RinaV

Şehir İçi => Karakter Tanıtımları => Konuyu başlatan: UnLimiTed_- - 01 Şubat 2024, 16:28:42

Başlık: Paul Rowland [ Karakter Tanıtımı ]
Gönderen: UnLimiTed_- - 01 Şubat 2024, 16:28:42
Kimlik bilgileri;

Adı Soyadı: Paul Rowland

Doğum Tarihi: 20.06.1997

Doğum Yeri: Rusya/Moskova

Kan Grubu: 0RH-


Fiziksel özellikleri;

Kilo: 88

Boy: 1.90

Göz Rengi: Mavi

Saç tipi ve rengi: Dalgalı ve sarı


(https://i.hizliresim.com/qe6bj67.png) (https://hizliresim.com/qe6bj67)

Karakter hikayesi;

Paul, 1997 yılının Haziran ayında Rusya Moskova'da dünyaya gelmiştir. Rus kökenli bir Amerikan vatandaşıdır. Küçüklüğünü Rusya'da yaşamış ve zorunlu olan okul zamanlarınıda Rusya'da geçirmiştir. Okul zamanları ve küçüklük zamanları bir çocuğun güzel diyerek adlandırabileceği şekilde bir çocukluğu olmuştur. Ailesinin tek çocuğuydu ve ebeveynlerinin gözdesiydi. Paul, ailenin tek çocuğuydu tüm gözler onun üzerindeydi. Evlerinin önünden sürekli geçen cosworth Crown Victoria'yı her gördüğünde kendiside bir federal memur olmayı istiyordu. Fakat, her çocuğun kahramanı babası olduğu için bu durum Paul içinde öyleydi ve babasının izinden gitmeyi eyledi.

Babasının eski bir pilot olması Paul'a büyük bir katkı sağlamakla beraber Rusya'da küçük bir tamirhane garajıda bulunmaktaydı. Paul, boş zamanlarında babasının yanında ve arabalarla vakit geçirirdi. Babasının arabalara olan ilgisinden dolayı kendisindede böyle bir ilgi, sevgi yer edinmeye başlamıştı. Arabalara karşı farklı bir gözle bakınmaya başlamıştır. Arabaları incelerken kendi öz dünyasından çıkan Paul, gayet rahat ve kendisini özgür hissetmeye başlamıştı. Babasının iş güzarlığı sayesinde bu ilgisi ciddi bir yer bulmaya başladı. Babasından öğrendiği ve bildiği bilgiler kadarıyla, babasının dükkanında çalışırken kazandığı para ile motoru bitmiş halde olan bir 77 model Chevy Camaro SS markalı bir araç satın aldı. Küçüklük zamanlarında izlediği Transformers filmindede gördüğü Bumblebee adlı karakterin dış görünüş olarak aynısını yapmaya çalıştı ve örnek aldığı araç oydu. Bir süre uğraştı ve uzun bir süre ince detaylar vererek başardı.

Rusya'da düzenlenen belli başlı araç yarışlarına katılan Paul, kendi topladığı Camaro markalı aracıyla bir çok kez başarılı puanlar elde etti.
Hayatına bu şekilde devam ederken Rusya'nın soğuk hava hakimdarlığından sıkılmış ve farklı yerleri görmek isteyen birisi olmuştu. Bir gün Amerika'ya gitme kararı alıp, farklı insanlar tanıyıp daha fazla çevre edinmeyi düşledi ve bunu gerçekleştirmek için kendi adına her ne kadar zor olsada ilk göz ağrısı olan Camaro markalı aracını satışa koydu. Kısa bir süre içinde satılan arabasından elde ettiği para ile Amerika'ya uçak biletini alıp, ailesiyle vedalaştıktan sonra Amerika'ya gitti.

(https://i.hizliresim.com/3rlvelb.png) (https://hizliresim.com/3rlvelb)

Amerika'ya geldiğinde Los Santos'ta olan kuzeni Lucas'ın yanına uğradı ve bir süre onunla kaldı. Santos'taki yaşamı öğrenmeye başladı ve bu konuda Lucas ona öncülük etti. Paul, bu şehire yeni geldiği için ve ilk göz ağrısı olan arabasını sattığı için sınırlı bir şekilde parası vardı ve para kazanması gerekiyordu. Lucas'tan biraz feyz aldı. Bir şeyler öğrenmeye çalıştı. Bir süre gemilerde güvertede, güverte kaptanı olarak iş yapmaya başladı. Bir süre kendisine para kazandırdı ve kuzenine daha fazla yük olmamak adına farklı bir eve, kiraya çıkabildi.

Santos'ta olan polis akademi başvurularını gördü ve çocukluğunda evlerinin önünden sürekli geçen Crown Victoria aklına geldi. Kısa bir süre bu konu kendince enine, boyuna iyice düşündü. Sonrasında ise kuzeni Lucas'a bu düşüncelerini anlattı. Kuzeni onu onayladı ve destekledi. Paul, Polis Akademi sınavlarına başvuru yaptı. Başvurusunu yaptıktan sonra mülakat ve sınavlar için kendisini iyice hazırladı. Belli başlı dövüş teknikleri öğrendi ve silah kullanma bilgileri keşfedip, iyice kavradı. Bir polis adayı olarak kendisi tam olarak hazırdı.

Başvuruların açıklanma vakitleri yakınlaşırken Paul, güverte kaptanlığı olan işini bırakma kararı aldı. Kondisyon açısından kendisini iyice hazırlamaya odaklandı ve ailesininde desteği ile iyi bir biçimde hazırlandı. Bir kaç gün sonra ailesinden gelen kötü haber ile hemen Rusya'ya dönme kararı aldı. Paul'un teyzesi artık hayata gözlerini kapatmıştı. Paul'un annesi ve babası, bir yeğeni olarak teyzesinin bu son günlerinde Paul'un orada olmasını istedi. Rusya'ya döndü ve teyzesini bu son günlerinde yalnız bırakmadı. İki hafta kadar ülkesinde kalan Paul, bu süreçlerde ise akademi sonuçları açıklandığını öğrendi. Paul'un başvurusu onaylanmıştı fakat mülakata yetişemedi ve düşlediği istemler tekrar hayal sınıflarına, kategorisine geçiş sağladı.

Santos'a tekrar döndüğünde akademi ile olan düşüncelerini tamamen rafa kaldırdı ve bir taksi durağında taksicilik yapmaya başladı. Araçlara ilgisi çocukluktan beri olmasıyla beraber taksicilik onun için pek zor bir iş değildi. Bir süre bu işte takıldı ve taksicilik sayesinde şehiri daha fazla öğrendi. Farklı yüzler, yeni isimler tanıdı ve çevre edindi. Taksici olarak bir süre hayatına devam ettikten sonra kenara koyduğu ve vadelendirdiği parası ile kendisine Santos'ta revaçta olan Sultan markalı bir araç alır. Sultan markalı araç Santos'un cidden gözde ve revaçta olan bir arabasıydı. Paul, bu aracın biraz masrafları olduğunu bilerek düşüp bir fiyata aldı. Kendisinin araçlara karşı olan bilgisinden dolayı işte olmadığı vakitlerde kendisinin kaldığı yerde aracıyla ilgilenmeye başladı. Elinden geldiği kadar eksiklerini tamamladı ve aracı düzgün bir hale kullanılacak duruma tam teşekkürlü şekilde getirdi. Kuzeni Lucas'ın sayesinde aracına boyama ve kaplama yaparak aracına görünüş olarakta bir yıldız attırdı.

(https://i.hizliresim.com/3y90cqd.png) (https://hizliresim.com/3y90cqd)

Taksiciliğe devam eden Paul, artık taksi işlerinde kendi aracını kullanmaya başladı. Gerekli evraklarını ilgili yerlerden çıkartıp aracını taksi olarak geçmesinide sağladı. Aracı diğer taksilere göre farklı bir duruşu ile caf-cafıı diğerlerinden ayırıyordu. Aracının bu görünüşü sayesinde geçtiği yolda, girdiği ortamlarda farklılık oluşturmayı başardı. Santos'ta aracı ile seri ve hızlı bir taksici olan Paul, işini seviyor ve arabasını severek kullanıyordu.

Bir gün her zaman durduğu pizzacı önünde durmuş ve müşteri bildirimi yada müşteri bekleyen Paul, J-DOG adında bir adam ile tanıştı. Gecenin sakinliği ile orada kurduğu sohbet ve muhabbet gayet iyiydi. Gecenin sessizliğini bu ikili güzel bir sohbet kurarak bozmuş, vakit geçiriyorlardı. J-DOG'unda arabalara karşı ilgisi olması Paul ile samimiyetini arttırdı. Bir kaç gün benzer konumlarda denk geldiğinde güzel sohbetler edip, dostluklarını dahada bağlanmış bir duruma getirdiler.

Bir gün müşterisini bırakan Paul, Santos'un ucra bir yerinde bir araç topluluğu gördü ve bakınmaktan çekinmedi. Araçların neredeyse hepsi kendisinin Sultan markalı aracı gibiydi. Kaporta eklentileri, arkada nitro metanlar ve egzoz püskürtmeleri... Bunları gören Paul, ortama atıldı ve aracını park edip tabiiki önce araçlara tek tek baktı ve sonrasında insanların toplandığı yere gitti. Orada J-DOG'u gördü ve tanıdığı için onunla konuşmaya başladı ve bir yarış yapacaklarını Paul'a iletti. J-DOG'un daveti üzerine Paul'da Sultan markalı aracıyla bu yarış davetini geri çevirmeyip, katılma kararı aldı. Yarışta bir çok farklı araç vardı. Fakat, bir çoğu sadece sokaktan gelme insanlardı. Araçlar hakkında Paul, kadar pilot birisinden aldığı bilgilere sahip değildi ve arabasını gayet iyi tanıyordu. Arabasının nerede, ne yapacağını bilen Paul yarışın en son sıralarında başlamasına rağmen, damalı bayrak olan çizgiye birinci geldi. 25.000$ kazanan Paul, ortamda tebrik edilirken ani bir polis baskını ile ortamdan herkesin yaptığı gibi topukladı.

Peşinde polis olmadığından emin olduktan sonra aracını bir kuytu köşeye bıraktı ve üstünü falan tamamen kapatıp bir kaç gün aracını kullanmadı. Bu süreçte etrafta free takılan Paul, tekrardan J-DOG ile denk düştü ve onların araçlar için Hell's Street Garage adında bir garaj kuruluşu olduklarını öğrendi ve katılım davetini J-DOG'tan aldı. Araçlara olan ilgisi ve geçenlerde yaşadı bu atraksiyonlar onun bu daveti kabul etmesini tamamen zorladı, daveti Paul kabul etti.

Hell's Street Garage adına hayatına devam eden Paul, burada bir çok dost edindi ve garajın saygı değer sürücülerinden oldu. Bir süre garajda tamirhane sorumlusu olan Paul, daha sonrasında sürüş becelerini daha fazla gösterdi. Hünerlerini gösterdikten sonra garaj içerisindeki oylamalar ve onaylamalardan garajın yaptığı özel işlerdede araç sürücülerinden olmayı başardı. Başarılarıyla garajda bu şekilde devam eden Paul, garajın efsanelerinden olan Theodore Douglas [T-DOG] ile tanıştı. Artık garajın saygı değer insanlarından olup, herkesin saygısını kazanmış ve kemik kadrolarından birisi olmuştu. Santos'ta bu ekip ile beraber tüm araç işlerinde imzalarını koyan insanlarda oldular. Aynalarında bir çok kez kırmızı/mavi çakar görmüş olsalarda asla gazdan ayağını çekmeyen sağlam şoförler oldular.

(https://i.hizliresim.com/tb41z4u.png) (https://hizliresim.com/tb41z4u)

Paul, bir süre sonra babasından gelen kötü bir haber ile hayatı tamamen yıkıldı ve ekiptekilere haber ederek bir süre garajda olamayacağını bildirip hemen Rusya'ya dönmüştü. Annesi bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Bu durum Paul'u çok üzmüştü. En çok sevdiği şeylerden olan arabalar, gözünü kırpmadan canını bile vereceği annesini ondan alması sonucu bu durum Paul'u tamamen bir yıkıntı haline getirdi. Paul'un hayatında en çok sevdiği kadın, annesi artık yoktu ve ölmüştü. Son günlerinde annesinin yanında oldu ve babasına desteklerini esirgemedi.

Annesinin ölmesi sonucu hayatı tamamen yıkılmış olan Paul, alkole başladı ve Rusya'da bir sığıntı gibi yaşamaya başladı. Her gece alkol almadan uyumayan bir adam olan Paul, garajdaki arkadaşları ile hiç görüşmedi. Aradan belki bir kaç ay yada yıl geçtikten sonra bir gece gene alkol almış ve sokakta yürürken bir kaç sokak zibidisine denk gelen Paul, onlar ile dövüşmek durumunda kaldı. Her ne kadar tekniği olsada sayı üstünlüğü sokaktakilerde olduğu dayak yemekten Paul kaçamadı ve konuşamayacak duruma kadar dayak yedi. Güneş doğana kadar, sabah olana kadar dayak yediği yerden kalkamayıp, yarım kalan içkisini bitirmeye çalıştı.

Bu dayak aklını başına getirdi ve kendine çeki düzenm vermek için işe koyuldu. İlk işi alkole biraz ara vermek ve olabildiğince aza düşürmek oldu. Rusya'da Amatem gibi bir kuruluşa babasından gizli şekilde alkolü bırakmak ve azaltmak için bir süre yatış yaptı, orada kaldı. Orada bir kaç ay kaldıktan sonra artık nefsine hakim olabilen Paul, artık geride kalan günler gibi her gece alkol tüketmiyordu. Yediği dayaktan dolayı biraz şaftı kaymıştı. Fakat aradan geçen günler doğrultusunda façasını tekrardan toparlamış ve eski Paul gibi babasının karşısına çıkmıştı. Annesinin vefaatından dolayı artık Rusya'da kalmak istemeye Paul, babasına bunu açıkladı ve babasınında yanında Amerika'ya gelmesini istedi fakat babası bunu kabul etmedi.

Paul, babasını geride bırakmak istemedi fakat babasıda onun Amerika'ya hayatını tekrardan eski düzenine sokması için teşvik etti. Babasının bu desteği ile Paul, tekrardan Amerika'ya gitti ve Los Santos'ta tekrardan yaşamaya başladı. Yaptığı garaj işlerinden dolayı evi halen duruyordu. Evini toplamaya başladı ve bir iş bulmaya çalıştı. Bir süre balıkçılık yaptı ve bir şeyler yapmaya çalıştı. Şehirde taksi/uber gibi ulaşım şeyleri onu çok bağlamıyordu ve kazandığı paraya göre verdikleri hizmet çok pahalı geliyordu. Borç, harç bir şekilde kendisine 98 model BMW 7.40li(jd_oracle_v12) aldı. Bir süre bu şekilde takılmaya devam etti.