Selam ziyaretçi, Rina Roleplay forumuna hoş geldin. Rina Roleplay, Grand Theft Auto: San Andreasın multiplayer istemcisi "SAMP"ın, Türkiyedeki en büyük sunucusudur ve en büyük roleplay platformudur. Eğer Rina Roleplay forum üyeliğin varsa lütfen Giriş Yap veya üyeliğin yoksa hemen Kayıt Ol.
Rumuz: Future Hukuk Bürosu Halkla İlişkiler Yorumunuz: Dosya Future Hukuk Bürosu tarafından devralandı. Samanyolun News çatısında yapılan haberler için kamu personelini rencide etme, hizmetle ilgili her türlü dosya, kayıt, resmi evrak veya belgeyi ya da örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak ve hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak, özel hayatın gizliliği ve asparagas haber yapılması sebebiyle mağdur olan kişi veya kişilerin haklarını korumak için dava dosyası savcılığa verildi. İdari ve tazminat yaptırımlarının uygulanması için dosyayı yakından takip ediyoruz.
Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.
1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler.
Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan¬mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi.
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.
18 Mart 1915: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi. Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:
«İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.
«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla¬mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»
Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek: Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı¬yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.
Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere:
— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ; — «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı. Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beyasak kelimeler kullanmayalım, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8 - 9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu. Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir.
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğdugu sele Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Bu konu hakkında naçizane düşüncelerimi şöyle belirteceğim. Alınan veya kırılan olursa da lütfen kusuruma bakmasın, özür diliyorum.
Öncelikle rekabetin olduğu yerde daha fazla emek ve kalite olur. Ama bu cümleden lütfen LSFMD'nin kalitesiz olduğunu düşünmeyin. LSCH ilk açıldığında da ben yer alıyordum. O zamanlar ASGH ve LSCH arasında tatlı bir rekabet ve hırs vardı. Idlewood taraflarında rol yapanlar LSCH'ye geliyor, Santa Maria civarında olanlar ise ASGH'ye gidiyordu. Ama interiorun genişliğinden ve kullanışlılığından dolayı ASGH daha çok tercih ediliyordu. @DmaTHenn 'in iletisindeki bir yorumlama ile karşılaştım. "Hastanede durup sıkılıyorduk." tabiri kullanmış. Bu konuda yerine göre haklı, yerine göre haksız. Hasta olduğu zaman, inanın zamanın nasıl geçtiğini bilmiyorduk bile. Ama sabahtan tutun akşama kadar (09:00 - 17:00 arası) hasta pek de gelmiyordu. Mesai saatlerinden dolayı kimse orayı da bırakıp gidemiyordu. Ama gelen vakaların yarısından çoğu sol omzundan sıyırık, sağ omzundan sıyırık, avuç içini delip geçen mermi ve bu mermi sonrası fizik tedavi rollerini üstlenmeyen birkaç kişi.
Aslında bakarsak LSFMD diye bir isim altında toplanılması hatalı. Amerika'da devlet hastaneleri bulunmaz. Hastanelerin bir kısmı devlet destekli özel hastane, diğer bir kısmı da özel hastane olarak geçer. LAFD diye nitelendirdikleri durum ise sadece Los Angeles Yangın Departmanı olarak değil, Los Angeles Yangın ve Kurtarma Departmanı olarak geçer. Normal şartlarda LAFD'nin yetki alanı sadece olay yeri vakalarıdır. (Örn: Yangın, bir yerde mahsur kalma, ilk yardım) Hasta, ambulanstan indirildiği an olaya hastane el atar. Yetki alanı oraya girmez. Ama burada bir tık farklılık var. Sayın @Bety 'nin açıklamasını kendimce naçizane bir şekilde yorumlayacağım.
Konu1: Birliğin bir admine verilmesi; dilerseniz ki sizler gibi adminlerin bir çoğu da sürekli olarak aynı rolü yapmak istemeyebilirler ayrıca City Hospital ve Fire Department gibi oluşumlar oyuncuların çok fazla desteklediği ve rollerini çevirmek istediği oluşumlar değil bu yüzden birisi yönetimi alıp ben değiştireceğim "her şey çok güzel olacak" umudu ile alıyor ve bir şeyleri başaramayınca sıkılıp geri bırakıyorlar. Bir çok kişi için bunun böyle olacağına eminim bu tip oluşumların daha önce "Ben gerçekten yapacağım" diyen oyunculara verildiğine de şahit oldum 2 ay sonra çıkmak istiyorlar.
Konu2: Fire rolleri ve hastane rolleri içerisindeki çeşitlilik; Şu anda Fire Department olarak düşünüldüğünde 5 farklı divizyonumuz bulunuyor. a)Arson, cesetlerin incelenmesi ve yangınlardaki nedeni araştırmak için. b)Hazmat, kimyasal madde yangınlarının araştırılması. c)TEMS, özel eğitim almış EMS ekibi, metro ile beraber operasyonlarda bulunabilir. d)Air, ihbarlarda yönelip doğrulamak ve bazı büyük yangın durumlarında yangına müdahele etmek. e) Lifeguard, sahil güvenlik denebilir ancak şu an mevsim bazından düşünerek realistik olmayacağı için pasif tutuyoruz, mayıs ayı gibi açmayı planlıyoruz. Lifeguard hariç diğer birimlerin içerisinde aktif olarak rol yapan kişiler bulunuyor yani Fire tarafında roller gayet detaylı ve düzenli olarak işliyor.
Konu3: Hastane rollerinin Fire içerisinde yapıldığı için aktiflik sorunu ve/veya düzen sorunu, Fire divizyonlarına ek olarak hastane divizyonları da bulunuyor, oyun içerisinde rütbe olarak ayrıca hastane rütbeleri de var. Eğitimi City Hospital'dan farklı değil ve City Hospital'da dönen rolden çok daha fazla rol dönüyor; gerek toplu aşı rolleri gerekse kan alma rolleri dahil.
Konu4: Fire'nin batması, Fire Departman normal işleyişini sürdürürken City Hospital yönetimi bıraktığı için divizyonu bünyemize aldık, iki oluşumunda bu zamana kadar ki en iyi zamanları yaşanıyor şu anda. Yani anlayacağınız ikiside gayet düzenli bir şekilde ilerliyor.
Konu1: Aslında bu konuda biraz ön yargılı davranmışsınız. Bunu gerçekten isteyen ve bu tür roller için kendini geliştirmiş, hevesi olan onlarca insan var. Her oyuncunun bırakacağını düşünmeniz biraz tuhaf, çünkü genellemeye girer. Sonuçta on parmağın onu da aynı değil. Herkesi bir kefeye koymanız konusunda sizi yanlış buluyorum.
Konu 2: ARSON biriminin aslında temel amacı cesetleri değil, yangın nedenini araştırıyor. Bir nevi kundaklama masası dedektifi gibi, soruşturma yönetiyor. Cesetleri ve bulguları raporlar. Cesetler incelenmek üzere Adli Tıp lisansı olan, otopsi yapılabilen en yakın hastaneye götürülür. Cesetleri incelemek Adli Tıp'ın görevidir. Otopsi hastanede yapılır. ARSON birimi de buna göre soruşturmasını sürdürür. Olayın kundaklama olup olmadığını araştırır.
Konu 3: Aktiflik ve düzen sorunu konusunda hemfikiriz. Ama bunun altında yatan temel problem bence hiyerarşi. Karşımızda iletişim kurduğumuz birçok kişinin yaşı bizlerden küçük. O yaşlardaki insanların temel amacı popülite ve yükselme arzusu. Benim kanaatimce IC/OOC bir aile ortamı gibi oluşturulması gerekiyor. Hiyerarşinin sadece ve sadece yapılan hataları bastırma ve çözümleme konusunda soruşturma esnasında işlemesi gerekiyor. (Şu an nasıl işlediğini bilmiyorum. Sadece benim düşüncem.)
Konu 4: Bu konuda çok uzun süredir yer almadığım için yorum yapamam. Ama aktiflik sorunu kendimce yaşamıyorum. En iyi dönemleri olabilir, hak veriyorum.
Ben de açılması taraftarıyım. Rekabetle birlikte daha realistik ve kaliteli roller döneceğine eminim.
LOS SANTOS AVUKATLAR BAROSU ADIM 1 / ÖN BAŞVURU FORMU
BÖLÜM A / KİŞİSEL BİLGİLER
A1. Adınız: Mentha A2. Soyadınız: Mugworth A3. Cinsiyet: Kadın
A4. Boy (cm.): 167 A5. Kilo (kg.): 49 A6. Göz Rengi: Mavi A7. Saç Rengi: Kumral
A8. Doğum Tarihi: 21 Ocak 1996 A9. Telefon Numarası: 5740065 A10. İkametgah Adresi: Dowtown Apartmanı, numara 996
A11. Köken: Amerika A12. Vatandaşlık: Amerika Birleşik Devletleri
A13. Bilinen Diller (İngilizce dışında, dil seviyelerini de belirtiniz.): Rusça, A2
BÖLÜM B / EĞİTİM * Avukat olarak ofis veya büro açmak istiyorsanız ABD hukuk alanında Yüksek Lisans diplomasına sahip olmanız gerekmektedir. * Aşağıdaki soruları kendinize göre eksiksiz bir biçimde yanıtlayınız.
B1. Yüksek Lisans eğitiminizi tamamladınız mı?: Evet.
B4. Eğitim hayatınız boyunca herhangi bir şekilde disiplin cezası aldınız mı?: Hayır.
BÖLÜM C / DEVLET KADROLARI
C1. Daha önce herhangi bir devlet kurumunda bulundunuz mu? Bulunduğunuz mevki ve ayrılma gerekçelerinizi listeleyin:
Hayır.
C2. Daha önce devlet kadrosundan çıkartıldınız mı?
Hayır.
BÖLÜM D / YETERLİLİK
Aşağıda belirtilenleri kendinizce doldurunuz, herhangi bir kopya işlemi tespit edilirse başvurunuzun direkt olarak reddedileceğini unutmayınız. Cevaplarınızın uzun olması durumunda alt satıra geçiş yapabilirsiniz, fakat cevabınız bittiğinde bir sonraki soru ile cevabınız arasında bir boşluk bırakın.
D1. Hukukun işleyişi sizce nasıl olmalıdır?:
Hukukun en başta gelen işlevi kişilere geleceği öngörme imkanı ve keyfiliğe karşı güvenlik sağlamasıdır. .Önceden ilan edilmiş, herkes için geçerli olan bağlayıcı kurallar sayesinde, kendi iş-güçleri, projeleri olan kişiler geleceklerini öngörebilir ve planlayabilirler. Tüm bunlara ek olarak, adaletin daima yerini bulmasıyla birlikte, her ne olursa olsun, adaletin gecikmesiyle gerçekleşen güven probleminin de üstünden gelerek, demokratik bir ortamda sadece insanların değil, tüm canlıların haklarını savunmasıyla birlikte işleyiş olur.
D2. Toplum ve Hukuk ilişkisini detaylandırın:
Öncelikle hukuk, toplumsal bir gerçekliktir. Hukuk, anayasa ve insan hakları yasası kapsamında toplumun can, mal, namus güvenliğini sağlar. Toplumun her türlü çıkarları, hukuk sayesinde kapsamlandırılır.
D3. Hukukun toplumdaki yeri hakkında düşüncelerinizi özetleyin:
Topluluklarının varlığını ve sürekliliğini güvence altına alırlar ve bu anlamda toplumun yaşaması bakımından zorunlu unsurlardır. Hukuk, toplumsal yaşamın bir görünümüdür ve ancak, birden çok insan arasında, bu insanların birlikte yaşamak zorunda bulundukları yerde varlık olanağına sahiptir.
D4. İnsan vicdanı ve hukuk arasındaki temel ilişkiyi özetleyin:
Farklı bakış açılarıyla değerlendirilen vicdan kavramı, onun bireysel ya da bireye ait olma ön kabulüyle hareket etmektedir. Bir başka deyişle bu yaklaşımlara göre toplum, vicdanın şekillenmesinde etkin rol oynayabilmektedir, ancak vicdanın süjesi bireydir. Fakat gerek günlük dilde gerek akademik metinlerde toplum vicdanı kavramı sıklıkla dile getirilmekte ve tam manasıyla bir meşruluk kriteri olarak kullanılmaktadır. Kavram, geniş kullanım alanına sahip olmakla beraber, tek başına bir çalışma konusu olarak aynı ilgiyi görememektedir. Dolayısıyla toplum vicdanı kavramının hukuk ve yargılama ile ilişkilendirmenin öncesinde tek başına değinilmesi ve üzerinde durulması gereken bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum.
D5. 'Meşru Müdafaa' kavramını açıklayınız:
Kendisine veya başkasına yönelmiş bir saldırıyı o anda defetmek için orantılı bir biçimde olması şartıyla işlenen fiillerde ceza verilmez.
D6. Suçsuzluk Karinesini açıklayınız:
Suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrinidir.
BÖLÜM F / ADLİ SİCİL
F1. Daha önce herhangi bir suçtan dolayı gözaltına alındınız mı?: Hayır. F2. Daha önce herhangi bir suçtan dolayı hapise girdiniz mi?: H Hayır.ayır. F3. Halihazırda devam eden bir davanız bulunmakta mı?: F4. Herhangi bir şekilde tazminat cezasına çarptırıldınız mı?: Hayır.
BÖLÜM G / PSİKOLOJİ
G1. Daha önce herhangi bir psikolojik tedavi gördünüz mü?: Hayır. G2. Kullandığınız ilaçlar var ise listeleyin: Hayır. G3. Herhangi bir bağımlılığınız var mı? (Alkol, uyuşturucu, sigara vs.): Hayır. G4. Psikoloji durumunuz (İyi, normal, kötü): İyi
Bu konuya ileti atmamak için kendimi çok zor tuttum. Ama açıklığa kavuşması gereken durumlar var. Yapılanların az bile olduğunu düşünüyorum. Realistik olarak bakarsanız 6-7 araçla ateş açsanız siz o çatışmadan sağ çıkacağını falan mı düşünüyorsunuz? Medium RP, umursama tarzında yanıtlar atacağınıza adım gibi eminim. Buraya daha sonra değineceğim.
Sunucuda illegal birlik kuran ve bu birliklerde rol yapan kesimlerin yüzde doksan dokuzu polise karşı düşman. Yeri geliyor sesli konuşuyoruz, yazışarak konuşuyoruz. "Neden düşmansın? Sebep ne?" dediğimde "uyuşturucu satışıma engel oluyor, beni tutukluyor." gibi sebeplerle geliyorsunuz. Gerçekten neden polislere sıkıyorsunuz? Mantıklı bir açıklamanız var mı? Bence yok. Hood alanına giren tek ekibi CK edin, sesim çıkmaz. Ama adam sırf yapması gerektiği rolü yaptığı için, uyuşturucu kullanımının ve artan suç oranının azalmasını çabalamaları, tamamen LSPD ve LSSD'nin rol konseptini oluşturuyor. Sen uyuşturucu sat, silah sevkiyatı yap, şehrin merkezinde adam vur ama LSPD/LSSD gelip seni tutuklamaya çalışsın, rolünü yapmaya çalışsın, siz de silahınızı çekip pat pat pat sıkın. Sonrasında gelen ekipler sizi sniper, M4 gibi ağır silahlarla düşürünce de "PD/SD şunu kullanmasın, bunu kullanmasın." diye AR-GE açıp, sunucuda legal rol yapanlara kinlenip duruyorsunuz. Bugün dönen rehine olayında da olay sonrasında sahilde "yüzbaşıyı ayağıma kul ettim, köpek ettim." diye Retarted RP yapıp sonrasında buralara geliyorsunuz. Neden PD veya SD'ye ateş açıyorsunuz? Bunun mantıklı bir açıklaması var mı? "Kaçmaya çalıştım." bir bahane olabilir, bunun dışında neden yok?
Onun dışında hanginiz sorgu odasında Fear RP yaptınız? Şimdi oradan çıkıp gelenler olacak. "Neden Fear RP yapmalıyım?", bu sorunun cevabı ne biliyor musun? Daha insancıl bir hayat yaşaman için yapmalısın. Sorgu odasında ekip arkadaşına sıktığın adamın gazabına uğramamak için, karşı tarafa rol pası yapıp dedektif büroya rol salmak için. "Ehehehe, adamıııım! O adam beni sorguda dövemez ki dostuuum, badcooop o!" diye yorumlar da geleceği için yazıyorum. Badcop'a girmiyor aslında bu. Haksız tahrikten memurun suçlaması düşüyor, ama ekran görüntüsü alıp forumda şikayet açmak yerine bunu IC'ye dökemeyen, dökmekten kaçınan insanlar var.
Siz gerçekte 30-40, hadi 1000 kişilik ekibiniz olsun. Siz karşınıza devleti alıyorsunuz. Karşınıza yunus polis çıkıp kimlik istediğinde bile eli ayağı titreyen insanlar nedense oyunda polislere karşı hiç ama hiç Fear RP yapmıyor. Sürekli bir Retarted, sürekli bir üstünlük görme çabası...
Üstte yazdığıma gelecek olursam (Medium RP, umursama tarzında yanıtlar atacağınıza adım gibi eminim. Buraya daha sonra değineceğim) Medium RP arkadaşlar. Sonuçta minigunla taramıyor. Oyun sunucusu, keyif almaya bakın. Ama mantık çerçevesinde.
Ek olarak bir arkadaş şerif ve polislerin savunmasını gülerek izliyormuş. Ama emin ol bizler de bu konuyu hırsından dolayı açan, sadece tek amacı polislere sıkmakla günü bitirenlere gülüyoruz.