Dünyadaki pek çok suç örgütü gibi Yakuza da sağ ideolojiye kendini daha yakın hissediyordu. Bu bağlamda İkinci Dünya Savaşı'nın ardından girilen Soğuk Savaş döneminde yükselen sol hareketlere karşı Yakuza hükümetin yanında durdu ve Japonya'yı yarım yüzyıl yöneten Liberal Demokrat Parti'ye para dahil pek çok konuda destek verdi. Yakuza ile ilgili yazılan kitaplara CIA'in de Yakuza'ya bu konuda destek verdiği söyleniyor. Bu dönemde örgütü Yoshia Kodama yönetiyordu.
Yakuza bugün de politik alanda sağ partileri desteklerken, aynı zamanda lobicilik faaliyetlerinde de bulunuyor. Örgüt yakın zamanda ismini Japonya'da yaşanan tsunami faciasında mağdurlara devletten bile önce yardım götürerek duyurmuştu.
Yakuza kendi tarihini 1600'lü yıllara kadar uzatıyor. Kendilerini bir tür şövalye örgütü olarak gören ve samuray olarak adlandıran Yakuza mensupları, bu tarihlerde çıkmış diğer bir "adaleti sağlamaya çalışan suç örgütü" Kabuki-Mono'ların kendilerinin manevi ataları olduklarını düşünüyor. 17. Yüzyıl Japonyası'nda Kabuki-Mono'ların sayısı 500 bini buluyordu.
Aslında Yakuza mensuplarının sayısı bugün bile 80 ila 150 bin arasında olmasına rağmen özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde Yakuza mensuplarının sayısı dönemin nüfusuna göre oldukça yüksekti. 1950'ler Japonyası'nda 150 bin Yakuza'ya karşılık 250-300 bin polis bulunuyordu. Yakuza'nın asıl büyük etkinliği o günlerdeydi.
Yakuza üyeleri telafi edilemez bir hata yaptıklarında şiddete uğrayıp küçük düşürülmek yerine serçe parmağının kesilmesiyle cezalandırılıyor. Oldukça sıkı olarak uygulanan bu kural, Japonya'da eski Yakuza üyelerine protez parmak yapan kliniklerin çıkmasına bile yol açmış. Japon kültüründe Yubitsume olarak bilinen bu küçük parmak kesme töreninin ardından kesilen parmak kyodai tarafından bir paket içerisinde oyabun'a, yani ailenin babasına götürülüyor.
Japon kültüründe İrezumi olarak bilinen, vücudun bir bölümünü ya da baştan aşağı tamamını kaplayan dövme sanatı, Yakuza üyeleri için de bir bağlılık göstergesi. Vücutlarının tamamına yakınına çeşitli sembolleri kazıtan Yakuza üyeleri böylelikle Kumi'ye bağlılıklarını göstermiş oluyor.
2011 yılında ABD başkanı Barack Obama ve ABD Maliye Bakanlığı tarafından ABD'deki tüm malvarlıkları dondurulan Yakuza'nın, Maliye Bakanlığı'na göre silah kaçakçılığı, fuhuş, köle ticareti, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, tefecilik gibi "işlerle" kasasını dolduruyor. Japonya'da da haraç, şantaj gibi işler yapan Yakuza'nın üyeleri yine aynı yıllarda Al Capone'un yakalanmasına benzer biçimde operasyona uğramıştı. Ancak tüm bu ulusal ve uluslar arası operasyonlara rağmen Yakuza hala çok güçlü.