Yoğun iş temposu, daha yoğun bir aşk hayatı. İki aylık bir evlilik. Her ne kadar birlikte yaşlanmak isteseler de bu zamanın yavaş geçmesini daha da fazla istiyorlar. Evet, iki aylık bir süre ancak bu süreçte şiirler, şarkılar yazıldı;
Gözler ki birer parçasıdır, kalbin aynasının, En güzel gözlerin, yaramı iyileştiren bakışların; Vur şanlı silahın ile gönül yarası düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de çok güzelsin!
Her yönüyle mutlu eden bir eş.. Aradığı huzuru gerçekten onun kalbinde buldu. Belki onunla tanışmasaydı bir çok şey olmayacaktı, o Diana'yı, Diana yaptı. Zamanın hızla akıp geçtiğinin farkındalar, bunun keyfini çıkartmak için yarını düşünmüyorlar, evet bu bir hataydı ancak, hayatta ki en güzel şey; tüm kusurlarınızı bilmesine rağmen sizin hala muhteşem olduğunuzu düşünen birisinin olmasıdır...
Kim istemez ki şehirden kilometrelerce uzaklaşıp dağlarda özgürce cross yapmak, metrelerce yüksekten kendini serbest bırakmak. Diana bunu seviyor ve düzenli olarak yapıyor. Hem insanlardan hem de şehrin kasvetli havasından uzaklaşmanın onu gençleştirdiğine inanıyor. Bu gidişle yaşlanması bir hayli zor olacak gibi.
Her güzel şeyin bir başlangıcı olduğu gibi, her güzel şeyin bir de bitişi vardır. Evet, ajans onun için artık bitmişti. Şehirde verdiği hizmet ve emeğin boşuna olduğunu, bu yol ile pekte bir yere varamayacağını düşünen Stankovic, gelir ve kariyerini farklı yollar üzerinden yapma planı aldı. Ajanstan ayrıldıktan sonra derin bir düşünce sonrasında yeni bir aile kararı aldı. Yeni bir hikayeye başlık atıyor olabileceği gibi uzun bir hikayenin sonuna noktayı koymaktan çekiniyordu, bu isteyeceği son şey olabilirdi.
Çeşitli imkansızlıklar, bazı problemler onu şehirde legal yönden kazançtan soğuttu, şehrin adalet düzeni hakkında ufak bir kaç araştırma ile anında bir dönüş ile hayatını şehrin yer altı insanları ile geçirerek şekillendirmeye başladı, ileride hapishaneye girebileceğini düşünmeksizin bu yolda bir yol katetmişti bile yaptığı onca yanlış seçimden sonra bu seçimin de onun için faydası ve zararlarını bilmiyordu, elbette kötü anıları da olacak ancak bu anılarını iyi anılara değiştiremezdi. Her ne kadar iyi birisi olup, şehrin onu bu yola sürüklemesine rağmen, bu yoldan vazgeçmeyecek...
"Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli insan."
Vedalar, belki de insanın başına gelebilecek en kötü anlardır, Diana için de öyle oldu. Uzun zamanlar geçirdiği şehri şimdi terk etmek zorundaydı, hayat şartları bunu gerektiriyor olsa gerek. Santos'u özleyeceğini bilerek gidiyordu, buna mecburdu. Yarım kalan bir hikayeyi tamamlamak dileğiyle, elveda Santos ...