LOS SANTOS

İnsanlarla tanışın, hikayenizi yaşayın.

Etkileşim, eğlence ve daha fazlası burada.

Zakharia Ummedov - Kanun ve Gölge' JSO-REDBERET.

Başlatan Josef_Anderson, 12 Ağustos 2025, 02:56:56

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Belgrad, Sırbistan – 2024 Baharı

Zakharia Ummedov her sabah aynı rutini izlerdi: Koşu, sessiz kahvaltı, ardından boş duvara bakan uzun sessizlikler... Özel kuvvetlerden ayrılalı iki yıl olmuştu ama hâlâ geceleri uyandığında ter içindeydi, silahını arayan elleri boş kalıyordu.

Kapının altından sızan zarfı gördüğünde önce dikkat etmedi. Fakat üzerinde tanıdığı bir el yazısıyla yazılmış o isim vardı:

Zarfın içinden çıkan tek sayfalık mektup, onu olduğu yere çiviledi:

"Zakharia... Bu yazıyı sana yazacak vaktim olmadı. Ama biri sana ulaştıracaktır. Eğer bu mektubu okuyorsan, artık hayatta değilim demektir. Silahım yüzünden başım belaya girdi. Polislerden kaçarken... işler kontrolden çıktı. Korktum.

Sana bir şey söylemek istiyorum: Ne olursa olsun, hayatta kalabildiysen, lütfen Santosa'ya gel. Orada bir şey bıraktım. Beni tanıyanlar seni bulacaktır.

— Manzione Hale"

Zakharia, mektubun son satırında kalakaldı. Manzione Hale — eski dostu, geçmişin tozlu dönemlerinden kalma yegâne sırdaş. Silah taşıdığı için polisle karşı karşıya geldiğini öğrenmek Zakharia'yı sarsmıştı. Daha da kötüsü, intihar etmişti. Panik hâlinde, köşeye sıkışmış, sistemin hiçbir çıkış sunmadığı bir adam olarak hayata veda etmişti.

İçini bir öfke sardı. Sistem onu koruyamamıştı. Belki de hiç şansı olmamıştı. Ve şimdi, onun adıyla yanan bu mektup, Zakharia'nın elinde bir vasiyete dönüşmüştü.


Bölüm 2 – Santosa: Sessiz Ateş

Zakharia üç hafta sonra Santosa'ya vardı. Tropik nemin içini saran havası bile bu kasabanın içindeki çürümüşlüğü örtemiyordu. Manzione'nin ölümünden kimse açıkça bahsetmiyordu ama kulaktan kulağa yayılan fısıltılar vardı: Polis tacizi, sokak çeteleri, yozlaşmış yargıçlar... Herkes biliyordu ama kimse konuşmuyordu.

Manzione'nin küçük bir apartman dairesi vardı. Kapının arkasında eski belgeler, bir avuç defter ve tozlu bir silah... Ancak en dikkat çekici şey, odanın duvarına iliştirilmiş hukuk fakültesi başvuru belgeleriydi. Manzione, kendini savunamayacağını anladığında sistemi içeriden değiştirmek istemişti.

Zakharia için bu bir işaret gibiydi.

Zakharia, Santosa'ya yerleşti ve sessizce bir yaşam kurdu. Ancak her gece, mektubun son cümlesi kulaklarında yankılanıyordu:

"Orada bir şey bıraktım."

Sadece belgeleri değil, bir fikir bırakmıştı. Adalete ulaşamayanların sesi olma fikri. Ve Zakharia, bunu yerine getirecekti. 2024 sonunda, yerel bir üniversitenin hızlandırılmış hukuk programına kabul edildi. Yaşı geçmişti, ama zekâsı, disiplini ve keskin hafızası onu diğerlerinden ayırıyordu.

Bir yıl içinde mezun oldu. Şimdi bir avukattı. Ama diğerlerinden farklıydı. O, mahkemeye gelen dosyalarda değil, karanlık sokaklardaki fısıltılarda dava arıyordu.

Zakharia artık mahkemelerde, kimsesizlerin savunucusuydu. Santosa'da genç bir adamı döven polis memurları... Evsizlerin evlerinden edilmesine sebep olan kirli müteahhitler... Yerel çetenin susturmaya çalıştığı tanıklar...
O, onların gölgesiydi.

Ama bu mücadele kolay değildi. Manzione'nin ölümü sadece bir kıvılcım değil, aynı zamanda bir uyarıydı: Bu sistem, doğruları cezalandırıyordu. Ve Zakharia artık bir asker değil, savaşını kelimelerle, kanunla ve stratejiyle veren bir savaşçıydı.

Zakharia, ofisinin duvarına çerçeveletip astığı o mektuba her baktığında bir şey söylerdi:

"Ben burada olduğum sürece, sen ölmedin."