Philippe Le Tonnelier, 30.04.1995, Fransa Orleans.
Bisexsual, Kahverengi göz, Kahverengi saçlar, 185 CM.
Philippe 1995 yıllarının ilk bahar aylarında doğan bir çocuktu, annesi babası gereğine göre fazla yaşlıydı fakat Philippe'yi bu ergenlik yaşlarında gelene kadar etkilememişti. Güzel bir çocukluk geçiren Philippe lise dönemlerinde sınıf arkadaşları ile iyi geçincen bir tipti, erkek sınıf arkadaşı olan Come ile beraber bir gün tuvalete gittiler ve ikiside işini gördü, Come tuvaletini yaptı. Come'nin işi bittikten sonra tuvaletten çıkmasını bekleyen Philippe büyük bir şoka uğradı, Come onu elinden tuttu ve duvara doğru ittirip dudağına yapıştı. Philippe bu durumda çok şaşkın kaldı ve mecvuri bir şekilde ona karşılık verdi. İkisinin arasında böyle birşey geçti, Come bu olayı kimseye anlatmasın diye Philippe'ye yalvarıyordu. Philippe daha sonra bu olayı kimseye yaymadı, okul bitti ve o arkadaşı ile birdaha görüşmedi fakat o günden sonra hem erkek hem kız cinsine ilgi duymaya başladı ve burda biseksüelliği başladı. Aradan uzun bir süre geçti ve kendine bir kız arkadaşı yaptı, ne zaman onun ile öpüşse ve el ele tutuşsa aklına o olay geliyordu ve değişik bir hissiyata kapılıyordu. Kız arkadaşı onun uzun uzun dalmalarına karşı farklı şeyler anladı ve ondan korkup uzaklaştı. Bir süre konuşmadılar fakat daha sonradan tekrardan barıştılar. Kıza anlatmak istiyordu olanları fakat Come'ye sözü vardı ve sözünü bozan biris değildi Philippe. Bir süre babasının iş yerinde bilgisayar başı iş yapan Philippe kendine Harley Davidson firmanın Street 750 modeli olan motorunu almıştı. Motoru ile çok mutluydu motoru ile birkaç Funclup'a katılıp oralarda kendini geliştirmişti ki o mutlu anlarında 82 yaşlarındaki annesini kaybetmişti, mutsuzdu herşeyi oturttuğunda anne acısı onu pek iyi hissettirmemişti. Bir hafta içinde babası ile bu duruma alıştılar fakat ne mi olsun? Babası bu üzgünlüğe dayanamayıp ikinci hafta oda ölmüştü ve Philippe artık hiç olmadığı kadar yanlızdı, düşündü taşındı ve birkaç takım değişiklil yaptı kendinde. Artık inandığı şeyleri savunup hakkını aramaya başladı, babasından kalan şirketi ve mirasları satıp farklı bir şehre yerleşmeyi düşündü, buralardaki dostları ona sırtından bıçak saplamaktan başka bişey yapmıyordu. Bu kararı verip uygulamaya başlamıştı, kolay olmadı tam tamına bir senesi geçti. En sonunda Santos'a vardı ve burada kendine kalacak bir ev, ayağını yerden kesecek bir araç aldı. Yeni dostuklar kuruyor ve gayet sıcak kanlı birisi onun için eşcinsel olması, dış görünüşü kötü olması önemli değil sadece kalbinin nasıl olduğuna bakıyor.