(https://i.hizliresim.com/r9lex25.png)
Kuzey Yıldızı'nın Sancısı: Luna Stern
Almanya'nın güneyinde, uçsuz buçsuz ladin ormanlarıyla çevrili, herkesin birbirini tanıdığı küçük bir köyde doğmuştu
Lukas. Babası, köyün saygı duyulan, sert mizaçlı ve geleneklerine bağlı adamlarından biriydi. Lukas'tan beklenen; atölyeyi devralması, "erkek gibi" davranması ve bu küçük topluluğun kurallarına uymasıydı.
Sessiz DönüşümLukas, henüz on sekizindeyken içindeki kadını,
Luna'yı keşfetti. Şehir merkezindeki bir kliniğe gitmek için her hafta sonu "arkadaşlarla buluşacağım" yalanıyla saatlerce yol kat etti. Kazandığı her Euro'yu, babasının eski alet çantalarının arkasına sakladığı bir kutuda biriktirdi. Gizlice aldığı hormon ilaçları, onun için sadece bir tedavi değil, hayatta kalma ipiydi.
Baba Ocağındaki CehennemAlıntı yapılan: Baba"Benim oğlum bir sapkın olamaz!"
Bir gün babası, Lukas'ın yastığının altına sakladığı mektupları ve ilaçları buldu. O akşam, o sessiz Alman köyündeki evden yükselen bağırışlar ormanın derinliklerinde yankılandı. Babası için bu, aile onuruna sürülmüş bir lekeydi. Lukas'ı bodrum katına kilitledi, telefonuna el koydu ve onu "eski haline" döndürmek için fiziksel şiddete başvurdu. Dış dünya ile bağını tamamen kesti.
Luna'nın ZaferiFakat Lukas, o karanlık bodrumda her gün biraz daha
Luna oluyordu. Vücudundaki morluklar iyileşirken, zihni özgürleşiyordu. Bir gece, babasının sızdığı bir anı fırsat bilip pencereden kaçtı. Yanında sadece biriktirdiği parası ve artık tamamen yabancılaştığı o "Lukas" kimliğini geride bırakan cesareti vardı.
Şehre ulaştığında, resmi işlemlerini tamamladı ve ismini
Luna Stern olarak değiştirdi. Artık o, Almanya'nın o sert kışlarından sağ çıkmış, kendi baharını yaratmış bir kadındı. Babasının tehditleri ve darbeleri onu yıkamamış, aksine içindeki yıldızı parlatmıştı.
Luna Stern artık Berlin gibi büyük bir şehirde, kimsenin onu geçmişiyle yargılamadığı bir yerde, kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir kadın olarak yaşıyor.