Ufak bir açıklama yapmana yardımcı olmak için yazıyorum. 50k vermek zorunda da değilsin ayrıca

. Klasik eğitim felsefesi anlayışları genellikle Antik Yunan geleneğinden başlar. Aydınlanmacı düşünürlerin zemininde belirli kavram başlıkları altında toplanır. Bildiğimiz klasik İZM'ler üzerinden yapılan yaklaşımların eğitimdeki tanımlaması da diyebilirsin. Preskriptif diye de tanımlanır bazı yerlerde yani
reçete niteliğindedir. Amaçladığı genel anlamda insanı belirlemiş olduğu yollar üzerinde belirli bir öğretim ve terbiyeyi aşılamaktır. Şimdi yaklaşımlar için örnek vereyim,
İdealist yaklaşım, Realist yaklaşım, Ruhsal Yaklaşım buna Spiritüalist de denebilir, natüralist, kültürel, pragmatist, bireyci yaklaşımlar vardır. Bunların temsilcileri için belirli isimler söylenebilir ancak tanımsal olarak bakıldığında bu isimlerin sahipleri bu kavramsal çerçeve adı altında eğitim vermemişlerdir. Antik Yunan'da diyalektik geleneği vardı. Yani insanlar tartışarak ideale ulaşma hevesindeydi. Bunun için çok şiddetli retorik, yani dil oyunu yaparak belagat sanatıyla, hitabetle birbirlerini etkileyerek ikna yöntemi kullanıyorlardı. Kavramsal olarak olumlu ve olumsuz yönlerini çıkartabilirsin.
Şimdi sana birkaç örnek sayacağım ancak mantığını anlaman için basitçe ifade edeceğim.
İDEALİST YAKLAŞIM-İdealist dendiğinde aklımıza genelde PLATON gelir. Devlet kitabında ideal bir yönetimin, ideanın tanımını yapar. İdeal özünde fikirsel olarak ulaşılan en uygun olan anlamına gelir. Platon en iyiye ve en ahlakiye ulaşma yolunda eğitim verilmesini savunur. Bunun olumlu yanı iyi bir toplum inşa etmek için sürekli çabayı gerektirir. Olumsuz yanı ise gerçekleri hesaba katmaz. Herkesin aynı ortamda bulunma imkanı yoktur ve, ideale ulaşmak için en ideal olanlarla ilerlemeyi tercih eder. Yani devleti bilginler yönetecektir, eğitim de idealler, ideal kimseler üzerinden gidecektir. Bu sayede ideal olan kimse o sürekli öne çıkacaktır. Ancak genel manada baktığımızda toplumda çok fazla böyle insanlar olmayacağından diğer insanlara aşırı bir haksızlık ortaya çıkacak ve ufak bir sınıf çıkmasına zemin hazırlayacaktır. İlmi anlamda çok derin bir insan topluluğu yaratabilirken, toplumsal anlamda sınıfsal bir uçurum yaratabilir.
REALİST YAKLAŞIM-Buna da genelde Aristo'yu örnek verirler, Platon'un öğrencisidir Aristo. Aristo, doğaüstü gerçeklere inanmaz, yani ideal ve inanç üzerine sistemini inşa etmez. Burada her insanın kendini gerçekleştirmesi esası vardır. Hep bilinen ve var olan üzerinden hareket eder. Bu sistemde alınan eğitimde fırsat eşitliği yaratılabilir. Herkesin durumları, şartları, hastalıkları, sistematik ve yapısal özellikleri bilinir ve buna göre bir eğitim sistemi inşa edilir. Önemli olan ideal ve en iyiye ulaşma çabası değildir, orada verilmesi gereken temel düzeydeki eğitim sistemi neyse ve sistem neyi sağlamaya uygunsa o araçları esas alır ve onlar üzerinden hareket eder. Olumlu yanı, hayali bir eğitim imkanı yaratmaz, neyi kazandığınız bellidir, neyi kaybettiğiniz bellidir. Olumsuz yanı, mükemmelliğe ulaşmak zorlaşır. Çok tipik ve sıradanlaşan insanlar yaratabilir. Ortanın üzerine çıkmanız daha zor olabilir.
SPİRİTÜALİST (RUHSAL )YAKLAŞIM-Burada da dini eğitimleri örnek verebiliriz. İslami, Hristiyan, Yahudilik vesaire. Dini eğitimler bellidir ve vahiy tabanlı hakiki bilgileri içerirler. Gazali'nin İhya kitabı buna örnektir. İnsanları bağlayarak tek bir yol üzerinden gitmelerini tavsiye eder ve onlara yüce bir bağlılık imkanı sunar. Burada da esas olan dini eğitimlerin iyi öğrenilmesidir. Türkiye'de medrese eğitimleri diyebilirsiniz. Yunus Emre'nin Tapduk Emresi diyebilirsiniz. İnsanın sabrını, maneviyatını derinleştirmeyi eğitim olarak görür ve buna odaklanır. İyi yanı çok sabırlı, dirayetli, nerede nasıl davranmasını bilen bir insan oluşturabilir. Ahlaki açıdan çok derin sağlayabilir. Olumsuz yanı, etrafı yeterince görmeyi engelleyebilir. Çünkü tek bir ruh alanına odaklandığınız için toplumdaki incelemek zorlaşır ve böylelikle biraz toplumdan soyutlanabilirsiniz.
KÜLTÜREL EĞİTİM YAKLAŞIMI-Burada amaçlanan kültürel anlamda derinlik taşıyan insanların yetişmesidir. Mesela hem sanatta iyisiniz, hem sporda, hem okumada, hem sinemada. Çok fazla alanda çok fazla şey bilen insanın entellektüel anlamda ne kadar kendini yetiştirirse o kadar iyi bir yere geleceğini düşünür. Bunu benimseyen Nietzsche’dir. Alman filozof, teorik ve pratik olarak her alanda edinilmesi gereken birikimin olması gerektiğini savunur. Bende bunun taraftarıyım ama bununla Ruhsal eğitim bana göre birleştirilmeli

Olumsuz yanı, çok fazla şey bilebilirsiniz ama iç dünyanızı da belirli bir inanç kimliğiyle doldurmazsanız sürekliliğinizi bu alanda sağlamanız biraz zor olabilir. Nereye gittiğini bilmeyen bir insan olarak her şeyi öğrenme peşinde olursunuz ama amacınız belirli bir istikamete sahip değilse ilk noktada uçuruma düşebilirsiniz. Ama sizi çok zeki ve deneyimli yaşamış, birikimli bir insan haline getirmeyi amaçlar.
PRAGMATİK EĞİTİM YAKLAŞIMI-Buraya John Dewey, ya da aydınlanmacı Avrupalı ekonomistleri koyabiliriz. William James ilk olarak Pragmatizmi bulmuştur. Buna Faydacılık denir. Yani insan kendi faydasını azami seviyeye ulaştırmak üzerine bir eğitim sistemi inşa etmelidir. Mesela nedir faydanız, para kazanmak mı? Bunun için en büyük uğraşı verilmelidir. İşte mutlu bir yaşam mı? Bunun için bütün duygusal yanlarınız geliştirilmelidir. Menfaatleri esas alarak eğitim verilir. Burada derinlik olarak pek fazla bir şey öğrenilmeyebilir ama hayattaki ortak çıkarları görmek açısından ortaya konan bir eğitim sistemidir. Sistemde ne varsa sizin lehinize onları almak istersiniz. Ama başkalarının faydalarını da görmediğiniz durumda ahlaki olmayan bir eğitim sistemi ortaya çıkabilir.
BİREYCİ EĞİTİM YAKLAŞIMI-Bu da öğrenci merkezli öğrencinin kendi bireysel kişiliğine odaklı bir yaklaşımdır. Burada öğrenci ile sen-ben ilişkisi kurulması esas alınır. Yani ideal bir tip ve öğrenci ayrı kimlikler olarak algılanmaz. Siz neyseniz öğretmeniniz de size benzer bir kişiliğe sahipmiş gibi size yaklaşım sergiler. Bunun olumlu yanı öğrencinin öz güvenini arttırırken olumsuz yanı ise saygı ve anlayış bakımından ahlaki değerlerinde problemli kişilerin doğmasına neden olabilir. O öz güveni eğitimin ahlaki değerleriyle birleştirmesi kişi için zorlaşabilir. Genelde varoluşçuluk akımlarıyla ilgilidir. Jean Paul Sartre ya da Albert Camus okuyabilirsin. Camus'un Yabancı adlı ufak bir hikayesi var, güzel bir kitaptır sana da tavsiye ederim bu arada.
NATÜRALİST EĞİTİM YAKLAŞIMIBunda da klasik bildiğimiz Emile Zola, Jean Jack Rousseau gibi isimler vardır. Burada mesele doğaya yakınlaşmak üzere kurulur. Sürekli doğa motifleri yapılır ve tercih edilen hep doğa ve doğal olanda aranır. Bacon, Diderot, Voltaire de bu akımın önemli temsilcilerindendir. İNSAN DOĞASI denilen kavram İNSAN DOĞASINA DÖNMEK denilen kavram burada sıkça kullanılır. Bu yaklaşıma göre insan doğa dışı durumlarla doğasının ötesine itilmiştir. İyiye özüne dönmesi için öğrenci merkezli bir yaklaşımla eğitim verilmelidir. Yani mesela siz doğdunuz büyüdünüz, dışarıdaki çevresel etkenler sizin doğumunuzdan itibaren sizin özünüzdeki doğallığı ve iyiliği zedeledi. Eğitimde amaç o öze dönüşü sağlamaktır. O yüzden ideal noktayı doğal olarak belirler. Bu düşünürlere göre insan doğası gereği iyidir ve iyiye yönelmesi için onun doğal olarak yaptığı şeylere daha fazla ehemmiyet vermesi gerekir. Olumlu yanı insanı daha anlamlı bir kişi yapmak için doğayla iç içe getiren ve doğadaki nesnelerle bağlantı kurabilen doygun bir insan yetiştirir. Olumsuz yanı ise olmayan şeyleri de doğal olarak nitelendirip hayali bir amaçsızlığa da sürükleyebilir. Yani siz her şey doğal diyip de dikene elinizi batırmazsınız. Ona da kontrollü yaklaşırsınız.
Özet olarak her yaklaşımın kendine özgü olumlu ve olumsuz yanları vardır. Bu arada yazdıklarım tamamen kendi okuduğum şeylerden yüzeysel olarak sohbet niteliğinde bir derlemedir. Bu yazıyı kopyalayıp yapıştırmazsın, ama okuyarak temel bazı noktaları anlayabilirsin diye düşünüyorum.
Umarım ödevin için faydalı olur
