Ziyaretçi

Selam ziyaretçi, Rina Roleplay forumuna hoş geldin. Rina Roleplay, Grand Theft Auto: San Andreasın multiplayer istemcisi "SAMP"ın, Türkiyedeki en büyük sunucusudur ve en büyük roleplay platformudur. Eğer Rina Roleplay forum üyeliğin varsa lütfen Giriş Yap veya üyeliğin yoksa hemen Kayıt Ol.

Ray Minami


Başlatan Euronymoust, 07 Ağustos 2018, 19:54:31
Okunma sayısı 566 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Euronymoust

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 03 Mayıs 2021, 02:07
Toplam oynama: 36 gün, 16 saat
Birlik: (Yok)
Ray Minami
« : 07 Ağustos 2018, 19:54:31 »





























Amerika'nın savaş sonrası dönemlerinde, 26/12/1997 yılında Aberdeen'de dünyaya geldim. Aberdeen'de yaşayanlar insanlar genelde faturalarını öder ve alışveriş
yaparlardı. Çocuk büyütmek için gerçekten iyi bir şehirdi. Herkesin "Al ve daha iyisini isteme." diye geçindiği bir yerdi. Babam Donald, benzin istasyonunda çalışan,
kısa saçlı ve modadan anlamayan bir insandı. Kulakları hafif kepçeydi ve cam gözlükleri vardı. Şuan düşününce annemin neden böyle bir adamla evlendiğini anlamıyorum.
Aslında annem Wendy, babam ile evlendiğinde oldukça gençmiş. Gençliğinden ötürü çok aceleci davrandılar sanırım. Sonra ben doğdum.

 İki aileninde ilk torunu olduğumdan, bebek iken bana olan ilgi çok fazlaydı. İlgi odağı olmaya alışmıştım. Sürekli yeni oyuncaklar ve kıyafetler alınırdı. Bir çok
fotoğraflarım vardı. Her zaman meşgul bir çocuktum. Kafam sürekli meşguldü. Oyuncak araçlara biner hız yapar ve bir yere çarpardım. Sonra "Muppet Show" da ki sözleri
tekrarlardım. Sürekli TV izliyordum. Hayatın başka bir yönünü görüyordum. Muppet Show'u çok sevdiğimi hatırlıyorum. Odam onların posterleri ve kuklaları ile doluydu.
İki yaşıma girdiğimde annem ve babam çocuk büyütmeyi çok sevmişlerdi ki bir kardeşim daha oldu. Kimberly doğdu.

 Bilirsiniz... Hep gözbebeği olan bir çocuk, kardeş edindiğinde kıskanç davranmaya başlar. Artık annem ve babamın ilgi odağı bu yeni bebekti. Üç yaşlarında sürekli
ilgi çekmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Etrafta koşturur, şarkı söyler ve annem ile babama çizdiğim resimleri göstermeye çalışırdım. Annem bu durumu biraz garip
karşılayıp beni Pediatri doktoruna götürdü. Doktor gözüme bir ışık tuttu ve "Bir sorunumuz var.". dedi. Bana o küçük kırmızı ritalin ilaçlarından vermişti. Dört yaşında
bir çocuğa bu tip ilaçlar vermesi ne kadar doğru sizce? Resmen delirmiştim. Hiperaktif bir çocuk olmuştum. Bir sorunun olduğu belliydi. Artık sürekli koşar ve bir şeyleri
istemeden kırardım. Bu kadar enerji bana fazla geliyordu. Annem ise durmadan bu ilaçlardan veriyordu. Bunun beni iyileştireceğini ve sorunlarımı çözeceğini düşünüyordu.
Ve babam bu durumdan çok utanç duymaya başladı. Sokağımızın yaramaz çocuğu ben olmuştum. Benden içten içe nefret ediyordu. Bir çocuk olduğum için sinirini benimle
sürekli dalga geçerek atıyordu. Utanmaya başlamıştım. Bu duyguya uzaktım. Resmen bu duygudan nefret ettim. Utanıyordum ve kırılıyordum. Bu durum benim özgüvenimi kırıyor
olmalı ki yaptığım hareketleri çok düşünürdüm. Çünkü kırılmıştım. Utanç duygusu mideme vuruyordu.

 Ben dokuz yaşına geldiğimde, annem ile babam boşanmıştı. Bu durum bir çocuğa ne kadar garip gelebilirdi? Ve o dönemlerde boşanan bir çift bile göremezdiniz. Sokakta
dedikodular başladı. Bu beni daha da utandırmıştı. Ailemden nefret ediyordum. Diğer çocuklar benim ile dalga geçerlerdi. Yetişkin insanların bana acıyıp daha iyi davrandığını
hatırlıyorum. Acınası bir durumda olduğum için çocuk aklım ile utanıyordum. Bana sahip çıkar gibi yapıp, ailem hakkındaki sorunlardan bahsederlerdi. Ailemi cezalandırmak
istiyordum. Bir dönem evde ki ampulleri söküp, bakıcıyı eve almadım. Sorun çıkarıyordum. Kural tanımıyordum. Onları cezalandırmak istiyordum. Çocuk aklı işte. Ardından annem
bu durumdan bıkarak beni babamın evine götürdü. Bir dönem onunla yaşamamın beni iyi yapacağını düşünüyordu. Babam ise çok hızlıydı... Yeni bir evlilik yapmıştı bile.














Üvey erkek ve kız kardeşim vardı. Tabi bu durum bende ki hırsı iyice arttırdı. Bu hissiyat beni içten-içe kemiriyordu. Eskisi gibi en sevilen evlat olmak istiyordum.
Babamın oğlu olmak. Çarşamba günleri yapılan aile oyun gecelerinde bile hep kazanmak istiyordum. Çok ben merkezli davranıyordum. Tabi bunun bir işe yaramadığını fark edince,
sevgi ve aile gibi kavramları umursamamaya başladım. Babamın evindeyken tüm gün TV izlerdim. MTV gibi kanallarda ki sanatçıları görmem ile yeni bir kapı açmıştım diyebilirim.
Tanrım Beatles... Babama hemen bana bir gitar almasını istedim. O da diğer çocuklarına iyi davrandığı için beni de sevdiğini bir eşya ile kanıtlamak istedi sanırım.
Ertesi gün yeni bir gitar ile kapıdan içeriye girdi. Artık tüm gün TV izler... Odama gider ve gitar çalardım.

Bu özgüvenimi arttırmıştı diyebilirim. Daha anarşist bir çocuk olmuştum. Ve diğer çocuklara kötü davrandım. Babamda beni evden kovdu. Bir süre annemin kardeşinde kaldım,
sonra babannemde ve sonra tekrar babamın evinde. O süreçte gittiğim her evde ki kişi beni bir hafta sonra evden gönderiyordu. Acı çekiyordum. Ben reddedilmiş bir evlattım.
 Kendimi değersiz hissediyordum. Dört dayımlarda kaldığımı falan da hatırlıyorum. Bu olayların en üzücüsü ise... Benim annem ile kalmak isteyişim idi.









Sonra liseye geçtim. Bu olayları anlatmak biraz güç olsa gerek. Size hayatımı özetlemesi için bir günlük sayfamı okuyayım.









Tüm sohbetlerin ana konusunun maço erkeklerin sex hikayeleri olduğu bir toplumda ben gelişmemiş toy kimseyle
yatmamış bir erkektim ve benimle sürekli dalga geçerlerdi. "Aa zavallı çocuk" derlerdi. Bu beni fazlasıyla
rahatsız ediyordu çünkü azmıştım diyebilirim ve sürekli olarak hikayeler uydururdum. "Tatilde bir hatunla
tanıştım. Seviştik ve kız buna bayıldı." falan gibi hikayeler işte. Bu tipik ergenlik sorunu babam ve üvey
annemle olan problemlerimin kaynağıydı. Bilirsiniz klasik kötü üvey anne hikayesi işte. Bende yıl içinde
büyük babamlara, dört dayıma ve teyzeme taşınıp dururdum. Sekizinci sınıfta da annem beni mecburen yanına aldı
çünkü babam eşyalarımı toplayıp beni oraya götürdü ve sabah beni orada bıraktı. Annem çok öfkelenmişti. Sağlıklı
beslenmeye başlamıştım ve genel durumda iyiydim. Sonra bir gün acayip etkili bir ifade yöntemi keşfettim...
Mariuana... Tanrım ot. Bütün gün kaçıp o sinir krizlerini geçiremezdim.







Trevor'dan nefret ediyordum ama onunla arkadaş olmak zorundaydım çünkü mariuanayı bir tek ondan alabiliyordum.
Bu işin piiriydi. Trevor, Ace, John, Derren... Havalı sporcu tiplere göre onlar varoş ve pislik heriflerdi.
Okuldan sonra bir kızın evine gidiyorlardı ve beni de davet ettiler. Kapıyı çaldık ve çok şişman bir kız bizi
içeriye aldı. Bir saat geçtikten sonra kızın biraz sessiz bir tip olduğunu anladım. Çocuklardan biri kızın,
özel eğitim sınıfında olduğunu söyledi. Çocuğun ona gerizekalı dediğine eminim. Bazıları ise yavaş diyordu.
Bugüne dek o kıza gerizekalı yerine sessiz ve cahil dedim. Son bir kaç aydır o eve giden çocukların amacı,
kızın evinde ki bodrumdan içki çalmaktı. Diğerleri kızın dikkatini dağıtırken biri aşağıya iner ve oradan
çıkardı. Bunu bir kaç günde bir yaptık ve bir ay boyunca kimseye yakalanmadık. O bir ay boyunca annemin
psikolojik taciz ve baskıları tavan yapmıştı. Artık esrarın dertlerimden kaçmama yardımcı olmadığı belliydi.
Artık içki çalmak, mağaza camı kırmak gibi isyankar davranışlar hoşuma gidiyordu. Bir sonraki ayda artık çatıya
çıkıp atmalamayı düşünmeden direk kendimi öldürmeye karar verdim. Ama sevişmenin nasıl bir şey olduğunu
anlamadan bu dünyadan gitmeyecektim.

Bir gün okuldan sonra tek başıma kızın evine gittim. Kendimi davet ettirdim ve bana minik keklerden ikram etti.
Kucağına oturup, "Hadi sevişelim." dedim. Göğüslerine dokundum ve o da odaya geçip önümde soyunmaya başladı.
Onu izlerken bunun gerçek olduğunun farkına vardım. Onu becermeyi denedim ama nasıl yapacağımı bilmiyordum.
Ona bunu daha önce yapıp-yapmadığını sorduğumda "Bir çok kez. Çoğunlukla da kuzenimle." dedi. Ter kokusu
çıktığında, vajinasından gelen kokudan iğrendim ve evden hemen çıktım. Zihnim öyle karışıktı ki bir hafta
okula gitmedim. Okula döndüğümde de kaçtığım için bir hafta ev uzaklaştırması aldım. O gün kızın babası
çığlık-çığlığa okula geldi ve birilerinin kızından faydalanmaya çalıştığını söyledi. Öğle yemeğine dedikodular
başladı ve ertesi gün herkes bana, bağırıyor, küfrediyor, tüküyor ve "gerizekalıyı beceren" diyordu. Alay
etmelerini kaldıramadım. Ot çekip, sarhoş oldum ve tren raylarında yürüdüm. Göğüsüme ve bacaklarıma iki büyük
beton parçası koyup yere uzandım ve 23:00'da gelen treni beklemeye başladım. Tren gittikçe yaklaştı ve benim
üzerimden geçmek yerine...







... yanımda ki raydan geçti. Okulda ki gerilimden çok etkilenmiştim. Tren korkum yüzünden
kendimi iyileştirmeye karar verdim. Ağırlık kaldırma ve matematik konusunda iyiye gidiyor gibiydim. Ve böylece
daha az manik depresif oldum. Ama hala arkadaşım yoktu çünkü ben... Ben yapmacık oldukları için herkesten
nefret ediyordum.











On beş yaşıma geldiğimde annemin evine geri dönmüştüm. Kafayı bulup, arkadaşlarım ile dışarıya çıkardım.
Ev işlerinden anlamam, ne istiyorsam onu yapardım. Aslında normal bir hayat istiyordum. Eskisi gibi mutlu
olmak. "Over The Edge" filmi o dönem beni çok etkilemişti. Lise bana göre lüzumsuz bir yerdi. Okumak istiyorsanız
kütüphaneye gidin, becerilmek istiyorsanız liseye. Vandal gibi davranıp öğretmenlerimi rehin almayı falan düşünüyordum.
İyi ki bunu yapacak gücüm yoktu. Liseyi, bitmesine son iki ay kala bırakmıştım. Sonra bir dönüm noktası yaşadım. Yeni bir
akım keşfetmiştim... Punk Rock.







Buzz Osbourne isimli bir arkadaşım vardı. Aberdeen'de olmayan Rock albümlerini bana karışık kaset yapardı.
Ah tanrım... Bana sorarsanız ben sonsuza kadar Punk Rock dinleyecektim. Tüm gün kasetleri açar ve üzerine şarkı söyler,
gitar çalardım. Kasetleri eskitmiştim. Ve kendimi bulmuştum. Müzikteki politik ve sosyal mesajlar beni ifade ediyordu.
Toplum tabularına ve ahlak kurumuna saldırıyordum. Bu beni alışılmış bir insan yapmıyordu. Bu bana kendimi farklı hissettiriyordu.
Ve yerimi bulmuştum. Ben bunu yapacaktım.







On altı yaşımda sokaklarda çop toplamak ile uğraşıyordum. Bir nevi temizlikçiydim. Hatta annem ders olsun diye beni eskiden
bıraktığım lisede bile işe başlatmıştı. Koridorları siler ve lavobada esrar içerdim. Bu işe katlanmamı sağlıyordu. Sonra onlar ile tanıştım.
Krist ve Dave... Krist bas gitaristi, Dave'de davulcuydu. Gruplarına vokalist ve gitarist arıyorlardı. Bu fırsatı değerlendirdim.
İş çıkışlarında bir oda da buluşur ve provalar yapardık. Grubumuzu kurmuştuk, "GODCHILD". İlk bestelerimizi burada çıkardık.
Ve barlarda çalmaya başlamıştık. Underground piyasa bizi sahiplenmişti. Artık bir yere ait olduğumu hissediyordum. Ve bu bana 16 yıl önce ki
hisslerimi veriyordu. Güvendeydim.







On yedi yaşımda evden ayrılıp bir ev tutmuştum. Bar işleri ve temizlikçilik yaparak kiramı ödemeye çalışırdım. Evim... graffiti ile kaplı,
küçük bir yerdi. İlk sevgililerim burada olmuştu diyebilirim. Hayat biraz daha zordu ama iyiye gidiyordu. Bir çok not tutar ve
şarkı sözü yazardım. Beste ve güfte yeteneğimi arttırmıştım. İlk albüm hazırlıklarımıza başlamıştık. Yeni çıkardığımız şarkıları barda çalar
ve tepkilerine göre albüme eklerdik. Bir iki ay geçmeden yeni albümümüz çıkmıştı... Bleach.







Albüm sonrası Aberdeen'de daha fazla tanınıyordum.
Grupla Seattle'a gittik ve ünümüzü devam ettirdik. Artık bizi daha fazla insan tanıyordu. Eski barlar yerine biraz daha büyük sahneler kapabiliyorduk.
Radyo programlarına çıkıp bir çok saçma röportajlar verdik. Uyuşturucu kullanımını arttırmıştım. Mutluydum ve daha da mutlu olmak istiyordum.
Bir gün barda iken bize ateş ettiklerini hatırlıyorum. Şans eseri atılan sekiz kurşunun yedisi gitarıma gelmişti. Ve mucizevi şekilde hayattaydım.
O zamandan beri o gitarı kullanmaya karar vermiştim.







İki yıl geçti. Oradan oraya savrulduk ve çıkış imkanı yakalayamadık. Sorunlar baş gösterdi ve grubumuz dağıldı. Sonra artık buradan da gitmeli ve yeni
bir başlangıç yapmalıyım diye düşündüm. Şehiri iki gün içerisinde terk ettim. Çantama hayallerimi koydum ve Los Santos'un 01:00 trenine bindim.





Tyrone ile Santos havalimanında.

Şehire geldiğimde bir ev aldığımı hatırlıyorum. Burada ki ev fiyatları daha ucuzdu. Bir kaç iş yerine uğradım ve bir çok işte çalışmaya başlamıştım.
Az çok para kazanıyordum ve yemek dışında herhangi bir şeye para vermiyordum. Uyuşturucuyu bırakmış gibiydim. Biraz daha idare edip yeni bir grup kurmayı
düşünüyordum. Sonra bir gün bir reklam görmüştüm. "Viva TV" adında bir şirket satılıyordu. Hemde oldukça ucuz bir fiyata. Bu olayı değerlendirip satın almıştım.
Amacım bir grup kurmak ve Viva TV ile yükselmekti.







Güzel günler bekliyorum... Güneşli günler.





Çevrimdışı Euronymoust

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 03 Mayıs 2021, 02:07
Toplam oynama: 36 gün, 16 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #1 : 07 Ağustos 2018, 19:55:17 »
Rez.

Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Thomas Black Lv.11
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 04 Eylül 2019, 14:13
Toplam oynama: 26 gün, 21 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #2 : 07 Ağustos 2018, 20:09:35 »
Kardeşim,Hayırlı olsun <3

Çevrimdışı hell

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Maria Oez Lv.19
Cinsiyet: Kadın
Köken: Alman
Son giriş: 28 Temmuz 2024, 16:45
Toplam oynama: 103 gün, 23 saat
Jaul Torres Lv.19
Cinsiyet: Erkek
Köken: Arap
Son giriş: 28 Temmuz 2024, 15:17
Toplam oynama: 0 gün, 20 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #3 : 07 Ağustos 2018, 21:53:28 »
Konunun "Karakter Ölümü Talepleri"nde ne işi var? Sanırsam yanlış açmışsın dostum.

Çevrimdışı tuna9005

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Ryan Cage Lv.10
Cinsiyet: Erkek
Köken: Amerikan
Son giriş: 04 Eylül 2019, 03:12
Toplam oynama: 42 gün, 3 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #4 : 08 Ağustos 2018, 09:39:12 »
Pompalı tüfekle intihar edecek.

Çevrimdışı Marsh

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Cinsiyet: Erkek
Köken: İspanyol
Son giriş: 03 Haziran 2023, 23:20
Toplam oynama: 53 gün, 15 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #5 : 08 Ağustos 2018, 15:12:03 »
Bu burda ne arıyor benim bildiğim karakter tanıtımında olur .d

Çevrimdışı hell

Oyuncu
Instagram:
Discord:
RockstarTR:
Facebook:
Youtube:
Twitter:
Twitch:
Spotify:
Maria Oez Lv.19
Cinsiyet: Kadın
Köken: Alman
Son giriş: 28 Temmuz 2024, 16:45
Toplam oynama: 103 gün, 23 saat
Jaul Torres Lv.19
Cinsiyet: Erkek
Köken: Arap
Son giriş: 28 Temmuz 2024, 15:17
Toplam oynama: 0 gün, 20 saat
Birlik: (Yok)
Ynt: Ray Minami
« Yanıtla #6 : 08 Ağustos 2018, 18:09:25 »
Pompalı tüfekle intihar edecek.
Üzüldüm be...