KİRLİ YAŞAMLARIN PARLAK YÜZÜ: AMERİKAN RÜYASIAmerikan Rüyası, Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal etosudur ve temsilî demokrasi, haklar, özgürlük ve eşitlik gibi idealleri içeren bir dizi kavramdır. Özgürlük, kişisel refah ve başarı için fırsat olarak yorumlanır ve bireyin kendisi ve çocukları için yükselme olanaklarını, az engelle karşılaşarak kapitalist bir toplumda sıkı çalışma yoluyla elde etmesini içerir.
"Amerikan Rüyası" terimi, James Truslow Adams tarafından 1931 yılında ortaya atılmıştır ve toplumsal sınıf veya doğum koşulları gözetmeksizin "herkes için hayatın daha iyi, daha zengin ve daha dolu olması gerektiği, yetenek veya başarıya dayalı olarak herkese fırsat sunulması" fikrini ifade etmektedir. Amerikan Rüyası'nın savunucuları genellikle prensiplerinin Amerika Birleşik Devletleri Bağımsızlık Bildirgesi'nden kaynaklandığını iddia ederler. Bağımsızlık Bildirgesi, "tüm insanların eşit yaratıldığı" ve "yaşam, özgürlük ve mutluluğu arama" haklarına sahip olduğunu belirtir. Aynı şekilde, ABD Anayasası'nın önsöz kısmı da benzer şekilde kullanılır. Anayasa, amaçlarından biri olarak "Özgürlük nimetlerini kendimize ve gelecek kuşaklarımıza sağlamak" ifadesine yer vermektedir.
Amerikan Milliyetçiliği, Amerikan İstisnacılığı ve TrumpizmMilliyetçilik ve Amerikancılık, modern Amerika Birleşik Devletleri'nde konular olmaya devam ediyor. Örneğin siyaset bilimci Paul McCartney, bir inanç ve misyon duygusuyla tanımlanan bir ulus olarak Amerikalıların çıkarlarını insanlığın çıkarlarıyla eşitleme eğiliminde olduklarını ve bunun da küresel duruşlarını şekillendirdiğini savunuyor.Bazı durumlarda, bir tür etnosentrizm ve Amerikan istisnacılığı olarak kabul edilebilir.
Amerikan siyasetinde tarih boyunca yer alan kendine özgü koşullar nedeniyle, milliyetçiliği hem bir dizi liberal, evrensel siyasi ideale bağlılık hem de bu ilkeleri küresel olarak yaymak için algılanan bir sorumluluk açısından gelişmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nin liberal değişimi yaymaktan ve demokrasiyi dünya siyaseti ve yönetişimi boyunca teşvik etmekten sorumlu olduğu anlayışını kabul etmek, neredeyse tüm Amerikan dış politikasını tanımladı. Bu nedenle, demokrasinin desteklenmesi sadece dış politikanın başka bir ölçüsü değil, daha çok ulusal kimliklerinin ve siyasi kararlılıklarının temel özelliğidir.
2001'deki 11 Eylül saldırıları, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir milliyetçi ifade dalgasına yol açtı. Buna, yalnızca düşük gelirli Amerikalıları değil, aynı zamanda
orta sınıf ve üst sınıf vatandaşları da içeren askere almada bir artış eşlik etti.
Amerikan istisnacılığı birbiri ile ilintili üç düşünceden biridir. Birincisi Amerika Birleşik Devletleri tarihi doğal olarak diğer milletlerinkinden farklıdır. Bu bakış açısında, Amerikan istisnacılığı Amerikan Devriminden köken almaktadır, bu şekilde siyasal bilimci Seymour Martin Lipset'in "ilk yeni millet" olarak adlandırdığı oluşuma yol açmış ve özgürlük, siyasal ve sosyal eşitlik, bireycilik, cumhuriyetçilik, demokrasi ve serbest girişimcilik değerleri üzerinde Amerikanizm adıyla, özgün bir Amerikan ideolojisi gelişmiştir.
İkinci düşünce ABD'nin dünyayı dönüştürmek için benzersiz bir misyonu olduğudur. Abraham Lincoln'un Gettysburg konuşmasında(1863) ifade ettiği gibi, Amerikalılar "Tanrı'nın şahitliğindeki bu ülkenin yeni bir özgürlük doğuşu yaşamasını sağlayalım ve halkın, halk tarafından halk için yönetimi olduğu bu devlet yeryüzünden silinmesin." ifadesini gerçekleştirmekle görevlendirilmişlerdir. Üçüncü düşünceye göre tarihi ve misyonu Amerika Birleşik Devletleri'ne diğer uluslara göre bir üstünlük sunmaktadır.
Alman profesör Sieglinde Lemke şunları söylemektedir: "Özgürlük Heykeli kendisini istisnai bir ulus olarak görme duygusunun ABD'nin doğal genişlemesini hak gören içselleştirilmiş misyonunu belirtir."
| (https://cdn.discordapp.com/attachments/867398737664278558/1115762986376761435/memleketpartilitoxin.png) | Ancak geçtiğimiz yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin kültürel tarihine etki edebilecek düzeyde bir profil Amerika'nın siyasetinde yükseliş gösterdi. Başkanlık hırslarıyla genellikle dikkate alınmayan Donald Trump bu sefer çok üst düzey bir seçim kampanyası yürüterek seçimi kazandı. Belki de uzun bir dönem boyunca gündemde kalacak Trumpizm ideolojisi onunla birlikte yükselecekti. Başkan Donald Trump bir milliyetçi olarak tanımlandı ve bu terimi kendisi benimsedi. Eski Beyaz Saray Baş Stratejisti Steve Bannon, Başkan Stephen Miller'ın Kıdemli Danışmanı, Ulusal Ticaret Konseyi Direktörü Peter Navarro, Başkan Sebastian Gorka'nın eski Yardımcısı, Başkan'ın Özel Yardımcısı Julia Hahn, eski Stratejik İletişim Başkan Yardımcısı Yardımcısı Michael Anton, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ticaret Bakanı Wilbur Ross, Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer, eski Ulusal İstihbarat Direktör Vekili Richard Grenell, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John R. Bolton ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, federal hükûmet içinde bir "milliyetçi kanadı" temsil etmekte olduğu tanımlandı. |
Şubat 2017'de The Atlantic'te yayınlanan bir makalesinde gazeteci Uri Friedman, "popülist ekonomik milliyetçiyi", Trump'ın Cumhuriyetçi Ulusal Parti'ye yaptığı açıklamalarda tanıtılan "19. yüzyıl ABD Başkanı Andrew Jackson'ın "popülizmini" örnek alan yeni bir milliyetçi hareket olarak tanımladı. Stephen Miller ve Steve Bannon tarafından yazılan bir konuşmada Kongre. Miller, yardımcısı olarak çalışırken Senatör Jeff Sessions'ın "ulus-devlet popülizmi" biçimini benimsemişti. Eylül 2017'ye kadar, Washington Post gazetecisi Greg Sargent, Bannon, Breitbart, Miller tarafından "tanımlanan" "Trump'ın milliyetçiliğinin" ve "Trump çevresindeki "popülist ekonomik milliyetçi" birliğin geri kalanının" Trump seçmenleri arasında titrek bir desteğe sahip olmaya başladığını gözlemledi.
Alıntı YapVetodaki Radikal Demokrat Pasajlar — Andrew Jackson
Asıl etkiyi 1838 yılında bankanın imtiyazının uzatılmasıyla ilgili yasaya karşı koyduğu vetoda yer alan radikal demokratik pasajlar sayesinde uyandırdı. Zenginler ve güçlüler hükûmet uygulamalarını haddinden fazla kendi çıkarları için suistimal etmişlerdi. İnsanlar tarafından yaratılan kurumlar belki yeteneklerde, tahsilde ve refahta eşitlik sağlayamazlardı. Ama yasalar bu doğal ve adil avantajlara unvan, imtiyaz ve özel ayrıcalık sağlayarak ve zenginleri daha zengin, güçlüleri daha güçlü ederek suni ayırmalar eklerse; O zaman toplumun sade üyelerinin hükûmetlerinin adaletsizliğini şikayet etmeleri hakkıdır. | (https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/bf/US20-front.jpg/220px-US20-front.jpg) |
O zamana dek hiçbir Amerikan başkanı, Amerikan ihtilalinin cumhuriyetçi ve radikal demokratik potansiyelinin hükûmetin ahlaki vazifesi olduğunu daha güçlü ifade etmemişti.
Ayrıca Jackson'ın resmi 20 ABD dolarının ön yüzünde bulunmaktadır.
Amerikan Milliyetçiliği ve 'Irk Savaşı': Trump'ın Azil Sürecinin Ardındaki Tehlike
Yazar: John Taylor Yayım Tarihi: 25 Ekim 2019
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın eski kampanya direktörü ve günümüz "Sağ-popülist Enternasyonali"nin manevî babası sayılan Steve Bannon, geçtiğimiz günlerde New York Post'a verdiği özel röportajda Trump'ın "6 hafta içerisinde" azledilebileceğini iddia etti.
Söz konusu iddia, beraberinde Trump'ın 30 Eylül 2019 tarihinde rahip Robert Jeffress'in sözlerini alıntılayarak paylaştığı, "Eğer Demokratlar Başkan'ı azletmeyi başarırlarsa, bu durum ülkede iç savaşa benzeyen bir kırılmayı tetikler" mesajını yeniden gündeme taşıdı. ABD'de Trump'ın iktidarının yolunu büyük ölçüde adına "derin Amerika" diyebileceğimiz WASP ("White Anglo-Saxon Protestant" - Beyaz, Anglosakson ve Protestan) kesiminin açtığı bir sır değil. Bu grup, ABD'nin tarihteki "ulusal" etnik ve dinî kimliğinin inşasında önemli roller oynamış ve sorumluluklar üstlenmiştir.
Başlangıçta ve özellikle de 19.yüzyılda WASP kesimler güçlü bir Papa karşıtlığı (Katolikliğin reddi) ve İrlandalı göçüne yapılan şiddetli itirazlarla hareket etti. Akabinde Meksikalı ve Çinli göç dalgalarıyla yüzleşen WASP'lar kendi politik örgütlenmelerini kurdular. Meşhur Ku Klux Klan (KKK) işte böylesi bir tepki ortamında 1865 yılında doğdu. Elbette tasvir edilen eksendeki "tek" teşkilat olmasa da, bir süreliğine en tayin edici olanı olmayı başarmıştır. 20. yüzyılın ilk yıllarına kadar nispeten gizlilik esasına dayanarak davranan örgüt, 1920'li yıllara gelindiğinde ise müthiş bir kitleselleşme tecrübe etti. | (https://cdn.discordapp.com/attachments/867398737664278558/1115763509674922065/sevgilimdenayrildimsampbirakiyom.png) |
KKK: Amerikan Milliyetçiliğinin Modern NüvesiGerçekten de 1920'li yılların ortalarında KKK, ABD'de 4,5 milyon üyeye ulaşmıştır. Meksikalıların, Çinlilerin ve siyahîlerin yanı sıra KKK Katoliklere, Yahudilere ve komünistlere karşı da bayrak açtı. Katoliklerin Vatikan'ın, Yahudilerin diasporanın ve komünistlerin Moskova'nın hizmetinde olduğu görüşünü serdeden grup, aynı zamanda eğitim müfredatındaki Darwinist kuramı da kıyasıya eleştiriyordu.
1944 yılında tasfiye edilen KKK, çeşitli baskılara rağmen bir "marka" olarak varlığını muhtelif şekillerde sürdürmeyi başardı. Öyle ki, 1980'li yıllara gelindiğinde grubun hâlâ 10 bine yakın üye sayısı mevcuttu. Zaman ilerledikçe marjinalleşen örgütün üye deposu artık 3 bin sınırının dâhi altına inmiş durumda. Ancak hâl böyle olsa bile, KKK içinden pek çok "beyaz ırkçı" ve "köktenci-ırkçı Hristiyan" oluşumlar zuhur etmiş ve mesafe kat etmiştir. KKK, Amerikan ırkçı-Hristiyanî milliyetçilik formatında ağırlığı yadsınamayacak bir nüve teşkil ediyor.
Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip ABD'deki Hristiyanî örgütlenmeler büyük ölçüde Siyonist akımın ablukasına alınmışsa da, çekirdek yukarıda bahsini ettiğim 1920'li yıllar sürecinde oluşmuştur.
Peki, bu tarihsel perspektifin bugüne dair etkileri ve izdüşümleri nelerdir?
Amerikan Milliyetçiliğinin "İç Tehdit" Algısının İnşasıTrump, esasen WASP oylarıyla iktidara geldi. Bunu biliyoruz. Keza Trump, ABD'de WASP'ların Birinci Dünya Savaşı öncesinde geliştirdikleri milliyetçi pozisyonların bir bölümünü de bugün itibariyle ete kemiğe büründürüyor.
1914-1918 aralığı evvelinde Amerikan (WASP) milliyetçiliği ABD'nin dünya meselelerine dair bir bakış geliştirmesinin zaman kaybı olduğuna inanıyordu. WASP'lar kuşatıcı bir eskatoloji idrakiyle beslenen dinî inançları gereği, o yıllarda dünyanın sonunun yakın olduğunu düşünüyorlardı. Dolayısıyla dünya işlerine dair olağanüstü bir kayıtsızlık sergiliyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yine nispeten içe dönük-kapalı bir tarz benimseyen Amerikan milliyetçilerinin odağında iç bünyedeki "zararlı" ve "sakıncalı" unsurlar bulunuyordu.
Kabul edilen ideolojik tutum gereği "Amerikalılık" kimliği bunlardan arındırılmalı ve saflaştırılmalıydı. 1920'ler işte tam da bu yüzden Amerikan milliyetçiliği özelinde seçkin bir laboratuvar işlevi görmüştür. İlginçtir, Donald Trump'ın babası Fred Trump, tam da o yıllarda, 1927'de, New York kentinde vuku bulan bir KKK eylemi esnasında gözaltına alınmıştı.
Yine not edilmelidir ki, Trump'ın 2016 kampanyasına en büyük desteği verenlerden biri David Duke idi. Bilindiği üzere Duke, 1976 yılında KKK Şövalyeleri'nin ("Knights of the Ku Klux Klan – KKK) liderliğini yapan ve "beyaz ırkın üstünlüğü" safsatalarını bulunduğu her yerde alabildiğine yayan tartışmalı bir figür. Bu ve benzeri "tesadüfler" silsilesi elbette meselenin özünü, esansını yakalamamıza olanak vermiyor.
Somut veriler ışığında ilerlendiğinde ise bilhassa bir araştırma Trump'ın niçin halktan bu denli büyük bir destek aldığını da gözler önüne seriyor. 2018 yılında Andrew L. Whitehead, Samuel Perry ve Joseph Baker adlı araştırmacıların imzasıyla Sociology of Religion dergisinde yayımlanan bir makalede, Trump'a oy verenlerin kahir ekseriyetinin "Hristiyan milliyetçiliği" faktöründen etkilendikleri ortaya çıktı. Araştırmada federal hükûmetin ABD'nin bir "Hristiyan ulus" olduğunu ilân etmesi gerektiğini, ABD'nin başarısının bir "ilâhî plan" çerçevesinde anlam kazandığını, devlet-Kilise bütünlüğünün tesis edilmesi gerektiğini vb. düşünen söz konusu kitlenin, bu uğurda çaba sarf edeceğine kani olduğu için Trump'a oy verdiği aktarılıyor.
ABD merkezli Pew Research Institute, Brookings Institution ve Public Religion Research gibi kuruluşlar ABD'de beyaz nüfusun 2044 yılından itibaren azınlık statüsüne geçeceğini ifade ediyor. Dolayısıyla bu noktada Trump'ın kampanyasında kullandığı "Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) sloganının işaret ettiği gerçeklik daha da berraklaşıyor.
(https://cdn.discordapp.com/attachments/792707639032807464/1115427028385144953/2323232.png)
"Milliyetçi Nebula" ve Ufuktaki "Irk Savaşı"KKK'nın bugün itibariyle somut ve keskin bir yaşayışı yok belki, doğrudur. Ancak KKK, ardında 2019 yılına değin uzanan bir "milliyetçi nebula" miras bıraktı. Köktenci Hristiyanların, beyaz ırkçıların ve diğer bilumum milliyetçi blokların ahenk içinde koordine olduğu/edildiği bir siyasî düzlemden bahsetmek mümkündür. National Alliance (Ulusal Birlik), Atomwaffen Division (Atom Bombası Bölüğü) ve Nationalist Front (Milliyetçi Cephe) vb. milliyetçi grupların faaliyette bulunduğu ABD'de özellikle 2000'li yılların başlarından itibaren internet forumları oldukça belirleyiciydi.
Bugün irili-ufaklı müstakil kiliselerin periferisinde yahut doğrudan milliyetçi örgütler bünyesinde bir araya gelen bir Amerikan milliyetçiliği olgusu var. Başka bir deyişle WASP, demografik anlamda Amerika'yı "başkalarına" terk etmek, bırakmak istemiyor. İstemediği için de hem legal hem de illegal tarzlarda örgütleniyor. Southern Poverty Law Center adlı kuruluşun kamuoyuyla paylaştığı istatistiklere göre 2014 yılından bu yana ABD'de "radikal sağ" ideolojilerden ilham alınarak gerçekleştirilen şiddet eylemlerinde bugüne kadar 81 kişi hayatını kaybetmiş.
Söz konusu kayıpların yaklaşık 40'ı ise sadece 2018 yılında kaydedilmiş.
12 Ağustos 2017 tarihindeki Charlottesville olayları ve 3 Ağustos 2019 tarihindeki El Paso saldırısı bu anlamda Amerikan milliyetçiliğinin hem bireysel hem de kolektif biçimde eyleme geçebileceğini, dahası eyleme geçmeye hazır olduğunu ispat etti.
Alıntı YapABD'nin Charlottesville kentindeki olaylar: Açıklamasında ırkçılardan bahsetmeyen Donald Trump'a tepki
ABD Başkanı Donald Trump, Virginia Eyaleti'ne bağlı Charlottesville kentinde, beyazların üstünlüğünü savunanların gösterileri sonrası ortaya çıkan şiddet olaylarının ardından yaptığı açıklama nedeniyle eleştirildi. Peşpeşe gelen mesajlar sonrası Beyaz Saray bir açıklama yayınladı ve bu açıklamada ABD'de beyaz ırkın üstünlüğüne inananlar (white supremacists)
ve neo-nazi ifadeleri yer aldı. Trump'ın açıklamasında ırkçı gruplardan isimleriyle bahsetmemesi bazı senatörlerin tepkisine neden olmuş, Colorado'dam Senatör Cory Gardner,
"Başkan şeytan'a ismiyle hitap etmeli" demişti.
Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Toplumda ırkçılığa hiçbir şekilde geçit verilmemeli, white supremacists ve neo-nazi'ler" yazdı.
Charlottesville kentinde çıkan olaylarda bir kişi öldü, yaklaşık 30'dan fazla kişi yaralandı.
Amerikan Rüyası'nın Toy İşbirlikçisi — Amerikan Özgürlükçüleri DerneğiAmerikan Özgürlükçüleri Derneği, yeni nesil Amerikan milliyetçiliğini savunan yüzlerden oluşan zümreyi temsil eder. Milliyetçi Nebula mirasçılarını besleyen ve onları maşa eden derneğin radikal sağ ideolojilerinden ilham alınarak gerçekleştirilen şiddet eylemlerinde fitili ateşleyen unsurlardan birisi olduğu yakın süreçte ortaya atılan iddialar arasında bulunuyordu. Ancak dernek yetkililerinin ve mensuplarının söylemlerine bakıldığında bu iddiaların tam tersini öne sürdüklerini ve milliyetçi ideolojilerini insan haklarını göz önünde bulundurarak barış ortamını esas alarak yönettikleri fark ediliyor.
Derneği söylemleriyle örgütleştirmeye çalışan köşe yazarları ve gazetecilerin iddialarının kesinlik kazanmamasıyla birlikte derneğin misyon ve vizyonunun ırk kardeşliğini savunmak, kültürel değerleri yükseltmek, kültürel aşınmayı önlemek, göçmen haklarını savunmak (?) olduğu fark edilebilir. Ayrıca dernek üyelerinin Trump yanlılığı ve ırkçı söylemleri derneğin misyon ve vizyonuyla ters düşmesine sebebiyet veriyor.
(https://cdn.discordapp.com/attachments/1191434850540998697/1201111775819612220/SS1.jpg?ex=65c8a182&is=65b62c82&hm=53c4abca2f34c3f91ab5597f710986872b23938985b752ec4b4826c72e1f76b5&)
Cemiyetin en başında bulunan isim, Robert Brockden.
Şehirde uçan kuşu bile takip altına alır.
Güzel hikaye, sağlam ekip. Yolunuz açık olsun kardeş.
Her zamanki gibi kalite kokuyor, başarılar. 🔥
Başlasana kardeşim daha amerikan milliyetçisi olacağız siyahi karakter ile.