Uçak, iniş takımlarını açtığında havalimanının kemerinde yazan ''Welcome To Miami'' yazısı camın uç köşesinden okunabiliyordu. Havalimanının önünde 1979 model bir Cadillac Seville, onları bekliyordu. Uçaktan indiği andan beri, daha önce görmediği kadar güzel bir şeyin içindeydi. Sahil, kumsal, güzel kızlar.. Lüks araçlar. Tyler, tamamına kadar açık camdan etrafı izlerken Frederico işi anlatıyordu. Söylediğine göre, bir çanta parayı buradaki bir rant sahibinden alıp Fransa'da iş yapan bir adama götüreceklerdi. Bütün bu iş sırasında Tyler arabayı sürecek, Frederico ise teslimatı halledecekti. Basit ve tehlikeli olmayan bir iş gibi görünüyordu. Bal Harbour kumsalındaki bir restoranda akşam yemeğini yerken, işin detaylarını konuştular. Geceye doğru Frederico'nun arkadaşı, Marco ayrılıp Cadillac'ın anahtarını onlara bıraktı. Ondan biraz sonra da amca yeğen, restorandan çıktılar. Tyler direksiyona geçti, Little Havana'da bir barın önünde aracı durdurdu. Frederico araçtan inip, karanlık bir ara sokağa yürüdü. Kendisine açılan demir bir kapıdan içeri girip, kısa bir süre sonra siyah bir çantayla çıktı. Elindeki çantayı sallaya sallaya, sırıtarak caddenin aydınlığına doğru yürürken iki serseri köşeden fırlayıp üzerine çullandı. Gürültülü bir silah sesi, tüm sokakta uğuldadı. Tyler, arabadan fırlayıp etrafı kolaçan ederek karanlığa doğru yürüdü. Frederico yere yığılmış, saçları hafif seyrelmiş şakağından kan sızıyordu. Tyler, bir süre onun başında bekledikten sonra sokağın karşısından gölgeleri seçilen iki devriye memuru, oraya doğru yürümeye başlayınca kaçtı. Ne yapacağını düşünerek, arabayı Miami'nin işlek sokaklarında sürüyordu. Tekrar restorana dönüp birkaç saat önce yemek yediği, Cadillac'ın sahibini sordu. Kasa görevlisinden aldığı sipariş fişindeki adresi aramaya başladı. Her dairesinden farklı sesler yükselen bir apartmandan içeri girdi. İkinci kata çıkıp, 8 numaralı kapıyı tıklattı. Olan biteni Frederico'nun bu İtalyan arkadaşına anlattı. Adam, apartmanın hemen altındaki barda bir iki telefon görüşmesi yapıp, olayı öğrendi. Söylediğine göre Frederico'nun bulaştığı uyuşturucu işini, polis uzun zamandır kovalıyormuş. İşin para teslim kısmından sonra, ayarlanmış birkaç serseri Frederico'nun ipini çekmiş ve parayı, teslim eden tarafa geri kazandırmıştı. Polisin içinden birkaç kişiyle konuştuklarına göre; uçak kayıtları incelendiğinde, soyadı benzerliği sebebiyle Tyler da takibe alınmıştı. Öte yandan Fransa'daki uyuşturucu satıcısı parasını istiyor, aksi takdirde Roma'da da adamlarının bulunduğunu söyleyerek Ocean'ın ailesini ima ediyordu. İşin özünde, Frederico yıllardır teslimat işlerinde kullanılan bir aracıydı. Son yaptığı işinde, son adımda takılmış ve fena toslamıştı. İşin boktan kısmını temizlemek, bütün bu işlere yabancı olan Tyler'a kalmıştı..
Günler içinde; Marco'nun tanıştırdığı, diğer İtalyanlar ile dolaşmaya başladı. Kendisiyle hemen hemen aynı yaşta olan bu çocuklar, sokağa alışmışlardı. Polisin bölgedeki soruşturmasının ardından, işin peşine düştüler. O ara sokağı sık sık izleyip, sözde uyuşturucu almak için bir iki defa içeri girdiler. Mekanın en az korunduğu saatlerde, tabancalarla içeri girip kasayı patlattılar. Tyler ilk defa orada silah tutuyordu. Başka bir zamanda ateşleyebilecek cesareti olmasa da amcası Frederico'yu öldürüp, ailesini tehlikeye atan adamlara karşı gözünü hırs bürümüştü. Çıkarken sıktığı kurşunların, birine isabet edip etmediğinden bile emin olmadan, kasadan aldıkları 500.000 dolara yakın parayla ayrıldılar. Satıcının istediği 200 bin dolarlık payı aldıktan sonra, kendi cebine de biraz ayırdı. Geri kalan büyük kısmı ise Marco ve diğerleri paylaştılar. Marco'nun ayarladığı sahte bir yatırımcı pasaportuyla, paraları uçağa hiç sıkıntı çekmeden taşıtarak Fransa'ya uçtu. Telefon görüşmelerinden edindiği adreslere ulaşıp, parayı satıcıya teslim ederken ailesine dokunulmayacağını, orada kendi dilini konuşan diğer yurttaşlarına da birçok kez tekrarlatarak garantiledi. Bütün bu işlere ilk defa bulaşmış olan bu genç adam, gün geçtikte soğukkanlılıkta ustalaşıyordu. Kendi dili hariç başka bir dil bilmeden, Fransa'da yaptığı kısa tatili sırasında, ailesiyle her telefon görüşmesinde işlerin yolunda gittiğini ve yakında amcası Frederico ile birlikte, ülkeye geri döneceklerini söylüyordu.
Bu işlerden gelen parayı, babasının kabul etmeyeceğini bildiği için kalanını Fransa'da harcayıp son parasını uçak biletine denkleştirdi. İtalya'ya döndüğünde, cepleri tamamen sıfırlanmıştı. Şehir merkezinden, Via Del Corso'ya kadar yürüdü. Marangoz atölyesinden içeri girip babasının yanına geldi. Sakin bir şekilde olanları, ilk defa ona anlattı. Tüm aile, bu olayları hazmetmekte uzun bir süre zorluk çekti.
Her ne kadar ülkeye geri dönmüş olsa da artık kafası dışarıdaydı. Ünlü caddenin altında bulunan eğitim binalarında, dil kurslarına yazılıp ingilizceyi kısa bir sürede öğrendi. 23 yaşlarına geldiğinde, hala atölyede babasına yardım ediyordu. Miami'deki dostlarıyla iletişimi koparmamış, Marco ve diğer çocuklarla sürekli görüşmekteydi. Tekrar dışarı çıkmak istediğini babasına söylediğinde, yaşlı adam onu ikna etmeye çalışsa da oğlunun bu işlerden artık geri dönmeyeceğini hesaplayabiliyordu. Ailesine; sözde sadece iş ve ticaret yapacağı sözünü vererek, Amerika'nın Los Santos Eyaletine bir uçak bileti aldı.
Los Santos
Şehre indiği ilk günlerinde, Temple yakınlarındaki bir taksi merkezinde işe girdi. Kendisine zimmetlenen 2003 model Ford Crown, sarı ve mavi şeritli bir taksi aracını kullanarak bir süre geçimini sağladı. Bu süreçte şehri iyice tanımış, bazı müşteriler sayesinde yeni bağlantılar yakalamıştı. Sohbet etme fırsatı yakaladığı, yaşlı bir adamı bir çok kez Ocean Docks' a taşıdı. Bir gün, bu adamın ekibinde bir şöfor eksiği olduğunu söylemesiyle taksi işinden ayrılıp Limanda, kendisine ayrılan depodaki karanlık bir bodrum katına yerleşti. Rus kökenli bu çetenin illegal işleri ve faaliyetlerinde uzun bir süre bulunmuş oldu. Maksadı açık yakaladığı yerden; çeteye çelme takıp bu işten sıyrılmak olan Tyler, Rusya'dan gelen büyük parti uyuşturucuyu sokağa dağıtmak için kendini yeterince kanıtladı. Günler öncesinden, belli alışverişler şartıyla çetenin ipini çekmesine yardım edeceği bir dedektifle anlaşmıştı. Çetenin kendisinden şüphelenmemesi için ilk partiyi, departmanda legal bir şekilde kullanımı amacıyla bu dedektife piyasanın çok üstünden satacaktı. Bu şekilde çete, uyuşturucu parasını geri getirdiği için ondan şüphelenmeyecek ve bir sonraki teslimatta polis herkesi topladığında, ötekilere gözükmeden kelepçeleri çözülüp elini kolunu sallayarak çıkacaktı. Dedektife yardım etmek için sunduğu teklifin tek şartı, uyuşturucuyu fahiş fiyattan satın almasıydı. Dedektif, terfi alma hevesiyle zaten departmanın bütçesini kullandığına dayanarak bu teklifi kabul etmişti. Sonuçta yüklü miktarda uyuşturucuyu sokağa dağıtılmadan, legal bir yolla departmanın bünyesine katmış ve büyük bir çeteyi çökertmiş olacaktı. İşler onun için yolunda gitmedi. Tyler, dedektife sattığı uyuşturucunun parasından çeteye ayırmamak için daha farklı bir yola girdi. Kazandığı 200.000 dolar ile birlikte, limana geri dönmeden San Fierro'ya sürdü. Ne çetenin ipliğini pazara çıkarmakla heveslendirdiği dedektifin, ne de parasını geri isteyen yaşlı adamın telefonlarını açmıyordu. Günler boyunca, şehirden uzak kalıp gizlendi.
Altı aya yakın süreden sonra Marco'dan aldığı haberlere göre dedektif, departmandaki para açığının tespiti sebebiyle ihraç edilmişti. Aile ise birçok adamını polis ve farklı çetelere karşı kayıp vermişti. Bütün bunları artık bir tehlike olarak görmeyen Tyler, şehre geri döndü. Edindiği yeni arkadaşlarıyla, daha farklı işlere hazırlanırken güçten düşmüş olan yaşlı adamın tehditlerini çekmeye başladı. Arkadaşlarıyla birlikte bir gece klübünden çıkarken, birkaç fedai tarafından uğradıkları saldırıdan sonra yaşlı adamın mesken tuttuğu yeni bölgeyi aramaya koyuldu. East Beach'de zar zor ayakta tutmaya çalıştığı barı tespit ettikten sonra, yeni işbirlikçileriyle beraber işyerini bastı. Yaşlı adamın eski adamlarından birçok fedaiyi kapının önünde öldürüp, iki üç dakikalık bölge tahribatından sonra tekrar sırra kadem basan Tyler Ocean son günlerde tekrar ortaya çıkmış ve Santos sokaklarında dolaşmaya devam etmektedir.
Ek olarak;
Tüm bunlara rağmen Los Santos polisinde, Tyler Ocean'a ait herhangi bir sicil kaydı bulunmamaktadır.