün edecektim.
Babamda tamamen bizim içim çabalıyordu. Büyük sevkiyatı yapmışlardı ve patron çok mutluydu.
Herkese prim veriyordu ve işlerini tamamen gizlilikle yürütüyordu.
Sert bir adam olsa da ona hayranlık duyuyordum.
Hayran olunmayacak gibi bir adam değildi...
Kaldığımız yerden devam...
Gerçekler Acıdır 2
? Belkide işinde en iyisiydi. İtalya'da sözü geçiyordu ve herkes ona saygı duyuyordu.
Babamda onun tüm işlerini yürütüyor ve onu ayakta tutuyordu.
Bir gün 3 tane adam geldi ve ofise patronu sordu.
"Patron burada tok geç gelir" diye cevap verdim.
Kendileri siyah bir zarf bıraktı ve açmadan ona iletmemi söylediler.
Bende zarfı aldım ve çekmeceye koydum.
Patron geldiğinde ona ilettim ve odasına çekildi. Babama sorduğumda baba neden siyah zarf ve neden siyah takım elbiseli adamlar geldi diye.
Babam bana cevap verdi "Öğreneceksin evlat" diye cevap verdi. Gerisini anlatmaya başladı. Bu büyük toplantı senede bir kez olur dedi.
Mafyalar arası toplantıymış. duyduğumda bir irkildim, bizim patron mafya imiş de haberimiz yokmuş.
Bu kadar otoriter olduğundan belliydi. Neyse konuyu uzatmayacağım iş konusunun aslını anladınız kimlerin yanında çalıştığımı biliyorsunuz.
Thomas ve Salvatora sorunlu bir bebeklik, çocukluk geçiriyorlardı. Sokaktaki diğer çocuklar
Thomas'le Salvatora'ı sürekli dışlıyor, aralarına almıyorlardı.
Thomas kurnaz, çok sakin, anlaşmaya dayalı, anlaşılabilecek, hırslı, inançlı, disiplinliydi
Başarının hileyle ve disiplinle olabileceğine inanıyordu. Salvatora kavgacı,uslanmaz, genelde konuşmayıp kavga eden, hırsına yenik düşen birisiydi.
Thomas Salvatora'ın tam zıttıydı.
Thomas onu yıkıp geçmek yerine onun eksikliklerini kapatıyor, bir bütün oluyorlardı.
Thomas kurnaz olduğu için sokakta dışlanan insanları kendine çekiyor onlara güveniyor gibi davranıyordu.
Zamanla sokaktakiler Thomas ve Salvator'a çok bağlanmışlardı.
Thomas en güvendiği kişi Alessandro, John'un en güvendiği kişiyse Ruadhan'dı.
Alessandro korkak, içine kapanık, her şeyden kaçan, sadece gösterişte güçlü gözüken; Felix ise kilolu, şiddete eğilimli,
yerine göre merhametli, kadınlara sünmeyi sevip onları mutfak robotu olarak gören,
her şeyin fazlasını isteyen doyumsuz, kendine bakmayan pislik birisiydi.
Thomas ve Salvatora sokaktaki büyüklerle ufak işler yapıyor bu sayede ezik çocuklara parayı paylaştırıyordu.
Parayı bulan ezik çocuklar daha elit takılıyor, kendini ezenleri eziyorlardı.
Zamanla işleri büyütüp daha çok insanı birbirine bağlayan Salvatora ve Thomas işlere git gide adapte oluyor, ailelerinden ayrı yaşıyorlardı.
Elit takılmayı seven bu genç tiplerin kanı kaynadığı için daha fazla işe el uzatmaya çalışıyorlardı.
Bu durumdan olan diğer ticaretçiler sürekli bu gruba engel olmaya çalışıyor, resmen savaş ilan ediyorlardı.
Bu savaşta bir çok dostunu kaybeden Thomas ve Salvatora yenilmişlerdi.
Bir gün kafalarına mermi yemekten korktukları için işleri İtalya'dan başka bir bölgeye çekmeyi denediler.
İngilizce'yi etkin şekilde konuşan İtalya'dan sonra olan tek ülke Amerika'ydı.