(https://i.hizliresim.com/bnqla1l.png)
Korkuyu hissetmek. Sokaklardaki fısıltılar ve LSPD raporları bizim hakkımızda bunu söylüyordu. Haklıydılar. Korkuyu onlara biz öğrettik. Vespucci'nin yaldızlı kumsallarından lüks kafelerine kadar, turistlerin rahatça gezdiği o sahte cennetin altında yatan gerçeği biz kontrol ediyorduk. Elitler mahallemizi satın alıp bizi kapı dışarı edebileceklerini sandılar. Yanıldılar. Kimse bize 'hayır' diyemezdi. İdeolojik, disiplinli ve kindardık. Bize kafa tutmaya cüret eden herkesin o çelik burunlu botların altında ezildiğinden emin oluyorduk. Hepsi ezildi.
Gençlerden oluşan, öfkeyle bilenmiş kitlelerimiz vardı. Attığımız adımlar, bölgeye sızmaya çalışanların omurgasında ürperti yaratıyordu. Bize karşı çıkmaya cüret edenler, hayatlarının geri kalanında omuzlarının üzerinden arkalarına bakmak zorundaydı. Onların sahip olmadığı bir şey vardı: rahatlık, özgürlük ve huzur. Evlerinden çıktıklarında bunun son günleri olabileceği korkusu akıllarından çıkmıyordu. Bu düşünceler zihinlerini kemiriyordu. Haklılardı. Çünkü güneş battığında sokaklar bizimdi.
2020'lerin başındaki o acımasız yozlaşma ve sokağa atılan işçi sınıfı beyazları... Hepsi bu yeni düzenin bir parçasıydı. Diğerleri gibi köşebaşlarında metamfetamin krizlerine girmedik, torba tutmadık. Zihnimizi uyuşturucuyla çürütmedik. Kanımızı saf ve keskin tuttuk. Siyah taktiksel kargo pantolonlar, kevlar rüzgarlıklar, gamalı haçlar ve Dark Web'den indirilmiş dolu hayalet silahlar... İşte bizim ritmimiz buydu. 2026'nın sokaklarında, geçmişin punk isyanını bugünün paramiliter soğukkanlılığıyla harmanladık.
Bağcıkları sıkılmış botlar, sert bakışlar ve yeraltı boks salonlarında atılan kanlı yumruklar. Sahil şeridini istila eden diğer etnik gruplara karşı rastgele kavgalar etmedik; onlara beyaz gücün ve ırksal üstünlüğün acımasız mesajını verdik. Biz, sistemin bir hatası değildik. Sistemin hak ettiği cezanın ta kendisiydik. Her şey Vespucci'nin arka sokaklarında başladı ve demir bir cephenin gölgesinde sona erdi...